TEMMUZ CİNNETİ: FINANCIAL TIMES KRİTİĞİ

Temmuz Cinneti hakkında Sophie Elmhirst kritiği,

Financial Times, 21 Şubat 2014

BBC Radyo 4’te Today programını dinliyorsanız, James Naughtie‘nin kıvrımlı, çok tümceli bir cümle kurduğunda tek bir lügat kullanmadığını bilirsiniz. Onda kelime çok, hem de pek çok. Yeni siyasi gerilim romanı Temmuz Cinneti’nde üstünüze sağanak halinde geliyorlar. Paragraflar casus konuşması ile dolu, karakterler düzenli olarak yarım konuşmalar yapıyor ve tipik bir alışveriş şunun gibi satırlar içeriyor: “Önce Berlin, sonra Viyana’dan başlayarak, bir çatlaktan dökülen bir parça altın tozunun farkına vardım; öyle değerli bir hazineydi ki, kimse ondan bahsetmiyordu, arkadaşlar arasında bile.” Hayır, benim de hiç fikrim yok.

Naughtie ilk romanını yazana dek yıllarca siyasi haberler yapmıştı, ancak buradaki ilgisi gazeteciliğe dair veya tarihsel olmaktan ziyade psikolojik. Kitap, 1970’lerin ortalarında yüzeysel bir soğuk savaş arka planında ve Westminster, Washington, New York, Berlin ve Paris anıları ve Naughtie’ye “Körfeze doğru baktı ve gizlice sigara içen çok sayıda insanın günahkâr sırları gibi, ince sütunlarda yükselen duman girdapları gördü” gibi cümleler yazdırabileceğini farz edebileceğiniz İskoç Dağlarındaki uzatmalı bir hadise arasında gidip geliyor.

Untitled-2

tmjulytmjuly1

Kitabın kahramanı eski bir ajan olan yükselişteki Dış İşleri bakanı Will Flemyng. Flemyng’in gizli geçmişi Parlamentoda bir dolapta cansız bir beden bulunmasıyla karşısına çıkıyor. Ölü adamın cebinden Flemyng’in telefonunu içeren bir kâğıt parçası çıkıyor: siyasi kariyer için asla iyi bir an değil. Devamı

LE CARRE’DEN GELEN AJAN: TEMMUZ CİNNETİ CHARLES CUMMING KRİTİĞİ

Le Carré’den gelen ajan

Radyo yayıncısının zekice yazdığı ilk gerilim romanı, sizi kendi tercih ettiği okumasıyla baş başa bırakıyor.

 Charles Cumming, 8 Mart 2014, Spectator

Yetişkin hayatımın en korkunç anı 5 Ağustos 2008 Salı sabah 8.55’de meydana geldi. Çin’in Sincan eyaletinde haklarından mahrum edilmiş Uygur Müslümanların Han hükümetine karşı ayaklanmalarını konu edinen bir roman olan Typhoon‘u yazmıştım. Tesadüfen, yayınlanmadan birkaç gün önce çok sayıda Uygur, kitabın gerçek hayattaki tuhaf yankılanmasında tam olarak bunu yapmaya başladı.

James Naughtie Typhoon‘u okumuştu ve bu konuda konuşmak için beni Today programına konuk etmek istiyordu. Kraliyet daveti almak gibi bir şeydi. Ancak dakikalar röportaja doğru ilerledikçe, acımasız, ne dediği anlaşılmaz bir enkaza dönüşmüştüm ve kapıdan tüyüp kaçmayı düşünerek ulusal radyoda kendini gülünç duruma düşürecek kadar gergindim.

Untitled-2

Naughtie bir sorunu olduğunu görebiliyordu. Pratik becerisi ile Yeşil Oda’yı rahatlattı, beni şaka ve dalkavukluklara boğdu, sonra çabucak ve göründüğü kadar aksamadan geçip giden bir konuşma için stüdyoya götürdü. Devamı

TEMMUZ CİNNETİ – INDEPENDENT KRİTİĞİ

Temmuz CinnetiJames Naughtie

Susan Elkin, 2 Mart 2014, Independent

1970’li yıllar ve Soğuk Savaş’ın zirvesindeyiz; Joe Manson adındaki bir Amerikalının, her ne kadar ölüm sebebi olarak Özel Şube’nin müsamahası ile sorgu yargıcına ve halka farklı versiyonlar açıklanmışsa da, esrarlı bir şekilde Londra’ya geldiği ve bir Avam Kamarası deposunda ölü bulunduğu günler. Manson bir şekilde, iyi huylu casuslukta uzun ve tamamlayıcı bir kariyeri olan dışişleri bakanı bürokratı Will Flemyng ile bağlantılı gibi görünmektedir. Manson’un ölümünün nedeni kullandığı aşırı dozda uyuşturucudur; kesinlikle böyledir, bunun neden mümkün olamayacağına dair güçlü nedenler hariç.

Untitled-2

Böylece James Naughtie‘nin, Atlantik’in her iki tarafındaki tecrübesiyle bir politika gazetecisinden bekleyebileceğiniz tüm inandırıcı, içeriden bilgilerle birlikte gelen karmaşık ilk casusluk romanı başlar. Kurgu kitapta casusluk, -herhalde- gerçek hayatta olduğu gibidir, Naughtie‘nin “sadakat ve sahtekârlık arasındaki sınır” dediği şeyleri araştırır; böylece karakterleri birbirlerine nadiren doğruyu söyler ve isim telaffuz etmeden örtülü ipuçları ve imalarla konuşur. 380 sayfalık romanda gerginliği devam ettiren işte bu esrar perdeli yazım şeklidir, çünkü okuyucu kim, ne ve neden diye merak etmekten kendini alamamaktadır. Devamı