DEVLETİN ADAMI – LITERARY REVIEW KRİTİĞİ

literaryreview

Hikayesini gerçek olaylara dayalı bir arka planına oturtan Edward Wilson, “zamanımızın büyük gizemi, Çin’in ekonomik ve askeri bir süper güce hızla yükselmesi” dediği şey için tuhaf bir açıklama sunuyor. Kahramanının çağrışım yapan bir adı var: Catesby. Kraliçe, kendisiyle tanıştığında ona Barut Komplosu * hakkında kurnazca bir şaka yapıyor. Catesby, Savunma Bakanlığı’ndan sorumlu ilk kadın olan Lady Somers ve komünist Çin’e iltica etmeden önce Londra’nın Swinging Sixties ** döneminde seks skandallarına karışan yabancılaşmış kızı hakkındaki gerçeği ortaya çıkarmaya çalışıyor. Araştırmaları onu Moskova’ya ve daha sonra Amerika’nın Vietnam’daki savaşının tüm dehşetini gördüğü Güneydoğu Asya’ya götürüyor. Gerçek ve icat edilmiş olayların bu karmaşasını çözmek bir tarihçinin işi olabilir ancak. Bunları inandırıcı ve olası hünerli açıklamalar olarak ve dahası şok edici buldum. Gerçekten okumaya değer bir kitap.
Jessica Mann

* Barut komplosu, bir grup yönetim karşıtı İngiliz Katolik tarafından, İngiltere Kralı I. James ve diğer aristokratları öldürmek için 5 Kasım 1605’te yapılan Parlamento Binası’nı havaya uçurma girişimidir. Robert Catesby ve Guy Fawkes öncülüğünde planlanmıştır. (Wikipedia)

**  Swinging Sixties, 1960’ların ortalarında ve sonlarında Birleşik Krallık’ta  gençler arasında hakim olan, geleneksel kültürle bağını kesen ve hedonizmi odağına alarak uyuşturucu da dahil yeni bir yaşam ve moda tarzını önceleyen kültür devrimini ifade eden bir söz öbeğidir.

devletin-adami

 

 

 

BİR İHANET HARİTASI: BÜYÜLEYİCİ BİR ÖYKÜ (PW KRİTİĞİ)

pweekly

Waiting (Bekleyiş) kitabıyla National Book Award ve PEN/Faulkner ödüllerini kazanan yazar Ha Jin bu kez, bir kadının, babasının devletine ve ailesine sadakatinin sınırlarını sorguladığı bir kitapla geliyor. Hikâye günümüz ve 1949-1989 yıllarını kapsayan dönemler arasında değişimli olarak ilerliyor. Günümüzde; Amerika doğumlu Lilian Shang, babası Gary’nin Mao yönetimine bilgi sızdıran Amerikada yerleşik bir Çinli casus olarak gizemli hayatını çözüyor. Babasının geçirdiği evrimin öğrenciliğe, ajanlığa ve sonra mahkûmluğa ait parçalarını bir araya getiriyor; zira sonunda CIA tarafından üst bir-ihanet-haritasidüzey bir köstebek olarak yakalanıyor. Lilian araştırmasını öncelikle Gary’nin uzatmalı metresi tarafından Lilian’a miras bırakılan kapsamlı günlükleri üzerinden yürütüyor. Gary’nin hikâyesi sadece haber metni gibi okunmak için çok karmaşık olduğundan Lilian babasının diğer ailesiyle irtibat kurmak üzere kuzey Çin’e seyahat ediyor. Bunu yaparak Gary’nin yurtdışındaki yaşamını tanımlayan istila edici ikiyüzlülüğü görüyor; aile üyeleri onyıllarca önce ayrıldıktan sonra ona ne olduğunu konusunda çok az şey biliyor. Lilian’ın kocası yeni tanışılan bir Çinli kuzenle birlikte şüpheli bir mikroçip işine bulaşınca FBI devreye giriyor ve Lilian buna aile bağı ile mi yoksa kendini koruma içgüdüsü ile mi karşılık vermesi gerektiğini tartmak zorunda kalıyor. Jin’in zarif nesri hayran bırakıyor; bilgiyi ölçülü bir şekilde, neredeyse zoraki deşifre ediyor. Sonuç, geçen yarım asır boyunca Çin siyasi vaziyetini sorgulayan büyüleyici bir öykü…

 

 

ÇİN DIŞ POLİTİKASI: István Tarrósy kritiği

Çin Dış Politikası, Stuart Harris

 Avustralya Ulusal Üniversitesi Profesörü Stuart Harris, Çin’in, tarihi gelişimi bağlamına özenle yerleştirilmiş pragmatik dış politikasıyla ilgili iyi belgelendirilmiş ve iyi araştırılmış bir kitap yazdı. Bu referans çerçevesi çağdaş “ulusal çıkarlar konusundaki bakış açılarını” anlamakta kesinlikle kritiktir (s.24). “Çin tehdidi” denilen fikre değinerek Harris, Çin’in stratejik kültürünü araştırmaya öncülük ediyor ve “Çin reelpolitiğinin Çin halkının kolektif karakterinden ziyade zaman ve koşullara daha yakın olma ihtimalini” ortaya koyuyor (p.32). Harris bakışını ve analizinin odağını tanımlarken daima kesin bir dil kullanıyor. Bu sofistike ve ikna edici tartışma Çin Dış Politikası başlıklı sekiz bölümlük kitap boyunca okuycunun hikayeyle birlikte yüzmesine yardımcı oluyor.

