KÜÇÜK DEVLETLERDEN SAKININ: LÜBNAN (Hıstorıan Kritiği)

KÜÇÜK DEVLETLERDEN SAKININ: LÜBNAN

Rus anarşist Mikhail Bakunin’in 1870’deki bir yorumundan başlığını alan Küçük Devletlerden Sakının, 19. yüzyıldan itibaren Lübnan tarihinin izini sürüyor ve 1982’den günümüze kadar olan döneme özel olarak eğiliyor. Anlatım, gazeteci David Hirst’ten bekleneceği üzere akıcı ve pürüzsüz, aynı zamanda güldürücü veya dokunaklı anekdotları yakalayan hassas bir kulağı var. Hirst, küçük bir devlet olan Lübnan’ın hem Ortadoğu’daki istikrarsızlığın hem de başta İsrail ve Suriye olmak üzere sınırları içinde savaşan komşu devletler arasındaki savaşın kurbanı olduğunu ileri sürüyor.

lubnan-on-kapak-baski

 

 

Filistin’de Siyonist projenin başlamasından itibaren, David Ben-Gurion ve diğer İsrailli liderler Arap dünyasındaki ve bir bütün olarak bölgedeki bölünme ve çatışmayı beslemeye çalıştılar. Hirst “Siyonistler(in) çeşitliliğin ve bölünmenin, anlaşmazlık ve rekabetin zaten mevcut olduğu ortamda, onları derinleştirmenin, bunu yapmadıkları yerde ise yaratmanın yollarını aradıklarını” ileri sürüyor.(s.40) Bu amaca uygun olarak, İsrail’in Lübnan’a karşı politikası, azınlık gruplarla ve özellikle birleşik bir Arap yanlısı devletten korkan Marunilerle sahte ittifaklara odaklandı. Hirst, İsrail ve bazen Suriye tarafından kendi ulusal çıkarları için ardı arkası kesilmeyen şekilde kullanılan ve manipüle edilen Lübnan’daki konfesyonel sistemin ne kadar kırılgan ve doğası gereği istikrarsız olduğunun detaylarıyla açıklıyor.

Anlatının çoğu Hirst’ün onyıllardır bölgede yaşıyor olmasından ve geniş bir yelpazedeki basılı kaynakların bir sonucu olarak Ortadoğu konusundaki kişisel bilgisine dayalı; metnin başındaki haritalar, makul uzunluktaki dipnotlar gibi faydalı referanslar sunuyor. Devamı

Dikenli Bahçe: Lübnan (THE ECONOMIST KRİTİĞİ)

theeco

3 Temmuz 2010

  1. Küçük Devletlerden Sakının, Lübnan: Ortadoğu’nun Savaş Alanı, David Hirst.
  2. The Ghosts of Martyrs Square: An Eyewitness Account of Lebanon’s Life Struggle (Şehitler Meydanının Hayaletleri: Bir Tanığın Gözünden Lübnan’ın Yaşam Savaşı), Michael Young.

 

İki yazar Lübnan’ın karmaşık yapısını çözüyor.

 

Oldukça parçalanmış ve kavgalı küçük bir ülke olan Lübnan, hem çekici hem de korkutucu. Cazibesi tabiatından ve özgür ruhlu insanlarından ileri geliyor; yoğun zenginlikleri; bölgenin kavruk topoğrafyası ve tekdüze siyasetiyle ters düşüyor. Tehlikesiyse, patlama eğiliminde olmasından.

lubnan-on-kapak-baski

gh

 

 

 

Tüm bunlar, Lübnan’ı büyüleyici, ama aynı zamanda onun tarihini yazanlar için de riskli bir konu haline getiriyor. Değişen mezhepsel manzarasının renkli parçaları ve işlerine karışan komşuların katkılarıyla yeni şekillere evrilmesi hiç sona ermiyor. Öyle ki, bir yazar, bir anı ve perspektifi kavrayabilir ancak kitap raflarda yerini aldığı zaman kesinlikle güncellemesi gerekecektir.

