Filippo Dionigi: DİRENİŞ HAKKINDA

direnis

Direniş, İslamcılığa radikal olarak farklı bir yaklaşımı haklı kılan yaratıcı bir teorik arkaplan sunuyor. Alastair Crooke’a göre iki ana felsefi antropoloji arasındaki esaslı ayrım, Batı’nın İslami hareketler ile sorunlu ilişkilerinin temelini oluşturuyor. Bir yanda, orijinini Hristiyan Protestan ahlakından alan neo-liberal ideolojiler tarafından temsil edilen bireyci kavrayış var. Diğer yanda İslamcılık, İslam ahlak topluluğu içinde yerleşik olmasıyla karakterize edilen bir birey olma hali anlayışı ile biliniyor. Bu sıralamayla başlayarak Crooke, çoğunlukla klişeleşmiş olgunun daha adil anlaşılmasına katkıda bulunacak bir siyasi İslam tartışması öneriyor.

Kitabın kabul edilmiş iki sınırlaması var: İsrail ile İslamcılık arasındaki ilişkinin analizi yalnızca genel argümana aracılık ederken, toplumsal cinsiyet eşitliği sorunu ele alınmıyor. Devamı

Soğuktan gelen seksi casusluk romanı: Devletin Adamı

Devletin AdamıEdward Wilson

Soğuktan gelen seksi casusluk romanı

Barry Forshaw 9 Haziran 2014

independent

Edebî casusluk türünün altın çağında yazarlar, diğer birçok edebi kurgu türüne kıyasla, ahlaki karmaşıklıklarla örülü, incelikli ve zekice yazılmış ürünler ortaya koydular. Ancak casusluk romanı Soğuk Savaşın sonunda soldu ve türün iki önemli yazarı, John le Carré ve Len Deighton, uluslararası olaylarların akışına kapılıp gidiyor görüntüsü verdiler.

Fakat bu durum bir sona ermeden ziyade, bir boşluk olduğunu kanıtladı ve yazarlar, kahramanları için taze zorluklar oluşturarak, yeni tehditlerle dolu yeni bir siyasi manzaraya uyum sağlamayı öğrendiler. Le Carré’yi çokuluslu şirketlerin alçakça faaliyetleri ve Anglo-ABD tek taraflılığının saplantılı bir nefreti harekete geçirdi ve, o ve yeni yazarlar, köktendinci terörizm gibi alanlarda mesafe katettiler. Bu arada, Henry Porter ve Robert Wilson, Nazi ve Sovyetlerin hırslarından miras kalanlar dışında, çoğunlukla tarihsel ve çağdaş olay örgüleriyle paralel uzanan yeni kumaşları dokudular.

Oysa Edward Wilson, güncel casusluk romancıları arasında, (hiç değilse) Len Deighton’un acayip ve alaycı zekasına, Charles Cumming’in takip ettiği kasvetli Le Carré izinden daha yakın duran bir sera çiçeği gibi. Devletin Adamı, 1957’de geçen ve kahramanlarının casusluk sanatını olduğu kadar cinsel tutkularını göstermekte de zaman harcadığı, alışılmışın dışında bir Soğuk Savaş romanı.

devletin-adami

Wilson’ın sürekli yarı-kahramanı William Catesby, MI6 casusudur ve Londra’daki Amerikan kültürel ataşesi Cauldwell’i yakından takip etmektedir. Cauldwell’in, Ruslara İngiliz yetkililerin uygunsuz fotoğraflarını vermesi şüphesi bulunmaktadır ki İngiliz Gizli Servisi kraliyetin korunması kadar yumurtalıklarının da hizmetinde olduğundan hiç de zor değildir.

Daha önceki Wilson romanlarında olduğu gibi Catesby asla kolay yoldan gitmeyen bir ajan, en az karşıtlarının ortaya koyduğu hünerli dans ortamında sergilediği ince becerileriyle okuyucuya müthiş bir tatmin duygusu veriyor. Catesby ve yaratıcısı hakkında (şimdi yakayı ele verecekler diye) şüpheye düşer gibi olduğumuz her seferinde kurnazlıkları yine bizimkini aşıyor.