cindispolitikasi

Herhangi bir devletin dış politikasını formüle ederken giderek artan sayıdaki ağırlık merkezini mutkala hesaba katması gerektiği ve belli güçlü bölgesel aktörlerin çoğaldığı günümüzün küresel arenasında, Çin de, diğerleri gibi, Harris’in ortaya attığı şu soruyla yüz yüzedir: “mevcut dünya düzenini etkilemek ve değiştirmekten çok, onun kural ve normlarını kabul etmeye ne kadar yakındır? (s.71).” Deng’in reformlarından ve 1970’lerin sonlarından beri Çin sayısız uluslararası anlaşmanın tarafı oldu, birçok kuruluşa katıldı ancak müdahalesizlik, karşılıklı fayda yaratan işbirliği veya Konfüçyüz ahlakı gibi temel kabul ettiği ilkelerden hiçbirini arkasında bırakmadı. Bu nedenle Çin’in Batı önderliğindeki sosyalleşmeyi nasıl kabul ettiğine ilişkin daha çok düşünmek gereklidir; gerçekten de Batılı tarzda sosyalleşiyor gibi görünmemektedir. Devamı

Hayat Sonrası Hayat: SUSAN BARKER NPR RÖPORTAJI

Hayat Sonrası Hayat

Şoför Wang’in Altıncı Hayatı Ruh Eşlerinin Dolambaçlı Hikâyesini Örüyor

nprRadyo Röportajı, 16 Ağustos 2015,

 

 

Roman, Pekin’de taksicilik yapan bir şoföre gelen tuhaf mektuplarla açılıyor ve yavaş yavaş çağlar boyu birbirine bağlanmış iki ruhun hikâyesi açığa çıkıyor. Susan Barker’ın Şoför Wang’in Altıncı Hayatı isimli romanı Çin’in uzun tarihi boyunca çınlayan iki sesi, bu iki sesin ölümlerini, yeniden hayata gelişlerini ve her bir yaşamda yeniden karşılaşmalarını takip ediyor. Susan Barker, programa hoş geldiniz.

SUSAN BARKER: Merhaba, sizinle konuşuyor olmak harika.

VIGELAND: Romanınızdaki hikâye oldukça çetrefilli.

BARKER: Evet. Hikâye, 2008 yılında Olimpiyatların başlamasına aylar kala Pekin’de geçiyor. Ana karakter, şehrin doğusunda karısı ve kızıyla sakin bir hayat süren Wang Jun isminde bir taksi şoförü. Bu sakin hayat, Wang Jun’un, bir gün taksisinin güneşliğinde isimsiz bir mektup bulmasıyla değişiyor. Mektupta, Wang’in birçok geçmiş hayatı olduğu yazıyor ve mektupların yazarı bu hayatların her birinde Wang’i tanıdığını söylüyor.

susanbarker

 

Mektupların yazarı Wang’in geçmiş yaşamlarının hikâyesini yazıyor. Bunları Wang’e anlatmak yazarın görevi. Devam eden mektuplarda Wang’in geçmiş yaşamlarını takip ediyoruz: Tang Hanedanı döneminde bir hadım, Cengiz Han’ın işgali sırasında bir köle, Ming Hanedanı döneminde bir cariye, Afyon Savaşları’nda bir balıkçı oğlan ve Başkan Mao’nun Kültür Devrimi günlerinde bir öğrenci olarak… Mektuplarda yazar, ayrıca Wang’le olan ilişkilerinin doğasını da anlatıyor; kimi zaman bir ailenin fertleri, kimi zaman arkadaş bazense âşıklar olarak ama ilişkileri her seferinde saplantılı ve çatışmalı.

VIGELAND: En hafif tabirle…

BARKER: (Kahkaha atıyor) Aynen.

VIGELAND: Bizim için kitaptan bir pasaj okuyabilir misiniz?

BARKER: Tabi, elbette. (Okuyor) Kaldırımın kenarında durdum ve gidişini izledim. Taksi şoförü Wang Jun. Sürücü kimlik numarası 394493. Otuz bir yaşında, bitkin, Kızıl Pagoda Tepesi sigarası tiryakisi. Yeniden hayataa gelişlerinin bu son halkasında, diğer herkes gibi yeniden doğumun kaza kurşunuyla, kaderin piyangosuyla seçilmiş. Kimsin sen? diye soruyor olmalısın. Ben senin ruh ikizinim, eski dostunum ve bu on altı milyon insanın yaşadığı şehre seni aramaya geldim.

