BİR İHANET HARİTASI: BÜYÜLEYİCİ BİR ÖYKÜ (PW KRİTİĞİ)

pweekly

Waiting (Bekleyiş) kitabıyla National Book Award ve PEN/Faulkner ödüllerini kazanan yazar Ha Jin bu kez, bir kadının, babasının devletine ve ailesine sadakatinin sınırlarını sorguladığı bir kitapla geliyor. Hikâye günümüz ve 1949-1989 yıllarını kapsayan dönemler arasında değişimli olarak ilerliyor. Günümüzde; Amerika doğumlu Lilian Shang, babası Gary’nin Mao yönetimine bilgi sızdıran Amerikada yerleşik bir Çinli casus olarak gizemli hayatını çözüyor. Babasının geçirdiği evrimin öğrenciliğe, ajanlığa ve sonra mahkûmluğa ait parçalarını bir araya getiriyor; zira sonunda CIA tarafından üst bir-ihanet-haritasidüzey bir köstebek olarak yakalanıyor. Lilian araştırmasını öncelikle Gary’nin uzatmalı metresi tarafından Lilian’a miras bırakılan kapsamlı günlükleri üzerinden yürütüyor. Gary’nin hikâyesi sadece haber metni gibi okunmak için çok karmaşık olduğundan Lilian babasının diğer ailesiyle irtibat kurmak üzere kuzey Çin’e seyahat ediyor. Bunu yaparak Gary’nin yurtdışındaki yaşamını tanımlayan istila edici ikiyüzlülüğü görüyor; aile üyeleri onyıllarca önce ayrıldıktan sonra ona ne olduğunu konusunda çok az şey biliyor. Lilian’ın kocası yeni tanışılan bir Çinli kuzenle birlikte şüpheli bir mikroçip işine bulaşınca FBI devreye giriyor ve Lilian buna aile bağı ile mi yoksa kendini koruma içgüdüsü ile mi karşılık vermesi gerektiğini tartmak zorunda kalıyor. Jin’in zarif nesri hayran bırakıyor; bilgiyi ölçülü bir şekilde, neredeyse zoraki deşifre ediyor. Sonuç, geçen yarım asır boyunca Çin siyasi vaziyetini sorgulayan büyüleyici bir öykü…

 

 

ONBAŞININ KARISI: CRIME REVIEW KRİTİĞİ

Onbaşının Karısı, Gerald Seymour

Seçkin bir İran askeri alayının bir mensubu, kendisine Batılı gizli servislere istihbarat sağlama konusunda şantaj yapıldığında, eşi İran’dan kurtarılana kadar bildiklerini söylemeyi reddeder.

Araştırmanın kalitesi Gerald Seymour‘un her zaman çok güçlü olageldiği bir alan, ancak burada İran İslam Cumhuriyeti bilgisi ve arkaplanı oldukça kapsamlı. Seymour, okurlarını muhtemelen hakkında çok az şey bildikleri bir ülkeye taşıyor. İster Tahran sokakları olsun isterse Türkiye sınırı yakınlarındaki engebeli kırlar, anında gerçeğe dönüşüyor ve gerçeğe dönüştükçe korkunç ve endişe verici oluyor. Genç bir rejim muhalifinin infaz edildiği başlangıçtan en sonuna kadar, Batılı bir okuyucunun önemsiz ve anlaşılması güç bulabileceği nedenlerle sürekli bir kuvvetli ölüm olasılığı var.

cw

onbasinin-karisi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu çerçeve, romanı basit bir gerilimden daha fazla yapmak eğilimi taşıyor. Yazarın siyasi/dini sistemin körlüğü ve baskısı hakkında yorum yaptığı çok sayıda yer var. Örneğin Zach, Farsça ve Fars halkı üzerine yaptığı çalışmaları terk etmiştir, zira sözde hükümetin dayandığı dolandırıcılık ve yolsuzluğa artık katlanamamıştır. Devamı

TEMMUZ CİNNETİ: FINANCIAL TIMES KRİTİĞİ

Temmuz Cinneti hakkında Sophie Elmhirst kritiği,

Financial Times, 21 Şubat 2014

BBC Radyo 4’te Today programını dinliyorsanız, James Naughtie‘nin kıvrımlı, çok tümceli bir cümle kurduğunda tek bir lügat kullanmadığını bilirsiniz. Onda kelime çok, hem de pek çok. Yeni siyasi gerilim romanı Temmuz Cinneti’nde üstünüze sağanak halinde geliyorlar. Paragraflar casus konuşması ile dolu, karakterler düzenli olarak yarım konuşmalar yapıyor ve tipik bir alışveriş şunun gibi satırlar içeriyor: “Önce Berlin, sonra Viyana’dan başlayarak, bir çatlaktan dökülen bir parça altın tozunun farkına vardım; öyle değerli bir hazineydi ki, kimse ondan bahsetmiyordu, arkadaşlar arasında bile.” Hayır, benim de hiç fikrim yok.

