AŞMUNİKAL: GERÇEK GÜNDEM HABERİ

gercekgundem

İlk romanı yayımlanan Nevres ARİF alışılmadık bir yazar. Yeni tanıştığımız yazarlar arasından AŞMUNİKAL adlı romanıyla çok kısa sürede sıyrılacağı su götürmez bir gerçek. Bambaşka bir üsluba ve tekniğe sahip ARİF.

Matbuat yayınlarından çıkan AŞMUNİKAL’in konusu da çok ilginç. Elazığ doğumlu yazar, bugüne kadar pek de işlenmemiş bir dönemi, Hititleri anlatıyor. Fantastik bir dünyada sürükleyici bir maceraya tanık oluyoruz. Bir yandan inancın ve sevginin insan egosuyla çatışmasının Hitit ülkesinde yol açtığı anarşiyi diğer yandan da Ahura Mazda inancının günümüz Anadolu’sundaki izlerini sürüyoruz.

asmunikal

Nevres ARİF, AŞMUNİKAL’e bir şiirle başlamış:

“Analar doğurmaz bu topraklarda çocukları,
Topraktır doğuran onları.

Çetindir koynunda yaşam, her ruh ateşle sınanır
Her ırktan melanet, Işığını boğmak için saldırır;

Kılavuzluk eder -ne yazık ki- bu habasete özünü yitirmiş evlatları
İşte tam da bu yüzden ebediyete taşır Anadolu, özü aşk olan çocuklarını.

Derler ki müsebbibidir bunun, Nesice Konuşanların Tavanannası
İnancına ihanet etti Ahura Mazda’nın, Ahriman’a ram etti bu toprağın yazgısını

Binlerce yıl ötelenen muharebe tekrar başlasın
Melanetin zehirlediği ruhlar, yeniden dirilen aşkla arınsın

Yeniden hayat bulsun İştar’ın müridleri
Tekrar yazılsın Levh-i Mahfuz’a kaderleri

İşte tam da bu yüzden bu borç her birine ödenmiştir.
Çünkü bu hikâye; Anadolu’nun ışığı solan kızlarının, oğullarının hikâyesidir.”

Kitabın ilk sayfasındaki bu şiir, aslında nasıl bir yazarla karşı karşıya olduğumuzun da ipuçlarını veriyor.

 

Nevres ARİF’e ve dolayısıyla AŞMUNİKAL’e edebiyatseverlerin ilgisinin büyük olacağına eminiz.

 

BİR İHANET HARİTASI: BÜYÜLEYİCİ BİR ÖYKÜ (PW KRİTİĞİ)

pweekly

Waiting (Bekleyiş) kitabıyla National Book Award ve PEN/Faulkner ödüllerini kazanan yazar Ha Jin bu kez, bir kadının, babasının devletine ve ailesine sadakatinin sınırlarını sorguladığı bir kitapla geliyor. Hikâye günümüz ve 1949-1989 yıllarını kapsayan dönemler arasında değişimli olarak ilerliyor. Günümüzde; Amerika doğumlu Lilian Shang, babası Gary’nin Mao yönetimine bilgi sızdıran Amerikada yerleşik bir Çinli casus olarak gizemli hayatını çözüyor. Babasının geçirdiği evrimin öğrenciliğe, ajanlığa ve sonra mahkûmluğa ait parçalarını bir araya getiriyor; zira sonunda CIA tarafından üst bir-ihanet-haritasidüzey bir köstebek olarak yakalanıyor. Lilian araştırmasını öncelikle Gary’nin uzatmalı metresi tarafından Lilian’a miras bırakılan kapsamlı günlükleri üzerinden yürütüyor. Gary’nin hikâyesi sadece haber metni gibi okunmak için çok karmaşık olduğundan Lilian babasının diğer ailesiyle irtibat kurmak üzere kuzey Çin’e seyahat ediyor. Bunu yaparak Gary’nin yurtdışındaki yaşamını tanımlayan istila edici ikiyüzlülüğü görüyor; aile üyeleri onyıllarca önce ayrıldıktan sonra ona ne olduğunu konusunda çok az şey biliyor. Lilian’ın kocası yeni tanışılan bir Çinli kuzenle birlikte şüpheli bir mikroçip işine bulaşınca FBI devreye giriyor ve Lilian buna aile bağı ile mi yoksa kendini koruma içgüdüsü ile mi karşılık vermesi gerektiğini tartmak zorunda kalıyor. Jin’in zarif nesri hayran bırakıyor; bilgiyi ölçülü bir şekilde, neredeyse zoraki deşifre ediyor. Sonuç, geçen yarım asır boyunca Çin siyasi vaziyetini sorgulayan büyüleyici bir öykü…

 

 

ŞOFÖR WANG’İN ALTINCI HAYATI – THE BOSTON GLOBE

Şoför Wang’in Altıncı HayatıSusan Barker

Laura Collins-Hughes,

bostonglobe

Okuma grubu için tartışma soruları: Bir insanı tanıyormuşsunuz ama sanki bu tanışma şimdiki yaşamınızdan değilmiş gibi hissettiğiniz oldu mu? Hiç küçük bir çocuğa bakınca, geçmiş bir varoluşunuzu anımsar gibi olup ürktünüz mü? Ruhların beden değiştirmesine inanır mısınız? Böyle bir şey olsun ister miydiniz?