sofor-wang

VIGELAND: Burada şoförle ve bu kimliği belirsiz anlatıcı ya da gözcüyle, yani basit bir ifadeyle Wang’i takip eden kişiyle giriyoruz hikâyeye. Ama burası, bu karakterlerin, bu ruhların başladığı nokta değil; sanki en son reenkarnasyonlarının tam orta yerine bırakılmış gibiyiz. Ve bu ruhlar birbirlerine bağlanmış olsalar da bu bağı yaratan şey tam olarak aşk değil. Karakterlerin hikâyelerinde çok fazla şiddet var. Bu tarz bir hikâyenin çok kolay yazıldığı düşünülür, bilirsiniz, yani ruh ikizlerinin aşk hikâyesi. Ama siz duygusal anlamda bunu çok çok daha karmaşık ve dağınık bir hale getirmişsiniz. Devamı

ŞOFÖR WANG’İN ALTINCI HAYATI – THE BOSTON GLOBE

Şoför Wang’in Altıncı HayatıSusan Barker

Laura Collins-Hughes,

bostonglobe

Okuma grubu için tartışma soruları: Bir insanı tanıyormuşsunuz ama sanki bu tanışma şimdiki yaşamınızdan değilmiş gibi hissettiğiniz oldu mu? Hiç küçük bir çocuğa bakınca, geçmiş bir varoluşunuzu anımsar gibi olup ürktünüz mü? Ruhların beden değiştirmesine inanır mısınız? Böyle bir şey olsun ister miydiniz?

Susan Barker’ın Şoför Wang’in Altıncı Hayatı isimli, insanı bir girdap gibi içine çeken sürükleyici romanının fırtınalarla dolu merkezinde yer alan otuzlarındaki taksi şoförü Wang Jun, daha önce farklı zamanlarda beş farklı bedende yaşamış; ya da taksisinde beliren ve kimden geldiği belirsiz mektuplara göre öyle.

Wang’in ruh ikizi olduğunu iddia eden isimsiz mektupların yazarı, 1300 yılı aşkın süre boyunca Wang’le paylaştıkları geçmişi kayda geçiyor. “Bilinmeyen geçmişinin karanlığına ışık tutmak benim görevim. Altı farklı yaşam sürmek ama yalnızca son reenkarnasyonunun farkında olmak kim olduğunun yalnızca altıda birini bilmektir.”

Blank bookcover with clipping path

The Incarnations, Zeynel Can Gündoğdu çevirisi ile

Roman 2008 yılında, çağdaş Çin’in ihtişamını bütün dünyaya gösterme fırsatı sunan Olimpiyatlara hazırlanan, trafiğin her yanı tıkadığı Pekin’de açılıyor. Wang’in yaşamı, öte yandan, bu ihtişamdan bariz bir şekilde uzak. Zengin bir Komünist Parti yetkilisinin oğlu olarak ayrıcalıklı bir hayata doğmuş olsa da, genç yaşa geldiğinde bu konforlu hayatı reddetmiş. Şimdiyse, masöz karısı Yida’yla birlikte karınlarını doyurabilmek ve sekiz yaşındaki zeki kızları Echo’yu yetiştirebilmek için gündelik hayatın mücadelesine kapılmış durumdalar.

“Çoğu günler seni izliyorum,” diye yazıyor isimsiz mektupların kıskanç yazarı Wang’e. Devamı

TARİH ARKANDA: ŞOFÖR WANG’İN ALTINCI HAYATI

Çin Tarihinde 1000 Yıla Uzanan Bir Keşif

Roman İncelemesi: Şoför Wang’in Altıncı Hayatı, Susan Barker

Edward Wilson

10 Temmuz 2014, the Independent

sofor-wang

incarnations

 

Şoför Wang’in Altıncı Hayatı, Çin’in Geceyarısı Çocukları olarak değerlendirilebilir. Rusdie’nin romanından oldukça farklı yanları olmakla birlikte Şoför Wang’in Altıncı Hayatı tarihsel ve kültürel kapsama alanı açısından son derece kayda değer bir roman. Çinli-Malezyalı bir aanne ve İngiliz bir babanın çocuğu olan Susan Barker, bu üçüncü romanında Çin tarihinin 1000 yıllık bir keşfine çıkarken reenkarnasyonu bir araç olarak kullanıyor.

Pekinli taksi şoförü Büyücü Wu’nun altıncı reenkarnasyonudur. Wang haline dönüşene kadar Wu, Cengiz Han’ın Moğol akıncılarının köleleştirdiği bir Çurçen oğlan, Ming Hanedanı döneminden bir cariye olan Kırlangıç Hatun, Afyon Savaşları döneminden başıboş bir çocuk Ah Qin, ve son olarak Devrimci Kızlar Kapitalizm Karşıtı Okulu’ndan gönülsüzce Maocu olmuş delifişek bir kız olduğu yaşamlar sürüyor.

Wang’in önceki yaşamlarına dair hikâyeler kendisine isimsiz mektuplar aracılığıyla aktarılıyor ve bu durum zaten kırılgan olan ruhsal durumunun tekrar tetikliyor. Güçlü bir devlet yetkilisinin oğlu olan Wang’in kaderinde taksici olmak yok aslında. Ancak Devamı