BÜYÜK VURGUN: PUBLISHERS WEEKLY KRİTİĞİ

pweekly

Bir Wall Street gerilim romanı BÜYÜK VURGUN hakkında

Hedge fon yöneticisi Rick Salvado, müstear adıyla Conway‘in etkileyici ilk gerilim romanının birinci sayfasından itibaren üzerinde kötülük taşıyor. Salvado, 28 yaşındaki “istatistiksel arbitraj analizcisi” iyi adam Drew Havens sayesinde 2008 yılında konut balonu patladığında büyük kazanç sağladı, Havens da öyle. Ancak, Ekim 2011’de aksiyon başladığında, kariyer tercihinden emin olmayan Havens, himayesindeki Danny Weiss’in tuhaf alım satım faaliyetleri hakkındaki şifreli mesajlarına dayanarak, fonun aldığı muhtemelen tehlikeli işlem emirleriyle ilgili endişe duyuyor. İlkin Hong Kong’da bir trader’ınki ile başlayan bedenlerin cansız olarak yere düşmesiyle, Terörizm ve Mali İstihbarat görev gücü ajanı Cara Sobieski dosyayı üzerine alıyor. Lisbeth Salander’in finansal dünyadaki muadili olan Sobieski, zeki ama çoğunlukla pek parlak olmayan Havens’dan daha ilgi çekici bir kahraman olarak ortaya çıkıyor. Conway, “bir hedge fon insider’ı” olarak içeriden bilgi verirken, bazen açıklamalarda zorluk yaşasa da, yüksek finansın gizemli dünyasına okumadan edemeyeceğiniz bir bakış sunuyor.

 

WALL STREET ROMANI DÜMECİ’NİN YAZARI MICHAEL POCALYKO SÖYLEŞİSİ: THE BIG THRILL

Dümenci, Michael Pocalyko

31 MAYIS 2013, J.N. DUNCAN

Haziran’da piyasaya çıkan DÜMENCİ’nin yazarı Michael Pocalyko‘ya bu ayki ITW Bülteni’ne katıldığı için hoş geldiniz diyorum. Bir yazarın, büyük gerilimleri yazarken bu kadar çok gerçek dünya tecrübesini masaya koyması sık görülen bir şey değil, fakat Bay Pocalyko, emekli bir Deniz Komutanı, eski bir siyasetçi, bir yatırım şirketinin CEO’su ve bütün bu arka planını siyaset ve büyük iş dünyasının karmaşıklığı ile olduğu kadar, insan ruhuna giren yoğun, aksiyon dolu heyecanlı bir yolculukla da birleştirebiliyor. Bu notla birlikte iyi şeyler öğrenelim ve Michael’ın yazı yazmak ve yeni kitabı hakkında söylediklerine bakalım.

DÜMENCİ’de bir çok tema var. Bunların ne kadarı yazılmadan önce planlandı ve ne kadarı hikayeyle birlikte bir sonuç olarak ortaya çıktı?

Bu romanı yazmaya başladığımda aklımda sadece birkaç ana tema vardı. Biten çalışmada en belirgin olan onlar. Geçmiş hayatlarımıza nasıl karışır. Big data’nın, büyük işletmelerin, büyük teknolojinin, büyük hükümetin, büyük düzenlemenin ve büyük finansın kesişme noktası. Babalar, oğullar ve kardeşler. PTSD (Post-Traumatic Stress Disorder: Post-Travmatik Stres Bozukluğu). Yazdıklarım ilerledikçe, daha incelikli bazı temalar şekillenmeye başladı. Örneğin Soğuk Savaş, mafya alt kurgusu, Rick ve Julia’nın yeniden doğan romantizmi ve eski eşler olarak ilişkileri ya da gizemli İsrail bağlantısının ve Arap onurunun ortaya çıkışı. Bu temalar tamamen yazarken ortaya çıktı. Tam planlanmamış olduklarını da söylemem, ama kendi hayatlarını ve seslerlerini gerçekten bu kitap bir şekil aldıken kazandılar. Her şeyden çok şey yapmak istediğim, modern dünyanın karmaşıklığı ve birbirine bağlılığı ile gerilimin zeki, aydınlatıcı, edebi ve önemli konuları ele alan bir roman olabileceğini göstermekti.

dumenci-2

İnanılmaz bir geçmiş tecrübeniz var: ordu, şirket, politika. Sanki bu hikâyedeki bazı merkezi temalar ve konuları kapsayacak şekilde bir kurgu dışı kitap yazabilirdiniz. Peki, neden bir gerilim yazdınız?

