ÖLÜMÜN ADI YOK – PW KRİTİĞİ

Deneyimli gerilim yazarı Gerald Seymour’un 26. mükemmel romanı, çağdaş Irak ve İran’daki İngiliz “tecrit” misyonunu anlatıyor. MI6 ajanı Len Gibbons, becerisi (“doğaçlama patlayıcı cihazlar” ve “patlayıcı güç cihazları”) Irak sınırında ABD ve İngiliz askerlerini öldürmek olan bir İranlı bomba üreticisi olan “Mühendis”e “inkar edilebilir” suikast düzenlemekle görevli bir ekip kurar. Bu ekip, Mühendis’in evinin yakınındaki gizli bir saklanma yerinde dayanılmaz bir sınavdan geçen gizli ajanlar Joe “Foxy” Foulkes ve Danny “Badger” Baxter’dan oluşuyor. Seymour (Harry’nin Oyunu‘nun yazarı) gözetleme ve casusluk ayrıntılarında güçlüdür, ancak Gibbons’ın metanet gücüne, Badger’ın acımasız sabit fikirliliğine ve Foxy’nin kibirli profesyonelliğine odaklanırken karakterleriyle ayaklarını daha da sağlam bir zemine basıyor. Mühendis bile, karısını kanser tedavisi için Batı’ya götürmekle ilgili karmaşık bir alt plan sayesinde bir insan olarak karşımıza çıkıyor. Anlatım ivme kazandığında, bunu bir kenara bırakmak zorlaşıyor.

Ölümün Adı Yok, Gerald Seymour

Ölümün Adı Yok, Gerald Seymour

https://www.publishersweekly.com/978-1-250-01880-9

Hamas’ı seven casus. Ve Hizbullah’ı. Ve İran’ı.

motherjones

Hamas’ı seven casus. 

Ve Hizbullah’ı. 

Ve İran’ı.

Eski MI6 süperstarı ALASTAIR CROOKE gerçekten kimin için çalışıyor?

DAVID SAMUELS, 23 09 2009

 

Beyrut’un zengin Eşrefiye semtindeki sessiz ve dar bir sokakta bulunan ALBERGO HOTEL, bir casusla buluşmak için mükemmel bir yer. Sokağın adı Abdel Wahab El Inglizi —İngiliz Abdülvahab — belki de İngiliz tavırlarını benimseyen bir Arap için konmuş. Güzel bir eski taş duvarla meraklı gözlerden gizlenmiş olan otelin girişinin dışındaki çan şekli verilmiş tel kafeste küçük yeşil papağanlar konuşuyor. Zemin kattaki lobide sandal ağacının kokusu, duvarlardaki içinde Roma tarih kitaplarının Fransızca çevirileri ve eski bir Britannica Ansiklopedisi de bulunan deri kaplı kolonyal kütüphanenin hoş çürük kokusuna karışıyor. Bir tarafta resepsiyon; diğer tarafta sakin bir bar. New Yorker’dan Seymour Hersh  Noel tatillerini burada geçiyor ve Lübnan Kabine üyeleri  ikinci kattaki hoş İtalyan restoranına düzenli olarak  akşam yemeğine geliyor.

Albergo’nun bugünlerdeki belki de en ilginç ve etkili müdavimi, IRA ile anlaşmalar yapan, Afganistan’daki mücahitlere silah akıtan, Kolombiya ormanlarında isyancı gruplarla vakit geçiren ve daha sonra Tony Blair’in Ortadoğu’daki gözü kulağı olarak hizmet eden eski bir İngiliz istihbarat ajanı olan Alastair Crooke.  Bir saha görevlisi olarak geçirdiği otuz yıldan sonra, 2003 yılının sonlarında ülkesine geri çağrıldı ve klasik İngiliz bürokrasi tarzına uygun olarak, hizmeti için kendisine bir kraliyet nişanı verildikten sonra işten atıldı. Londra’da ve Kudüs’te, Crooke’un militan İslamcılarla çok yakınlaşarak İngiliz başbakanını soğuttuğu söylentileri vardı. Çok geçmeden,  “Siyasi İslamı Dinlemek, Direnişi Tanımak” sloganıyla konferans ve diğer etkinlikler düzenleyen Beyrut’ta yerleşik Conflicts Forum’un kurucusu olarak yeniden ortaya çıktı.

crooke_300x200

 

Conflicts Forum, teröristlere nasıl politikacı olunacağını öğretmek için IRA ve Afrika Ulusal Kongresi’nden eski devrimciler arasına sızdı. Ancak grubun en etkili işlevi, Batılı diplomat ve istihbaratçıların, Filistin ve Lübnan’da siyasal güç kazanmış olmalarına rağmen Batılı hükümetler tarafından kara listeye alınan İran destekli “İslami direniş” grupları Hamas ve Hizbullah’ın temsilcileriyle gayrıresmi olarak buluşmalarını sağlamak. Toplantılar hakkında bilgi sahibi olan bir Batılı istihbarat subayı bana “Beyrut’taki önemli toplantılar Conflicts Forum etkinliklerinde gerçekleşmiyordu” dedi. “Etkinliklerden sonra restoranlarda ve otel odalarında veya insanların evlerinde gerçekleşiyordu.”