Burada zengin özelliklere sahip oyuncular var, örneğin kitabın başlığındaki Whitehall bürokratı -yıkıcı bir sırrı olan bir kadın- ve onun isyankar hippi tipli kızı. Catesby de, özellikle yeniden canlanan casusluk romanındaki diğer Gizli Servis türlerinden farklı olarak keskin bir şekilde çiziliyor. Buradaki tek ortodoks şey, standart katranlama yoluyla Doğu’nun ve Batı’nın ahlaki açıdan eşit olarak kınanması, ancak Wilson şimdi bunu yeni casusluk yazımının semasına sağlam bir şekilde yerleştiriyor.

TEMMUZ CİNNETİ: FINANCIAL TIMES KRİTİĞİ

Temmuz Cinneti hakkında Sophie Elmhirst kritiği,

Financial Times, 21 Şubat 2014

BBC Radyo 4’te Today programını dinliyorsanız, James Naughtie‘nin kıvrımlı, çok tümceli bir cümle kurduğunda tek bir lügat kullanmadığını bilirsiniz. Onda kelime çok, hem de pek çok. Yeni siyasi gerilim romanı Temmuz Cinneti’nde üstünüze sağanak halinde geliyorlar. Paragraflar casus konuşması ile dolu, karakterler düzenli olarak yarım konuşmalar yapıyor ve tipik bir alışveriş şunun gibi satırlar içeriyor: “Önce Berlin, sonra Viyana’dan başlayarak, bir çatlaktan dökülen bir parça altın tozunun farkına vardım; öyle değerli bir hazineydi ki, kimse ondan bahsetmiyordu, arkadaşlar arasında bile.” Hayır, benim de hiç fikrim yok.

Naughtie ilk romanını yazana dek yıllarca siyasi haberler yapmıştı, ancak buradaki ilgisi gazeteciliğe dair veya tarihsel olmaktan ziyade psikolojik. Kitap, 1970’lerin ortalarında yüzeysel bir soğuk savaş arka planında ve Westminster, Washington, New York, Berlin ve Paris anıları ve Naughtie’ye “Körfeze doğru baktı ve gizlice sigara içen çok sayıda insanın günahkâr sırları gibi, ince sütunlarda yükselen duman girdapları gördü” gibi cümleler yazdırabileceğini farz edebileceğiniz İskoç Dağlarındaki uzatmalı bir hadise arasında gidip geliyor.

Untitled-2

tmjulytmjuly1

Kitabın kahramanı eski bir ajan olan yükselişteki Dış İşleri bakanı Will Flemyng. Flemyng’in gizli geçmişi Parlamentoda bir dolapta cansız bir beden bulunmasıyla karşısına çıkıyor. Ölü adamın cebinden Flemyng’in telefonunu içeren bir kâğıt parçası çıkıyor: siyasi kariyer için asla iyi bir an değil. Devamı

ÖLÜMÜN ADI YOK – INDEPENDENT KRİTİĞİ

Ölümün Adı Yok, Gerald Seymour

Barry Forshaw 18 Ağustos 2011 Independent

Hiçbir şey, demişti Lytton Strachey, edebiyat hayatına mahkum edilmekten daha acı olamaz. Strachey yanılıyordu: kendisini bir yığın kötü gerilimle karşılaşır bulmak çok daha kötü.

olumun-adi-yok

İşte bu yüzden Gerald Seymour‘un bir romanını çekip almak, bir mahzende bir ay geçirdikten sonra temiz havada derin bir nefes almaya benzer. Bu usta yazar işinde en iyisi olma şöhretini neden bu kadar rahatça muhafaza etmiştir? Satışları istikrarlıdır, ancak belki de, birçoğu onun balinası için küçük balık olduklarını çok iyi bilen çok daha az yetenekli diğer yazarlardan fazla değildir. Ölümün Adı Yok, yaşının benzersiz yeteneklerini soldurmadığını bir kez daha ispat ediyor. Eski Yugoslavya’daki savaş suçlularının araştırılmasından bu ülkedeki intihar bombacılarına kadar her şeyi ele alan Seymour’un konusu bu kez, rakiplerinin çoğunu yaya bırakan bir canlılık ve gerçeklikle sunduğu Ortadoğu. MI6’in hedefinde, öldürülmesi aciliyet meselesi olan Irak’ta bir bomba yapımcısı var. Ancak onu izlemek, buna uygun olmayan Güney Irak’ın yabani topraklarında kolay olmayacak. Devamı

