ALACAKARANLIKTA TAHRAN: Yeni tarih, aynı eski kirli oyunlar üzerinde yeni bir bakış açısı

Salar Abduh’un Alacakaranlıkta Tahran kitabı yeni tarih ile aynı eski kirli oyunlar üzerinde yeni bir bakış açısını harmanlıyor.

Malcolm Forbes, The National, 2 Ekim 2014

Keskin, çağdaş politik gerilim yazarları aktüaliteden tesadüfen esinlenir, ama talihsiz bir şekilde onun tarafından da sonlandırılırlar. Bugünün manşetlerinden yapılan bir kurgu çoktan dünkü haberlerde yer almıştır. John le Carre’nin 2008 yılındaki kitabı A Most Wanted Man’ı kaplayan olağanüstü sahneleme istendiği gibi patlayan bir finalle sonuçlanmıyordu: Okuyucu sadece bu “Amerikan adaletinin” geldiğini değil, o sırada bir yıllık karşı terörizm tekniği kap-kaç tarzı adam kaçırma ve bu nedenle bayat bir anlatım kinayesini de görebilir.

tahransalar

Salar Abduh‘un üçüncü romanı Alacakaranlıkta Tahran kitabında, İran kökenli Amerikalı yazar, bu tür modası geçmiş bir yaklaşımdan,  hikâyeyi  2008 yılına götürerek, İranlı din adamı, ajan ve aracılardan oluşan tamamen kurgusal bir karakter seti oluşturarak, ihanetin, baskının ve yozlaşmanın kalıcı karanlık noktalarını açığa çıkararak özellikle kaçınıyor. Kabul etmeli ki, içinde hafiften Ahmedinecad ve çetesinin gizlendiği bütün karakter ve isimlerin uydurma olduğu bir roman daha heyecanlı olacaktı. Bununla birlikte, Abduh yine de gerçek sorunlarla tehlikeli şekilde mücadele eden inanılır karakterlerle bizi büyülemeyi başarıyor.

Abduh kahramanı ve okuyucuyu Tahran’a bir geziyle baştan çıkararak başlıyor. New York’taki bir üniversitede “yaratıcı röportaj” denen bir şey öğreten Malik, en iyi arkadaşı Sina tarafından gizemli bir şekilde hukuki bir konu olduğunu söylediği bir konuyu tartışmak üzere yıllar önce kaçtığı İran’a geri dönmesi için çağrılır. Malik Tahran’a varır ve devrime doğru ilerleyen bir şehir ile militan bir Şii ekibiyle anlaşmış eski arkadaşını bulur. Orada ayrıca, Irak’ta ve Afganistan’da cesaret isteyen araştırmacı işlerinde kendisine tercümanlık yaptığı ve şimdi de İran’da belki de en büyük atlatma haberiyle ilgili yine ondan yardım isteyen Pulitzer’e aç bir gazeteci olan Clara’yı bulur.

Devamı

BİR İHANET HARİTASI – BEN MACINTYRE KRİTİĞİ – NYT Sunday Book Review

Sunday Book Review  7 Kasım 2014

Bir İhanet Haritası, Ha Jin

BEN MACINTYRE

Uzun yıllar önce FBI ajanların motivasyonlarını tanımlamak için PİŞE diye bir kısaltma uydurdu. Para, İdeoloji, Şantaj ve Ego. Bütün ajanlar, denildi, bu faktörlerin belli kombinasyonları tarafından istihbarat işine bulaşır.

Ha Jin’in son romanının kahramanı ve CIA içine uzun yıllardır sızmış komünist Gary Shang, bu kalıba biraz zor uyuyor: Açgözlülük, sonuçta açığa çıkmasına yol açan para olsa da, motivasyonunda yalnızca küçük bir rol oynuyor; asıl ülkesinin ideolojisine olan bağlılığı tutkulu olmaktan çok alışkanlık düzeyinde; Çin’deki ailesi örtülü bir şekilde tehdit edilerek casusluk için baskı altına alınıyor, ancak açıkça zorlanmıyor; egosu kendinden şüpheyle terbiye ediliyor.bir-ihanet-haritasi

Gary’nin belli belirsiz motivasyonları onu birçok kurgusal casustan daha inandırıcı kılıyor. Casusluk dünyasına sadece sürükleniyor ve orada sıkışıp kalıyor. Uzun süre boyunca başına bir iş gelmiyor. Burada Gary’ninki birçok gerçek casusun hikâyesine yaklaşıyor: Devamı

HA JIN DE MATBUAT’TA!

Ha Jin de Matbuat’ta!

“Bir İhanet Haritası” ile Ha Jin Türkiye’ye tekrar geliyor!

la-la-ca-1103-ha-jin-002-jpg-20141105

Çin asıllı bir Amerikalı olan Ha Jin, 1999 National Book Award, 2000 ve 2005 PEN/Faulkner Award, 1997 Flannery O’Connor Award , 1997 PEN/Hemingway Award ve Asian American Literary Award gibi ödüllerin sahibi ve Pulitzer ve Kiriyama Pacific Rim Book Ödülü finalisti bir yazar ve şair.

1965 yılında Çin’de doğan, gerçek adıyla Xuefei Jin, 14 yaşında gönüllü olarak Kızıl Ordu’ya katılır.

Devamı