Başkan Obama’nın İran’la angajman çağrısı, Crooke’un arka kanal diyaloglarının arkasındaki umut verici fikirlerin, direniş liderleri denilenlerin genellikle temsil ettiklerini iddia ettikleri halk tarafından sevilmediği ve karşı konulduğu Müslüman toplumların tartışmalı gerçeklerine karşı test edileceği anlamına geliyor. Crooke’un hayran olduğu İslamcı görüşleri benimseyen adaylar 2006’da Filistin seçimlerini kazandılar, ancak Lübnan’da bu yıl yapılan seçimde zayıf bir performans sergilediler ve devlet güvenlik güçlerinin ve Besic milislerinin sokaktaki protestocu öğrencileri öldürdüğü İran’da büyük ölçüde muhalefete yolaçtılar. Crooke, İran için “Seçimin çalındığına dair hiçbir kanıt olmadığına inanıyorum” diyor. “Batılı haberlerde paradoksal olarak görmezden gelinen şey, bunun, devrimin gerçek ilkelerini temsil ettiğine inanan iki taraf arasındaki bir anlaşmazlık olduğu.” Devamı

DİRENİŞ: İSLAMCI DEVRİMİN ÖZÜ

direnisİslamcılığın yükselişi geçmiş bir kaç onyıl boyunca Ortadoğu politikasında en belirleyici değişim olageldi. Ortadoğu’daki bu gelişme İslamcılığı gizemli, mantıksız ve tehlikeli bir güç olarak gören birçok çakma bilginlikle buluştu. Crooke kendisinden önce çok az sayıda kişinin iyi yapabildiği şeyi başardı. İslamcılık fenomenini tarihi, felsefi ve siyasi bağlama yerleştirerek yapısöküm teorisine göre analiz etti. İslamcılık, diyor Crooke, yeni sömürgecilik, ekonomik liberalizm, seküler diktatörlükler, işgal ve çürümeye karşı bir tepkidir. Thatcher’in “Toplum diye bir şey yoktur, sadece bireyler vardır” sözünde somutlaşan, kendi benliğini fark etmesi toplumdaki tek itici güç olan insanı sadece bir birey olarak gören modernist görüşü tersine çevirir. Mücadele, Crook’un kitap boyunca kullandığı bir İranlı din adamının ifadesiyle, “insanın özü” ile ilgilidir. Crooke İslamcılığı genel olarak tanımlarken açık bir şekilde çok başarılı. Hamas ve Hizbullah’ın özelliklerinin derinine indiğinde, yeteri kadar eleştirel olmadığı düşünülebilir. Bununla birlikte genel anlamda Direniş İslamcılığı ciddi olarak anlamak isteyenler için okunması zorunlu bir kitaptır. Crooke’un bu gruplar içindeki önde gelen kişilere erişimi, bölgedeki uzun tecrübesi ve siyasi tarih ve felsefedeki akıcı dili, okuyucunun İslamcıların sunduğu şekliyle İslamcılığın iç yüzünü anlamasını mümkün kılıyor. Crooke’un batılı hükümetlere İslamcı partilerle diplomatik ilişki kurmaları çağrısından sonsuza dek kaçılamaz.

Jorgen Jensehaugen, Journal of Peace Research, 2009, 46/6

ALACAKARANLIKTA TAHRAN: Yeni tarih, aynı eski kirli oyunlar üzerinde yeni bir bakış açısı

Salar Abduh’un Alacakaranlıkta Tahran kitabı yeni tarih ile aynı eski kirli oyunlar üzerinde yeni bir bakış açısını harmanlıyor.

Malcolm Forbes, The National, 2 Ekim 2014

Keskin, çağdaş politik gerilim yazarları aktüaliteden tesadüfen esinlenir, ama talihsiz bir şekilde onun tarafından da sonlandırılırlar. Bugünün manşetlerinden yapılan bir kurgu çoktan dünkü haberlerde yer almıştır. John le Carre’nin 2008 yılındaki kitabı A Most Wanted Man’ı kaplayan olağanüstü sahneleme istendiği gibi patlayan bir finalle sonuçlanmıyordu: Okuyucu sadece bu “Amerikan adaletinin” geldiğini değil, o sırada bir yıllık karşı terörizm tekniği kap-kaç tarzı adam kaçırma ve bu nedenle bayat bir anlatım kinayesini de görebilir.

tahransalar

Salar Abduh‘un üçüncü romanı Alacakaranlıkta Tahran kitabında, İran kökenli Amerikalı yazar, bu tür modası geçmiş bir yaklaşımdan,  hikâyeyi  2008 yılına götürerek, İranlı din adamı, ajan ve aracılardan oluşan tamamen kurgusal bir karakter seti oluşturarak, ihanetin, baskının ve yozlaşmanın kalıcı karanlık noktalarını açığa çıkararak özellikle kaçınıyor. Kabul etmeli ki, içinde hafiften Ahmedinecad ve çetesinin gizlendiği bütün karakter ve isimlerin uydurma olduğu bir roman daha heyecanlı olacaktı. Bununla birlikte, Abduh yine de gerçek sorunlarla tehlikeli şekilde mücadele eden inanılır karakterlerle bizi büyülemeyi başarıyor.

