ÖLÜMÜN ADI YOK – PW KRİTİĞİ

Deneyimli gerilim yazarı Gerald Seymour’un 26. mükemmel romanı, çağdaş Irak ve İran’daki İngiliz “tecrit” misyonunu anlatıyor. MI6 ajanı Len Gibbons, becerisi (“doğaçlama patlayıcı cihazlar” ve “patlayıcı güç cihazları”) Irak sınırında ABD ve İngiliz askerlerini öldürmek olan bir İranlı bomba üreticisi olan “Mühendis”e “inkar edilebilir” suikast düzenlemekle görevli bir ekip kurar. Bu ekip, Mühendis’in evinin yakınındaki gizli bir saklanma yerinde dayanılmaz bir sınavdan geçen gizli ajanlar Joe “Foxy” Foulkes ve Danny “Badger” Baxter’dan oluşuyor. Seymour (Harry’nin Oyunu‘nun yazarı) gözetleme ve casusluk ayrıntılarında güçlüdür, ancak Gibbons’ın metanet gücüne, Badger’ın acımasız sabit fikirliliğine ve Foxy’nin kibirli profesyonelliğine odaklanırken karakterleriyle ayaklarını daha da sağlam bir zemine basıyor. Mühendis bile, karısını kanser tedavisi için Batı’ya götürmekle ilgili karmaşık bir alt plan sayesinde bir insan olarak karşımıza çıkıyor. Anlatım ivme kazandığında, bunu bir kenara bırakmak zorlaşıyor.

Ölümün Adı Yok, Gerald Seymour

Ölümün Adı Yok, Gerald Seymour

https://www.publishersweekly.com/978-1-250-01880-9

DEVLETİN ADAMI – LITERARY REVIEW KRİTİĞİ

literaryreview

Hikayesini gerçek olaylara dayalı bir arka planına oturtan Edward Wilson, “zamanımızın büyük gizemi, Çin’in ekonomik ve askeri bir süper güce hızla yükselmesi” dediği şey için tuhaf bir açıklama sunuyor. Kahramanının çağrışım yapan bir adı var: Catesby. Kraliçe, kendisiyle tanıştığında ona Barut Komplosu * hakkında kurnazca bir şaka yapıyor. Catesby, Savunma Bakanlığı’ndan sorumlu ilk kadın olan Lady Somers ve komünist Çin’e iltica etmeden önce Londra’nın Swinging Sixties ** döneminde seks skandallarına karışan yabancılaşmış kızı hakkındaki gerçeği ortaya çıkarmaya çalışıyor. Araştırmaları onu Moskova’ya ve daha sonra Amerika’nın Vietnam’daki savaşının tüm dehşetini gördüğü Güneydoğu Asya’ya götürüyor. Gerçek ve icat edilmiş olayların bu karmaşasını çözmek bir tarihçinin işi olabilir ancak. Bunları inandırıcı ve olası hünerli açıklamalar olarak ve dahası şok edici buldum. Gerçekten okumaya değer bir kitap.
Jessica Mann

* Barut komplosu, bir grup yönetim karşıtı İngiliz Katolik tarafından, İngiltere Kralı I. James ve diğer aristokratları öldürmek için 5 Kasım 1605’te yapılan Parlamento Binası’nı havaya uçurma girişimidir. Robert Catesby ve Guy Fawkes öncülüğünde planlanmıştır. (Wikipedia)

**  Swinging Sixties, 1960’ların ortalarında ve sonlarında Birleşik Krallık’ta  gençler arasında hakim olan, geleneksel kültürle bağını kesen ve hedonizmi odağına alarak uyuşturucu da dahil yeni bir yaşam ve moda tarzını önceleyen kültür devrimini ifade eden bir söz öbeğidir.

devletin-adami

 

 

 

BİR İHANET HARİTASI: BÜYÜLEYİCİ BİR ÖYKÜ (PW KRİTİĞİ)

pweekly

Waiting (Bekleyiş) kitabıyla National Book Award ve PEN/Faulkner ödüllerini kazanan yazar Ha Jin bu kez, bir kadının, babasının devletine ve ailesine sadakatinin sınırlarını sorguladığı bir kitapla geliyor. Hikâye günümüz ve 1949-1989 yıllarını kapsayan dönemler arasında değişimli olarak ilerliyor. Günümüzde; Amerika doğumlu Lilian Shang, babası Gary’nin Mao yönetimine bilgi sızdıran Amerikada yerleşik bir Çinli casus olarak gizemli hayatını çözüyor. Babasının geçirdiği evrimin öğrenciliğe, ajanlığa ve sonra mahkûmluğa ait parçalarını bir araya getiriyor; zira sonunda CIA tarafından üst bir-ihanet-haritasidüzey bir köstebek olarak yakalanıyor. Lilian araştırmasını öncelikle Gary’nin uzatmalı metresi tarafından Lilian’a miras bırakılan kapsamlı günlükleri üzerinden yürütüyor. Gary’nin hikâyesi sadece haber metni gibi okunmak için çok karmaşık olduğundan Lilian babasının diğer ailesiyle irtibat kurmak üzere kuzey Çin’e seyahat ediyor. Bunu yaparak Gary’nin yurtdışındaki yaşamını tanımlayan istila edici ikiyüzlülüğü görüyor; aile üyeleri onyıllarca önce ayrıldıktan sonra ona ne olduğunu konusunda çok az şey biliyor. Lilian’ın kocası yeni tanışılan bir Çinli kuzenle birlikte şüpheli bir mikroçip işine bulaşınca FBI devreye giriyor ve Lilian buna aile bağı ile mi yoksa kendini koruma içgüdüsü ile mi karşılık vermesi gerektiğini tartmak zorunda kalıyor. Jin’in zarif nesri hayran bırakıyor; bilgiyi ölçülü bir şekilde, neredeyse zoraki deşifre ediyor. Sonuç, geçen yarım asır boyunca Çin siyasi vaziyetini sorgulayan büyüleyici bir öykü…

 

 

ONBAŞININ KARISI: CRIME REVIEW KRİTİĞİ

Onbaşının Karısı, Gerald Seymour

Seçkin bir İran askeri alayının bir mensubu, kendisine Batılı gizli servislere istihbarat sağlama konusunda şantaj yapıldığında, eşi İran’dan kurtarılana kadar bildiklerini söylemeyi reddeder.