Kurgunun, güçlü gerçeği söylemenin en iyi yol olduğu bazı anlar ve meseleler vardır. Asıl sebep bu, ancak beni bu yönde zorlayan diğer bir sebep daha var. On yıllardır politikada ve ticari dünyada aktifim. Çok çeşitli yayınlarım oldu ve bir çok gözlem yaptım. En önemli gerçekliklerden biri, büyük ve kalıcı bir kurgu dışı kitap yazsanız bile, büyük olasılıkla gürültüde kaybolacağınızdır. Hiç Robert Pozen’in TOO BIG TO SAVE (KURTARMAK İÇİN ÇOK BÜYÜK) kitabını duydunuz mu? Ya Blythe McGarvie’nin SHAKING THE GLOBE (KÜREYİ SALLAMAK) kitabını? Her ikisi de üstün, etkileyici, önemli kitaplardır. Genel bir okuyucu kitlesine sahip olmaları gerekir, ancak ne yazık ki durum böyle değil. Bir gerilim yazdım çünkü bu, önemsediğim konuları yükseltiyor ve açıkçası, şu anda, romanın tarihte aldığı en inandırıcı form budur.

Hikayenizde psikolojik, küresel iş dünyasına dair ve siyasi konulara değiniyorsunuz. Bir yazar olarak bunlardan hangisini en çok ilgi uyandıran konu olduğunu düşünüyorsunuz? Devamı

ONBAŞININ KARISI: CRIME REVIEW KRİTİĞİ

Onbaşının Karısı, Gerald Seymour

Seçkin bir İran askeri alayının bir mensubu, kendisine Batılı gizli servislere istihbarat sağlama konusunda şantaj yapıldığında, eşi İran’dan kurtarılana kadar bildiklerini söylemeyi reddeder.

Araştırmanın kalitesi Gerald Seymour‘un her zaman çok güçlü olageldiği bir alan, ancak burada İran İslam Cumhuriyeti bilgisi ve arkaplanı oldukça kapsamlı. Seymour, okurlarını muhtemelen hakkında çok az şey bildikleri bir ülkeye taşıyor. İster Tahran sokakları olsun isterse Türkiye sınırı yakınlarındaki engebeli kırlar, anında gerçeğe dönüşüyor ve gerçeğe dönüştükçe korkunç ve endişe verici oluyor. Genç bir rejim muhalifinin infaz edildiği başlangıçtan en sonuna kadar, Batılı bir okuyucunun önemsiz ve anlaşılması güç bulabileceği nedenlerle sürekli bir kuvvetli ölüm olasılığı var.

cw

onbasinin-karisi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu çerçeve, romanı basit bir gerilimden daha fazla yapmak eğilimi taşıyor. Yazarın siyasi/dini sistemin körlüğü ve baskısı hakkında yorum yaptığı çok sayıda yer var. Örneğin Zach, Farsça ve Fars halkı üzerine yaptığı çalışmaları terk etmiştir, zira sözde hükümetin dayandığı dolandırıcılık ve yolsuzluğa artık katlanamamıştır. Devamı

ONBAŞININ KARISI: OYUNUN ZİRVESİNDEKİ BİR YAZARDAN

ONBAŞININ KARISI, GERALD SEYMOUR

Çoğu ‘teröre karşı savaşta casusluk’ gerilimleri bir tarafı eksik karakterlerle doluyken, kendini Seymour‘un adrenalinin ve zorlu uluslararası geriliminin hedefinde bulmak ferahlatıcıydı.

Bunun Seymour‘un 30. romanı olduğu ve hatta ilk kitabı Harry’nin Oyunu ile 2011’de yayınlanan müthiş kitabı Ölümün Adı Yok arasındaki yüksek gelgit izi göz önüne alındığında, şüphesiz en mükemmel olanı bu en son kitabı. Seymour’un son iki romanı gibi, manşetlerimizden hızla geçip giden İran’daki uluslararası kötü adamlara odaklanmış durumdayız.

onbasinin-karisi

Devrim Muhafızlarına bağlı seçkin Kudüs Tugayı Tuğgenerali Rıza Joyberi, genç şoförünü, kitaba adını veren onbaşı Mehrak’ı ‘kayıt dışı’ bir bankacılık işi için Dubai’ye gönderdiğinde, genç şoför İngiliz Gizli Servisi’nin (SIS) bir aşk tuzağına takılır ve Avusturya’da güvenli bir eve kaçırılır. SIS, Mehrak’ın, Kudüs Tugayı’nın en üst düzey görevlilerine, siyasetçilere ve benzerlerine şoförlük yaptığından nükleer santraller gibi gizli üsler arasındaki gidiş gelişlerde sorgulamaya değer önemli bilgilere kulak misafiri olduğunu düşünmektedir; bunu İran nükleer arzularını gerçeğe dönüştürmeden önce öğrenmelidir.