Naughtie ilk romanını yazana dek yıllarca siyasi haberler yapmıştı, ancak buradaki ilgisi gazeteciliğe dair veya tarihsel olmaktan ziyade psikolojik. Kitap, 1970’lerin ortalarında yüzeysel bir soğuk savaş arka planında ve Westminster, Washington, New York, Berlin ve Paris anıları ve Naughtie’ye “Körfeze doğru baktı ve gizlice sigara içen çok sayıda insanın günahkâr sırları gibi, ince sütunlarda yükselen duman girdapları gördü” gibi cümleler yazdırabileceğini farz edebileceğiniz İskoç Dağlarındaki uzatmalı bir hadise arasında gidip geliyor.

Untitled-2

tmjulytmjuly1

Kitabın kahramanı eski bir ajan olan yükselişteki Dış İşleri bakanı Will Flemyng. Flemyng’in gizli geçmişi Parlamentoda bir dolapta cansız bir beden bulunmasıyla karşısına çıkıyor. Ölü adamın cebinden Flemyng’in telefonunu içeren bir kâğıt parçası çıkıyor: siyasi kariyer için asla iyi bir an değil. Devamı

LE CARRE’DEN GELEN AJAN: TEMMUZ CİNNETİ CHARLES CUMMING KRİTİĞİ

Le Carré’den gelen ajan

Radyo yayıncısının zekice yazdığı ilk gerilim romanı, sizi kendi tercih ettiği okumasıyla baş başa bırakıyor.

 Charles Cumming, 8 Mart 2014, Spectator

Yetişkin hayatımın en korkunç anı 5 Ağustos 2008 Salı sabah 8.55’de meydana geldi. Çin’in Sincan eyaletinde haklarından mahrum edilmiş Uygur Müslümanların Han hükümetine karşı ayaklanmalarını konu edinen bir roman olan Typhoon‘u yazmıştım. Tesadüfen, yayınlanmadan birkaç gün önce çok sayıda Uygur, kitabın gerçek hayattaki tuhaf yankılanmasında tam olarak bunu yapmaya başladı.

James Naughtie Typhoon‘u okumuştu ve bu konuda konuşmak için beni Today programına konuk etmek istiyordu. Kraliyet daveti almak gibi bir şeydi. Ancak dakikalar röportaja doğru ilerledikçe, acımasız, ne dediği anlaşılmaz bir enkaza dönüşmüştüm ve kapıdan tüyüp kaçmayı düşünerek ulusal radyoda kendini gülünç duruma düşürecek kadar gergindim.

Untitled-2

Naughtie bir sorunu olduğunu görebiliyordu. Pratik becerisi ile Yeşil Oda’yı rahatlattı, beni şaka ve dalkavukluklara boğdu, sonra çabucak ve göründüğü kadar aksamadan geçip giden bir konuşma için stüdyoya götürdü. Devamı

TEMMUZ CİNNETİ – INDEPENDENT KRİTİĞİ

Temmuz CinnetiJames Naughtie

Susan Elkin, 2 Mart 2014, Independent

1970’li yıllar ve Soğuk Savaş’ın zirvesindeyiz; Joe Manson adındaki bir Amerikalının, her ne kadar ölüm sebebi olarak Özel Şube’nin müsamahası ile sorgu yargıcına ve halka farklı versiyonlar açıklanmışsa da, esrarlı bir şekilde Londra’ya geldiği ve bir Avam Kamarası deposunda ölü bulunduğu günler. Manson bir şekilde, iyi huylu casuslukta uzun ve tamamlayıcı bir kariyeri olan dışişleri bakanı bürokratı Will Flemyng ile bağlantılı gibi görünmektedir. Manson’un ölümünün nedeni kullandığı aşırı dozda uyuşturucudur; kesinlikle böyledir, bunun neden mümkün olamayacağına dair güçlü nedenler hariç.