“DİRENİŞ” HAKKINDA ÖVGÜLER: Seymour Hersh, John Esposito vd…

direnisBu bilge ve okumaya gerçekten değer kitabında Crooke’un misyonu, George Bush’un Amerikasındaki (ve dünyanın başka yerlerindeki) Beyaz İnsanlara Hamas, Hizbullah ve İran’da ve başka yerlerdeki görünüşte tehditkâr İslami yönetimlerin Batı’nın düşmanı olmadığına dair güvence vermektir. Görevi, İslami dünyanın ve çeşitli hiziplerinin tarih ve felsefesi hakkında bizi eğitmek ve Terörle Küresel Savaşa koşan insan azmanlarının öğrenmeye vakit ayırması halinde, birlikte yaşamanın ne kadar da mümkün olduğunu göstermek ve konuşmanın yollarını bulmak. Ancak önceden uyarayım, bu, ‘Aptallar için İslam’ kitabı değildir, bugün Batı diplomasisinin neyi pas geçtiği konusunda bilimsel ve dikkatli bir şekilde ileri sürülmüş bir eleştiridir.

Seymour M. Hersh, The New Yorker

 

Bu kitap, Bush yönetimi liderliğindeki “Terörle Küresel Savaş”ın başarısız politikalarının yerini acilen, küresel terörizmin nedenleri hakkındaki alternatif perspektiflerin ve yeni Batı diplomatik girişimlerinin alması gereken bir zamanda okunması gereken bir kitaptır.

Prof. John Esposito, Georgetown University

 

Direniş, İslamcılığın daha iyi kavranması için özgün bir katkıdır ve orijinalliğinin yanı sıra entelektüel cesaretiyle de takdire değer bir kitaptır.

Filippo Dionigi, LSE, International Affairs, 2009/85

 

Crooke kendisinden önce çok az kişinin yapabildiği bir işi başarmış. Fenomeni tarihi, felsefi ve siyasi bağlama yerleştirerek, İslamcılığı yapısöküm teorisine göre analiz etmiş. Direniş İslamcığı anlamak için ciddi bir çaba gösterenler için okunması gerekli bir kitap.

Jorgen Jensehaugen, PRIO, Journal of Peace Research, 2009/46

 

Kitap, haksız bir şekilde barbarlık, terör ve sözlüklerin ‘kötü’ kelimesi için verebileceği tüm tanımların simgesi olarak gösterilen insanların motivasyonlarını derinlemesine inceliyor. İlginç, etkileyici bir kitap ve bölgeyi, halklarını ve mücadelelerini merak eden herkes için okunması bir zorunluluk.

Ziad Hafez, CAUS & American University of Beirut, Contemporary Arab Affairs, 2009/2-4

İNSAN MÜHENDİSLİĞİ: ÖLÜMÜN ADI YOK, THE ECONOMIST KRİTİĞİ

İNSAN MÜHENDİSLİĞİ

Bu yıl 70 yaşında olacak olan eski bir televizyon gazetecisi Gerald Seymour, kariyerinde yazarın adının kitabın adından daha büyük göründüğü imrenilecek seviyeye ulaşmış başarılı bir yazar. Seymour büyük bir verimlilik ve düzenlilikle ürettiği iyi araştırılmış, konulu polisiyelerde uzmanlaşmıştır. 2009 yılında Napoli mafyası Camorra üzerine yazdığı “The Collaborator” geçmiş yılların en iyi polisiyelerinden biriydi, bunu takip eden ve Hırvatistan’daki silah tüccarını konu edinen “The Dealer and the Dead” onun genel standardına uymasa da. Şimdi “Ölümün Adı Yok” ile Seymour formuna tekrar kavuştu.olumun-adi-yok

Badger ve Foxy olarak bilinen ve gizli operasyonlarda uzman iki İngiliz ajan ölümcül, Irak’taki NATO birlikleri arasında yıkıma sebep olan entegre yüksek patlayıcı ve elektronik devre kartlarını yapan ve Mühendis olarak anılan bir adamın evini gözetlemek üzere İran – Irak sınırına gönderilir. Devamı