Abduh kahramanı ve okuyucuyu Tahran’a bir geziyle baştan çıkararak başlıyor. New York’taki bir üniversitede “yaratıcı röportaj” denen bir şey öğreten Malik, en iyi arkadaşı Sina tarafından gizemli bir şekilde hukuki bir konu olduğunu söylediği bir konuyu tartışmak üzere yıllar önce kaçtığı İran’a geri dönmesi için çağrılır. Malik Tahran’a varır ve devrime doğru ilerleyen bir şehir ile militan bir Şii ekibiyle anlaşmış eski arkadaşını bulur. Orada ayrıca, Irak’ta ve Afganistan’da cesaret isteyen araştırmacı işlerinde kendisine tercümanlık yaptığı ve şimdi de İran’da belki de en büyük atlatma haberiyle ilgili yine ondan yardım isteyen Pulitzer’e aç bir gazeteci olan Clara’yı bulur.

Devamı

LÜBNAN KRİTİĞİ: EUGENE ROGAN FINANCIAL TIMES

Küçük Devletlerden Sakının: Lübnan kitap kritiği

Eugene Rogan, Financial Times

er

Rus anarşist Mikhail Bakunin 1870 yılında bir arkadaşına “Küçük devletlerden sakının” diye yazmıştı. Küçük ulus devletlerin Belçika’dan Balkanlara ve Baltıklara Avrupa’da siyaseti sarstığı bir çağda Bakunin, bu türden küçük ülkelerin büyük, daha güçlü komşularına karşı görünüşte savunmaz iken, aynı zamanda kendilerine eziyet çektiren büyük yapılar için nasıl bir sorun kaynağı olduklarını gösterebileceğine işaret ediyordu.lubnan-on-kapak-baski

Yazar ve eski Guardian muhabiri David Hirst için Bakunin’in uyarısı Lübnan’ın Ortadoğu’nun sorunlu siyasetindeki kendine özgü konumuna uyuyor. Hirst elli yıldır Beyrut’ta yaşıyor; bu nedenle ülkenin kanlı geçmişine bizzat tanıklık etmiş bir isim. Yarım yüzyıllık çatışmaya öfkeli gözlerle bakarken bu tarihi tanıklığın acısı kitabın her bir sayfasına işlemiş durumda.

Lübnan’ın bölünmüş siyasi liderliği, acımasız komşuları Suriye ve İsrail, Lübnan devleti içindeki devletiyle Filistin Kurtuluş Ordusu (FKÖ) ve Lübnan’ı manipüle etmeye ya da kontrol etmeye çalışan yabancı güçler: bunların hepsi Hirst’in eleştirel ve titiz incelemesine konu oluyor. Devamı

“DİRENİŞ” HAKKINDA ÖVGÜLER: Seymour Hersh, John Esposito vd…

direnisSeymour M. Hersh, The New Yorker

 

Bu kitap, Bush yönetimi liderliğindeki “Terörle Küresel Savaş”ın başarısız politikalarının yerini acilen, küresel terörizmin nedenleri hakkındaki alternatif perspektiflerin ve yeni Batı diplomatik girişimlerinin alması gereken bir zamanda okunması gereken bir kitaptır.

Prof. John Esposito, Georgetown University

 

Direniş, İslamcılığın daha iyi kavranması için özgün bir katkıdır ve orijinalliğinin yanı sıra entelektüel cesaretiyle de takdire değer bir kitaptır.

Filippo Dionigi, LSE, International Affairs, 2009/85

 

Crooke kendisinden önce çok az kişinin yapabildiği bir işi başarmış. Fenomeni tarihi, felsefi ve siyasi bağlama yerleştirerek, İslamcılığı yapısöküm teorisine göre analiz etmiş. Direniş İslamcığı anlamak için ciddi bir çaba gösterenler için okunması gerekli bir kitap.

Jorgen Jensehaugen, PRIO, Journal of Peace Research, 2009/46

 

Kitap, haksız bir şekilde barbarlık, terör ve sözlüklerin ‘kötü’ kelimesi için verebileceği tüm tanımların simgesi olarak gösterilen insanların motivasyonlarını derinlemesine inceliyor. İlginç, etkileyici bir kitap ve bölgeyi, halklarını ve mücadelelerini merak eden herkes için okunması bir zorunluluk.

Ziad Hafez, CAUS & American University of Beirut, Contemporary Arab Affairs, 2009/2-4