 

Mesela Lübnan şu anda, yıllarca süren türbülans sonrasında aniden gelen huzur verici bir büyü ile turizm ve inşaat sektörlerinde bir patlama yaşıyor. Bu sorunlar 2005 yılında, beş kez başbakan olan milyarder Rafik Hariri’yi öldüren bombalı araç saldırısıyla başladı ve uzun süren ve rahatsız edici bir dönem olan Suriye hegemonyasını sona erdiren ayaklanmayı ateşledi. 2006 yılında İsrail ile savaşa sürüklendiler ve sonra her biri yabancı güçlerin bölgesel ihtiraslarıyla itilen hassas bir şekilde dengelenmiş hizipler arasındaki tırnak yedirten mücadele yeniden alevlendi ta ki, geçen yılki seçimleri takiben sakinleşene kadar.. Devamı

SİLAH VE ZEYTİN DALI: KLİŞELERİN BİRİNCİL KAYNAKLARLA REDDİ

Silah ve Zeytin Dalı, David Hirst

Bir Washington gazetecisi geçenlerde Ortadoğu çatışması hakkındaki Arap Amerikalıların bakışını “bilinen bir olaya bir dürbünün ters tarafından bakmaya” benzeterek tarif etmişti. David Hirst’ün yeni kitabı bazı okuyucularda aynı yönde bir etki bırakabilir, zira Hirst’ün tezi şiddetin siyasi Siyonizm’de mündemiç olduğu ve Filistinli Arapların şiddeti Siyonistlerden öğrendiğidir, bunun tersi değil. The Guardian’ın Ortadoğu muhabiri Hirst, Siyonist ve Filistinli kaynaklardan ve çatışmaya dair eleştirel çalışmalardan alıntılar ve dipnotlarla besleyerek çalışmasını baştan aşağı belgelere dayandırmış. Bu çalışmanın sadece dipnotları bile tek başına değerli bir kaynak.

Siyonistleri güç kullanmaya sadece akılsız Arap muhalefetinin mecbur ettiği iddiasını reddeden Hirst, Theodore Herzl’den başlayarak Siyonist liderlerin yerli Filistinli halkı topraklarından atmak ve Yahudi hakimiyetini garanti etmek için şiddet araçlarına olan ihtiyacı öngördüklerini ortaya koyuyor. Yazarın Siyonist pratiğin çelişkili açıklama hatlarına ilişkin tartışması çağdaş bir konudur: biri Araplar ve Batılılar, diğeri din kardeşleri ve planlama amaçları için. Herzl, toprağa “el koymak” ve yerel halkı ülkeden “süpürmek” planına ilişkin sırrını günlüğüne kaydederken bir yandan da Arapların Siyonist göçünden “korkacak hiçbir şey olmadığına” dair Filistin dini liderliğine güvence vermeyi deniyordu.

Silah-ve-Zeytin

Hirst aynı zamanda, feodal liderliğin, direnişin niteliği açık bir şekilde yerine oturana kadar bocalamasıyla beraber Siyonist tecavüze karşı Filistin halk direnişinin büyük ölçüde köylüler arasında başladığını da ortaya koyuyor. Yazar, toprak ve onun üzerindeki çalışma hakları Siyonistlerin yönetiminde tamamen satıldığı için köylülerin Siyonist “toprağın geri alınması” ve “emeğin fethi” sloganlarıyla bilinen politikaların asıl kurbanları olduğuna işaret ediyor. Hirst Filistin köylü direnişinin izini 1900 öncesinden başlayıp ve 1936-1939 isyanı ile sonuçlanan 1920 ve 1930’ların ana kargaşaları boyunca sürüyor. Feodal Filistinli liderler sadece Siyonist meydan okumaya cevap vermekte başarısız olmadılar, diğerlerini aynı şeyi yapmakla itham ederken toprak satışında da yer aldılar. Hirst, İngilizlerin 1936-1939 isyanını bastırmasının Filistin direnişini nasıl yok ettiğini ve silahlarına el koyarak toplumu 1948 yılındaki nakba (felaket) için nasıl hazırlıksız bıraktığını gösteriyor. Devamı