Susan Barker’ın Şoför Wang’in Altıncı Hayatı isimli, insanı bir girdap gibi içine çeken sürükleyici romanının fırtınalarla dolu merkezinde yer alan otuzlarındaki taksi şoförü Wang Jun, daha önce farklı zamanlarda beş farklı bedende yaşamış; ya da taksisinde beliren ve kimden geldiği belirsiz mektuplara göre öyle.

Wang’in ruh ikizi olduğunu iddia eden isimsiz mektupların yazarı, 1300 yılı aşkın süre boyunca Wang’le paylaştıkları geçmişi kayda geçiyor. “Bilinmeyen geçmişinin karanlığına ışık tutmak benim görevim. Altı farklı yaşam sürmek ama yalnızca son reenkarnasyonunun farkında olmak kim olduğunun yalnızca altıda birini bilmektir.”

Blank bookcover with clipping path

The Incarnations, Zeynel Can Gündoğdu çevirisi ile

Roman 2008 yılında, çağdaş Çin’in ihtişamını bütün dünyaya gösterme fırsatı sunan Olimpiyatlara hazırlanan, trafiğin her yanı tıkadığı Pekin’de açılıyor. Wang’in yaşamı, öte yandan, bu ihtişamdan bariz bir şekilde uzak. Zengin bir Komünist Parti yetkilisinin oğlu olarak ayrıcalıklı bir hayata doğmuş olsa da, genç yaşa geldiğinde bu konforlu hayatı reddetmiş. Şimdiyse, masöz karısı Yida’yla birlikte karınlarını doyurabilmek ve sekiz yaşındaki zeki kızları Echo’yu yetiştirebilmek için gündelik hayatın mücadelesine kapılmış durumdalar.

“Çoğu günler seni izliyorum,” diye yazıyor isimsiz mektupların kıskanç yazarı Wang’e. Devamı

Bir insanın kaleminden çıkma güçlü bir şaheser…

2015 Kirkus Ödülü Finalisti

Şoför Wang’in Altıncı Hayatı Tanıtım Yazısı

13 Mayıs 2015, Kirkus Review

Susan Barker’ın Çin tarihinin 1000 yıllık bir zaman dilimine ve ihanetle dolu altı farklı ömre yayılan sarsıcı ve destansı romanı, gizemli bir kişiden gelen mektuplarla hayatı altüst olan Pekinli bir taksi şoförüne odaklanıyor. Yida’nın kocası, Echo’nun babası Wang Jun taksisiyle İşçi Stadyumu yolundan ilerlerken arabanın güneşliğine sıkıştırılmış ilk mektupla karşılaşıyor. “Çoğu günler seni izliyorum,” yazıyor mektupta. Kimden geldiği belli olmayışında bir alaycılık var mektubun: “Kimsin sen? diye soruyor olmalısın. Ben senin ruh ikizinim, eski dostunum ve bu on altı milyon insanın yaşadığı şehre seni aramaya geldim.” Ve böylece Wang çözülmeye başlıyor. Yıl 2008. Şehir, yaklaşan Olimpiyatlara hazırlanmaktadır ve üniversite yıllarında yaşadığı bunalımdan büyük oranda kurtulmuş olan, sorunlu babasından ve onun ikinci karısından uzak bir hayat yaşayan Wang kendisi için memnun sayılabileceği bir hayat kurmuştur: Güzel bir eş, canı gibi sevdiği bir çocuk ve bir iş. Oysa bir zamanlar Wang’e biçilen kader bu değildir. Öte yandan bu, Wang’in ne ilk ne de tek hayatıdır; mektupların söylediği budur en azından. Wang yeniden doğumlar yaşamıştır. Öyle ki, Wang ile “ruh eşi” Tang Hanedanı’ndan, Afyon Savaşlarına, oradan Kültür Devrimi’ne kadar bin yıllık bir zaman diliminde çok derin bir bağla birbirlerine bağlanmışlardır. Baba ve onun ensest ilişki sonucu doğan gayrimeşru kızı; Sadist İmparator Jiajing’in hareminde birer cariye; Devrimci Kızlar Kapitalizm Karşıtı Okulu’nda sınıf arkadaşı iki kız; Moğolların köleleştirdiği Çurçen oğlanlar… Wang’in her biri heyecan verici, ürkütücü ve trajik geçmiş yaşamlarının birinden diğerine ve oradan çaresizlik dozu her geçen gün artan bugünkü yaşamına atlarken yazar Barker’ın tarihsel güç gösterisi de aynı zamanda nefes kesici ve kusursuz. Romanın aşırı süslü bir melodrama düşmesi şaşırtıcı olmazdı, oysa Barker’ın ruhsal boyutunu güçlü bir biçimde kurduğu karakterleri ve keskin zekâsı, romandaki kasveti ve tüyler ürperticiliği çarpıcı ve etkileyici bir tona yükseltiyor. Barker, geçmişi ve şimdiyi, kara mizahı ve insanın içine işleyen derin bir kederi hiç zorlanmadan harmanlıyor. Bir insanın kaleminden çıkma güçlü bir şaheser…