Onbaşı Mehrak, Dubai’deki ‘temasının’ gizli çekiminin yayınlanacağı ve böylece İran’daki hayatının sona ereceği söylenene kadar işbirliği yapmayacaktır. Avusturya’da Mehrak’ın dikkatini, İngilizlerden eşi Feride’nin İran’dan kaçırılmasını talep ettiğinde bunu kabul eden Petrok Kenning çeker. Mehrak’dan kilit bilgiyi almak, SIS’deki İngilizleri Mossad ve CIA’deki muadilleriyle aynı seviyeye getirecektir, böylece bu operasyonda büyük ölçüde destek sağlanır. Devamı

LE CARRE’DEN GELEN AJAN: TEMMUZ CİNNETİ CHARLES CUMMING KRİTİĞİ

Le Carré’den gelen ajan

Radyo yayıncısının zekice yazdığı ilk gerilim romanı, sizi kendi tercih ettiği okumasıyla baş başa bırakıyor.

 Charles Cumming, 8 Mart 2014, Spectator

Yetişkin hayatımın en korkunç anı 5 Ağustos 2008 Salı sabah 8.55’de meydana geldi. Çin’in Sincan eyaletinde haklarından mahrum edilmiş Uygur Müslümanların Han hükümetine karşı ayaklanmalarını konu edinen bir roman olan Typhoon‘u yazmıştım. Tesadüfen, yayınlanmadan birkaç gün önce çok sayıda Uygur, kitabın gerçek hayattaki tuhaf yankılanmasında tam olarak bunu yapmaya başladı.

James Naughtie Typhoon‘u okumuştu ve bu konuda konuşmak için beni Today programına konuk etmek istiyordu. Kraliyet daveti almak gibi bir şeydi. Ancak dakikalar röportaja doğru ilerledikçe, acımasız, ne dediği anlaşılmaz bir enkaza dönüşmüştüm ve kapıdan tüyüp kaçmayı düşünerek ulusal radyoda kendini gülünç duruma düşürecek kadar gergindim.

Untitled-2

Naughtie bir sorunu olduğunu görebiliyordu. Pratik becerisi ile Yeşil Oda’yı rahatlattı, beni şaka ve dalkavukluklara boğdu, sonra çabucak ve göründüğü kadar aksamadan geçip giden bir konuşma için stüdyoya götürdü. Devamı

TEMMUZ CİNNETİ – INDEPENDENT KRİTİĞİ

Temmuz CinnetiJames Naughtie

Susan Elkin, 2 Mart 2014, Independent

1970’li yıllar ve Soğuk Savaş’ın zirvesindeyiz; Joe Manson adındaki bir Amerikalının, her ne kadar ölüm sebebi olarak Özel Şube’nin müsamahası ile sorgu yargıcına ve halka farklı versiyonlar açıklanmışsa da, esrarlı bir şekilde Londra’ya geldiği ve bir Avam Kamarası deposunda ölü bulunduğu günler. Manson bir şekilde, iyi huylu casuslukta uzun ve tamamlayıcı bir kariyeri olan dışişleri bakanı bürokratı Will Flemyng ile bağlantılı gibi görünmektedir. Manson’un ölümünün nedeni kullandığı aşırı dozda uyuşturucudur; kesinlikle böyledir, bunun neden mümkün olamayacağına dair güçlü nedenler hariç.

Untitled-2

Böylece James Naughtie‘nin, Atlantik’in her iki tarafındaki tecrübesiyle bir politika gazetecisinden bekleyebileceğiniz tüm inandırıcı, içeriden bilgilerle birlikte gelen karmaşık ilk casusluk romanı başlar. Kurgu kitapta casusluk, -herhalde- gerçek hayatta olduğu gibidir, Naughtie‘nin “sadakat ve sahtekârlık arasındaki sınır” dediği şeyleri araştırır; böylece karakterleri birbirlerine nadiren doğruyu söyler ve isim telaffuz etmeden örtülü ipuçları ve imalarla konuşur. 380 sayfalık romanda gerginliği devam ettiren işte bu esrar perdeli yazım şeklidir, çünkü okuyucu kim, ne ve neden diye merak etmekten kendini alamamaktadır. Devamı