AVI SHLAIM: SİLAH VE ZEYTİN DALI HAKKINDA

silah-ve-zeytin

David Hirst, güncel ve okunmaya değer kitabının önsözünde, Ortadoğu çatışması hakkında Batılı okuyucunun erişebildiği literatürün çoğunun ezici bir üstünlükle Siyonist sempati taşıdığını ve ilhamını bundan aldığını belirtiyor. Kitabı bunu dengelemeyi amaçlıyor. Ana tezi, şiddetin başlangıcından beri Siyonizm içinde var olduğu ve Filistin’de bir Yahudi devleti öneren kurucu atalarının; ikiyüzlülüğün, baskının ve fiziksel güç kullanmanın, amaçlarına ulaşmak için kaçınılmaz araçlar olduğunu bilmeleri ve önceden öngörmüş olmalarıdır. Dolayısıyla, Siyonistler Ortadoğu’daki asıl saldırganlar, şiddetin gerçek öncüleri; Arap şiddeti de, zalimce ve fanatik olmakla birlikte, onların yaptıklarına kaçınılmaz bir tepki olarak görülüyor. Bu kitabın en büyük erdemlerinden biri, büyük savaşların bildik tarihinin üzerinden geçmek yerine; suikast, katliam, ayaklanma, tüm toplulukların zorla kökünden sökülmesi, sınır baskınları, misilleme ve terörizm gibi diğer çok çeşitli şiddet biçimlerini araştırıyor olması ve bunları meydana geldikleri ortamda ahlaki, politik ve psikolojik iklim ile ilişkilendiriyor olması. Genellikle bu şiddetin daha küçük biçimleri çatışmanın doğasına ve kahramanların düşünce ve motivasyonlarına dair ilginç kavrayışlar sağlar. Temel kusur, Hirst’ün, Siyonistleri homojen biçimde uğursuz amaçlar taşıyan monolitik bir grup olarak gösterme eğilimidir; bu, oyunun Arap uzlaşmazlığı ve şiddeti tarafından, bölünmüş Siyonist kamp içinde militanların güçlendirilmesi ve aşırılık ve güç kullanmanın yükselişe geçmesini sağladığı kısmını gözden kaçırmaya sebep oluyor. Bu konudaki eksikliğine rağmen Ortadoğu’da şiddetin dinamiklerine yönelik nesnel bir analiz arayan öğrenciye hitap ediyor. Bu çalışma Filistin davasının dokunaklı ve güçlü bir savunmasını yapmaya kendini tutkuyla adamış bir yazarın eseridir.

AVI SHLAIM

Political Studies, Mart 1979, Cilt 27 Sayı1

 

ELIZABETH MONROE: SİLAH VE ZEYTİN DALI HAKKINDA (1978)

Silah ve Zeytin Dalı: Ortadoğu’da Şiddetin Kökenleri

The Guardian Ortadoğu muhabiri David Hirst, İbranice, Arapça ve İngilizce veya Amerikan kaynaklarını kullanarak, başladığı 1880’lerden itibaren Arap-Yahudi anlaşmazlığının iyi ve belgelere dayanan bir tarihini yazdı. ‘[Sorun] Daha ilk baştan beri aralıksız şiddetle birlikte vardı.’ Ona göre bu konuda yazılan literatür, özellikle Amerikalılar için olanlar, büyük bir oranda Siyonist bir sempati taşır ve dengeyi düzeltmeye soyunur.