sofor-wang

ŞOFÖR WANG’İN ALTINCI HAYATI – NEW YORK TIMES KRİTİĞİ

Şoför Wang’in Altıncı Hayatı, Susan Barker

Simon Winchester

24 Ağustos 2015, New York Times

1990ların başında Çin’de seyahat ettiğim sırada batıya doğru yol alan trenimin Taklamakan Çölü’nün ortasında, ıssız bir mola yerinde su yüklemesini bekliyordum. Genç bir Çinli kadın gelip omzuma dokundu ve önce İngilizce bilip bilmediğimi sonra da Anthony Trollope hakkında bir fikrim olup olmadığını sordu. Fena halde afallamıştım. Trollope, hem de burada? Dünyanın milyon kilometre ötesinde? “Evet, azıcık biliyorum,” diye kuşkulu bir geveleme döküldü dudaklarımdan. Bunun üzerine, enerjik bir iş kadını edasıyla trenin çölün ortasındaki bu vahada 27 dakika daha kalacağını söyledi ve bu sürede The Eustace Diamonds kitabındaki olay örgüsü ve karakter gelişimi hakkında sorabileceği kadar çok soruya nezaket gösterip cevap verir miyim diye sordu.

sofor-wang

 

Bu karşılaşmadan beri Çin’in hayrete düşürmek, hayran bırakmak ve hoşnut etmek konusundaki ebedi ve olağanüstü gücüne tamamıyla inanmış durumdayım. Ve o zamandan bu yana, Susan Barker’ın hayrete düşüren, hayranlık verici –hoşnut ediciliği başka mesele– yeni romanını okurken hissettiğim kadar güçlü bir şekilde bu inanca kani olduğum seyrektir. Çeyrek yüzyıl önce çölün ortasındaki o tren istasyonunda yaşadığım hayreti bugün Barker’ın romanını okuduktan sonra yaşıyorum. Hem hayrete düşmüş durumdayım hem de epey bir sıkıntılı. Devamı

ŞOFÖR WANG’IN ALTINCI HAYATI: ÇOK KATMANLI VE USTALIKLI / GUARDIAN KRİTİĞİ

Şoför Wang’in Altıncı Hayatı, Susan Barker

Çok Katmanlı ve Ustalıklı

Carol Birch

13 Ağustos 2014, the Guardian

“Geçen hafta Wangfujing’de ayakkabı boyacısı bir çocukla karşılaştım; insanların dört ayak üstünde yürüdüğü, mağaralarda yaşadığı yeni taş devrinde ilk kez gelmişti hayata.”

İnançsızlığınızı bir süreliğine bir kenara bırakın ve Pekin’in etrafında dönen altı çevre yolunda akan çılgın trafiğe bırakır gibi kendinizi, bu harika kitaba bırakın. Yıl 2008, Olimpiyatlar başlamak üzere. Taksi şoförü Wang, onun ruh ikizi olduğunu ve 1000 yıldır ve beş farklı hayattır ona eşlik ettiğini iddia eden gizemli bir gözcüden mektuplar alır. Otuzlarının başında, aklı epeyce karışık ve yoğun bir depresyon içindeki Wang polise gidecek kadar rahatsızdır durumdan ama polis onu ciddiye almaz. Çünkü Wang’in geçmişinde akli dengesizlik yaşadığı bir dönem vardır; tıpkı boğucu ve münzevi bir bağla bağlandığı ve ölümünü, babasının onu başından savmak için gönderdiği yatılı okuldayken öğrendiği zeki ve alaycı annesi gibi. Bir zamanlar kadın peşinde koşan bir hödük olan babası şimdi salyaları akan, tekerlekli sandalyeye mahkûm ve Wang’in ergenliğinde onu da baştan çıkarmaya çalışmış, artık yaşlanan bir femme fatale olan ikinci karısı Lin Hong’un hiddetli bakımına muhtaç bir adamdır.

sofor-wang

Erken yaşta kelleşmeye başlamış yorgun Wang artık her şeyi ardında bıraktığını, güzel karısı ve çok sevdiği dokuz yaşındaki kızıyla olan hayatının kendisine yettiğini düşünmektedir. Mülayim bir şekilde kabullendiği hayatının içine birer bomba gibi düşer mektuplar; Tang Hanedanı’ndan Kültür Devrimi’ne kadar her biri Çin tarihinin farklı devirlerinden şiddet, saplantı ve ihanet dolu hikâyeler anlatmaktadır. Roman, geçmişten günümüze ve sonra tekrar geçmişe hiç zorlanmadan geçiş yapabiliyor. Her bir hayatta Wang ve mektupların gizemli yazarı farklı roller ve ilişkilerde karşımıza çıkıyor; ki ruh ikizi burada can yoldaşı gibi bir anlam taşımıyor ve ihanet, her hikayenin tam da merkezinde yer alıyor. Devamı