Araştırmanın kalitesi Gerald Seymour‘un her zaman çok güçlü olageldiği bir alan, ancak burada İran İslam Cumhuriyeti bilgisi ve arkaplanı oldukça kapsamlı. Seymour, okurlarını muhtemelen hakkında çok az şey bildikleri bir ülkeye taşıyor. İster Tahran sokakları olsun isterse Türkiye sınırı yakınlarındaki engebeli kırlar, anında gerçeğe dönüşüyor ve gerçeğe dönüştükçe korkunç ve endişe verici oluyor. Genç bir rejim muhalifinin infaz edildiği başlangıçtan en sonuna kadar, Batılı bir okuyucunun önemsiz ve anlaşılması güç bulabileceği nedenlerle sürekli bir kuvvetli ölüm olasılığı var.

cw

onbasinin-karisi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu çerçeve, romanı basit bir gerilimden daha fazla yapmak eğilimi taşıyor. Yazarın siyasi/dini sistemin körlüğü ve baskısı hakkında yorum yaptığı çok sayıda yer var. Örneğin Zach, Farsça ve Fars halkı üzerine yaptığı çalışmaları terk etmiştir, zira sözde hükümetin dayandığı dolandırıcılık ve yolsuzluğa artık katlanamamıştır. Devamı

TEMMUZ CİNNETİ: FINANCIAL TIMES KRİTİĞİ

Temmuz Cinneti hakkında Sophie Elmhirst kritiği,

Financial Times, 21 Şubat 2014

BBC Radyo 4’te Today programını dinliyorsanız, James Naughtie‘nin kıvrımlı, çok tümceli bir cümle kurduğunda tek bir lügat kullanmadığını bilirsiniz. Onda kelime çok, hem de pek çok. Yeni siyasi gerilim romanı Temmuz Cinneti’nde üstünüze sağanak halinde geliyorlar. Paragraflar casus konuşması ile dolu, karakterler düzenli olarak yarım konuşmalar yapıyor ve tipik bir alışveriş şunun gibi satırlar içeriyor: “Önce Berlin, sonra Viyana’dan başlayarak, bir çatlaktan dökülen bir parça altın tozunun farkına vardım; öyle değerli bir hazineydi ki, kimse ondan bahsetmiyordu, arkadaşlar arasında bile.” Hayır, benim de hiç fikrim yok.

Naughtie ilk romanını yazana dek yıllarca siyasi haberler yapmıştı, ancak buradaki ilgisi gazeteciliğe dair veya tarihsel olmaktan ziyade psikolojik. Kitap, 1970’lerin ortalarında yüzeysel bir soğuk savaş arka planında ve Westminster, Washington, New York, Berlin ve Paris anıları ve Naughtie’ye “Körfeze doğru baktı ve gizlice sigara içen çok sayıda insanın günahkâr sırları gibi, ince sütunlarda yükselen duman girdapları gördü” gibi cümleler yazdırabileceğini farz edebileceğiniz İskoç Dağlarındaki uzatmalı bir hadise arasında gidip geliyor.

Untitled-2

tmjulytmjuly1

Kitabın kahramanı eski bir ajan olan yükselişteki Dış İşleri bakanı Will Flemyng. Flemyng’in gizli geçmişi Parlamentoda bir dolapta cansız bir beden bulunmasıyla karşısına çıkıyor. Ölü adamın cebinden Flemyng’in telefonunu içeren bir kâğıt parçası çıkıyor: siyasi kariyer için asla iyi bir an değil. Devamı

LE CARRE’DEN GELEN AJAN: TEMMUZ CİNNETİ CHARLES CUMMING KRİTİĞİ

Le Carré’den gelen ajan

Radyo yayıncısının zekice yazdığı ilk gerilim romanı, sizi kendi tercih ettiği okumasıyla baş başa bırakıyor.

 Charles Cumming, 8 Mart 2014, Spectator

Yetişkin hayatımın en korkunç anı 5 Ağustos 2008 Salı sabah 8.55’de meydana geldi. Çin’in Sincan eyaletinde haklarından mahrum edilmiş Uygur Müslümanların Han hükümetine karşı ayaklanmalarını konu edinen bir roman olan Typhoon‘u yazmıştım. Tesadüfen, yayınlanmadan birkaç gün önce çok sayıda Uygur, kitabın gerçek hayattaki tuhaf yankılanmasında tam olarak bunu yapmaya başladı.

James Naughtie Typhoon‘u okumuştu ve bu konuda konuşmak için beni Today programına konuk etmek istiyordu. Kraliyet daveti almak gibi bir şeydi. Ancak dakikalar röportaja doğru ilerledikçe, acımasız, ne dediği anlaşılmaz bir enkaza dönüşmüştüm ve kapıdan tüyüp kaçmayı düşünerek ulusal radyoda kendini gülünç duruma düşürecek kadar gergindim.

Untitled-2

Naughtie bir sorunu olduğunu görebiliyordu. Pratik becerisi ile Yeşil Oda’yı rahatlattı, beni şaka ve dalkavukluklara boğdu, sonra çabucak ve göründüğü kadar aksamadan geçip giden bir konuşma için stüdyoya götürdü. Devamı