Anlaşmazlığın üç tarafı var: Araplar, Yahudiler ve (en azından kendi arkalarını kurtarmak için rezilce çekildikleri 1948’e kadar) İngilizler. Hiçbiri suçsuz değil. Ayaktakımının zıvanadan çıkması ve çete histerisinin taşkınlığıyla başlayan Arap şiddeti, önce İngiliz adaletine güvenen ancak sonra bu inancı terkeden bir aristokrasi tarafından bastırıldı; 1936-1938 yıllarında şiddet patladı. Yahudi şiddeti başlangıçta misilleme niteliğindeydi, ancak aşamalı olarak, Yahudi nüfusu arttıkça, bir ordu ve güvenlik polis tekniği olarak bugüne kadar gelen iyi organize olmuş terörizme dönüştü. İngilizler de masum değil. Arapları yendikleri 1938 yılına ait vukuatlar ve yine Yahudilerle mücadele ettikleri 1946-1947’deki olaylar İngiliz askerlerinin de aynen bugün İsrail askerlerinin uyguladığı kadar şiddete başvurduğunu gösteriyor.

silah-ve-zeytin

Hirst, Siyonist başarıya katkıda bulunan rastlantısal koşulların derecesine değiniyor. Bunların başında yabancılar için yürek parçalayıcı söylemiyle Holocaust geliyor, ama bir diğeri ‘Arap liderlerin basiretsizliği ve sorumsuzluğu ile ayrıcalıklı sınıfların ciddiyetsizliği ve benmerkezciliği’ idi (s.237). Böylece, 1946’da aşırıcılar tarafından King David Oteli’nin havaya uçurulması (s.272) veya 1948 yılındaki Deir Yasin katliamı (s.289) gibi olaylarla Siyonizm’e bir kaş göz işaretiyle yol verildi (bunlar az sayıdaki belgelendirilmemiş tezden ikisidir).

İngilizler asla tamamen dürüst değillerdi veya Balfour Deklarasyonuyla geliştirilen çözülemez muamma hakkında hiçbir zaman samimi olmadılar. Hem Lloyd George hem de Balfour ‘ulusal yurt’un’ bir Yahudi devleti için bir kandırmaca olduğunu itiraf etmişlerdir, fakat II. Dünya Savaşından sonra kendisi de bir Siyonist olan Winston Churchill bile Avam Kamarası’nda ‘Siyonistlerin iddia ve niyetlerinin son dönemlerde manda idaresi ile yapılan anlaşmanın ötesine geçtiğini’ kabullenmek zorunda bırakılmıştır (s.285).

Ürdün kadar tüm Filistin üzerindeki niyetlerinde de son derece acımasız olan İsrailliler, 1973 Ekim Savaşı boyunca, sözcülerinden biri olan General Harkabi tarafından başlatılan bir tekniği sürdürdüler:

Konumumuzu tanımlamalı ve uzlaşma için temel prensipleri belirlemeliyiz. Taleplerimiz  ılımlı ve dengeli olmalı, mantıklı görünmelidir. Ancak gerçekte bunlar düşmanın  reddedeceği koşulları içermelidir. Daha sonra bir manevrayla rakibimize kendi pozisyonunu savunma izni vermeliyiz ve kapsamlı bir çözüm temelinde uzlaşmayı reddetmeliyiz. Sonra  da düşmanın taleplerini yayımlayıp mantıksız aşırılıkları içerdiğini gözler önüne sergilemeliyiz (s.216; İsrail gazetesi Maariv, 2 Kasım 1973).

Bu teknik Begin’in süslemeleriyle hala uygulanmaya devam etmektedir.

Elisabeth Monroe

International Affairs (Royal Institute of International Affairs), Haziran 1978 54(3).

Notlar:

  1. Elizabeth Monroe (1905-1986). Oxford’lu tarihçi. II. Dünya Savaşı boyunca İngiliz Enformasyon Bakanlığı Ortadoğu ofisi başkanlığını yürüttü. 1944 yılında Observer diplomasi, 1945-1958 yıllarında The Economist Ortadoğu muhabiri oldu. 1947-1952 yıllarında BM Ayrımcılığın Önlenmesi ve Azınlıkların Korunması Alt Komtiesi’nde İngiliz temsilciğini yaptı. 1961 yılında St. Antony’s College, Oxford’a geldi. Burada Albert Hourani ile birlikte Ortadoğu tarihçileri için eşsiz bir kütüphane olan St. Antony’s College kütüphanesini oluşturdu. 1973’de emekli oldu. 1963 yılında ilk baskısı yapılan klasikleşmiş Britain’s Moment in the Middle East 1914-1956 isimli çalışmasıyla bilinir.
  2. Parantez içlerinde verilen sayfa numaraları Silah ve Zeytin Dalı‘nın Türkçe baskısına aittir.

LÜBNAN KRİTİĞİ: EUGENE ROGAN FINANCIAL TIMES

Küçük Devletlerden Sakının: Lübnan kitap kritiği

Eugene Rogan, Financial Times

er

Rus anarşist Mikhail Bakunin 1870 yılında bir arkadaşına “Küçük devletlerden sakının” diye yazmıştı. Küçük ulus devletlerin Belçika’dan Balkanlara ve Baltıklara Avrupa’da siyaseti sarstığı bir çağda Bakunin, bu türden küçük ülkelerin büyük, daha güçlü komşularına karşı görünüşte savunmaz iken, aynı zamanda kendilerine eziyet çektiren büyük yapılar için nasıl bir sorun kaynağı olduklarını gösterebileceğine işaret ediyordu.lubnan-on-kapak-baski

Yazar ve eski Guardian muhabiri David Hirst için Bakunin’in uyarısı Lübnan’ın Ortadoğu’nun sorunlu siyasetindeki kendine özgü konumuna uyuyor. Hirst elli yıldır Beyrut’ta yaşıyor; bu nedenle ülkenin kanlı geçmişine bizzat tanıklık etmiş bir isim. Yarım yüzyıllık çatışmaya öfkeli gözlerle bakarken bu tarihi tanıklığın acısı kitabın her bir sayfasına işlemiş durumda.

Lübnan’ın bölünmüş siyasi liderliği, acımasız komşuları Suriye ve İsrail, Lübnan devleti içindeki devletiyle Filistin Kurtuluş Ordusu (FKÖ) ve Lübnan’ı manipüle etmeye ya da kontrol etmeye çalışan yabancı güçler: bunların hepsi Hirst’in eleştirel ve titiz incelemesine konu oluyor. Devamı

DAVID HIRST HAKKINDA: CENGİZ ÇANDAR

silah-ve-zeytinlubnan-on-kapak-baski

dh2

Bu arada öğrendim ki, Ortadoğu’nun İngilizce yazan gazeteciler arasında gördüğü tartışmasız en parlak isim olan David Hirst, kuşak olarak, [Eric Rouleau ile] tam ikimizin arasındaymış. Oxford ve Beyrut Amerikan Üniversitesi’nde 1956-1963 yılları arasında okumuş olan David Hirst, 1963’ten 1997’ye kadar Guardian muhabiri idi ve Ortadoğu’daki gelişmeler üzerine tarihe çok önemli kayıtlar düşen kitaplar yazdı.

Cengiz Çandar, Radikal, 04.03.2015

David Hirst, tüm ömrünü Beyrut’ta yaşayarak Ortadoğu’da geçirmiş olan 1936 doğumlu ve Oxford ve Beyrut Amerikan Üniversitesi mezunu bir İngiliz gazeteci. Yıllarca Guardian gazetesine yazdı. Bizim kuşağın, bölge haberciliği ve yorumlarda, Le Monde Ortadoğu muhabiri Eric Rouleau ile beraber bölge konusunda en bilgili gazeteci olarak örnek aldığı ikinci isimdi. 2003 baskılı ‘The Gun and the Olive Branch’ (Silah ve Zeytin Dalı) adlı kitabı Filistin mücadelesi üzerine yazılmış en yetkin kitapların başında gelir. 2010 baskılı ‘Beware of the Small States: Lebanon, Battleground of the Middle East’ (Küçük Devletlere Dikkat: Lübnan, Ortadoğu’nun Savaş Alanı) başlıklı kitabı ise Lübnan’ın uzun savaş yıllarına dair yazılmış en mükemmel kitaptır.

Cengiz Çandar, Radikal, 26.12.2012

Önceki gün Lübnan gazetesi Daily Star’da İngilizce basının bir numaralı Ortadoğu uzmanı David Hirst’ün bir yazısı yer aldı…

Cengiz Çandar, Yeni Şafak, 22.02.2002