Untitled-2

Böylece James Naughtie‘nin, Atlantik’in her iki tarafındaki tecrübesiyle bir politika gazetecisinden bekleyebileceğiniz tüm inandırıcı, içeriden bilgilerle birlikte gelen karmaşık ilk casusluk romanı başlar. Kurgu kitapta casusluk, -herhalde- gerçek hayatta olduğu gibidir, Naughtie‘nin “sadakat ve sahtekârlık arasındaki sınır” dediği şeyleri araştırır; böylece karakterleri birbirlerine nadiren doğruyu söyler ve isim telaffuz etmeden örtülü ipuçları ve imalarla konuşur. 380 sayfalık romanda gerginliği devam ettiren işte bu esrar perdeli yazım şeklidir, çünkü okuyucu kim, ne ve neden diye merak etmekten kendini alamamaktadır. Devamı

ÖLÜMÜN ADI YOK – INDEPENDENT KRİTİĞİ

Ölümün Adı Yok, Gerald Seymour

Barry Forshaw 18 Ağustos 2011 Independent

Hiçbir şey, demişti Lytton Strachey, edebiyat hayatına mahkum edilmekten daha acı olamaz. Strachey yanılıyordu: kendisini bir yığın kötü gerilimle karşılaşır bulmak çok daha kötü.

olumun-adi-yok

İşte bu yüzden Gerald Seymour‘un bir romanını çekip almak, bir mahzende bir ay geçirdikten sonra temiz havada derin bir nefes almaya benzer. Bu usta yazar işinde en iyisi olma şöhretini neden bu kadar rahatça muhafaza etmiştir? Satışları istikrarlıdır, ancak belki de, birçoğu onun balinası için küçük balık olduklarını çok iyi bilen çok daha az yetenekli diğer yazarlardan fazla değildir. Ölümün Adı Yok, yaşının benzersiz yeteneklerini soldurmadığını bir kez daha ispat ediyor. Eski Yugoslavya’daki savaş suçlularının araştırılmasından bu ülkedeki intihar bombacılarına kadar her şeyi ele alan Seymour’un konusu bu kez, rakiplerinin çoğunu yaya bırakan bir canlılık ve gerçeklikle sunduğu Ortadoğu. MI6’in hedefinde, öldürülmesi aciliyet meselesi olan Irak’ta bir bomba yapımcısı var. Ancak onu izlemek, buna uygun olmayan Güney Irak’ın yabani topraklarında kolay olmayacak. Devamı

BİR TERÖRİSTİN İTİRAFLARI – KİTAP KRİTİĞİ

Bir Teröristin İtirafları (Richard Jackson) kitap kritiği

Lee Jarvis

Richard Jackson’un yeni kitabı Bir Teröristin İtirafları, bir İngiliz istihbarat subayı olan Michael ile aranan bir terörist olan Profesör Youssef Said arasındaki sorgulamayı merkeze alan bir roman. Kitap, potansiyel olarak hassas kısımlarının redaksiyonu yoluyla ayıklanmış ve daha sonra isimsiz bir yetkili tarafından okuyucu için GH kısaltmasıyla notlandırılmış sorgu tutanakları formunu benimsemiş. Konuşmaları sırasında Michael ve profesör, siyasi şiddete bulaşan kendi kişisel maceralarının arka planında hem birbirlerini hem de bunun ahlaki ve tarihsel bağlamlarını sorguluyorlar. GH’nin notları, profesörün şeytanlaştırılması için ortaya çıkardığı fırsatları araştırmak ve iki karakter arasında tartışılan olaylara ve konulara yönelik olası karşı-anlatıları belirlemek de dâhil, transkriptin muhtemel siyasi etkisinin en iyi nasıl yönetileceği üzerine yoğunlaşıyor.bir-teroristin-itiraflari

Richard Jackson’ın akademik yazılarına ve eleştirel terörizm çalışmalarındaki yerine aşina olanlar, onun bu ilk romanında bir dizi tanıdık tema saptayacaktır. Bunların arasında en belirgin olanı, devlet ve devlet dışı aktörlerin şiddetlerini ayırt etmek için sistemli olarak hatırlatılan ontolojik ve etik ikili kavramlaştırmaları kabul etmeyi kararlı bir şekilde reddetmesidir: savaş / terörizm; asker / asi; tali hasar / masum siviller vb. Gerçekten de, konuşma ilerledikçe Profesör Michael’ın bu ayrımların saçmalığını tanıması ve kendisinin ki de dâhil Batılı devletlerin şiddetinin meşrulaştırılmasının bunlarla ilgili sonuçlarını kabul etmesinde giderek daha ısrarcı oluyor. Devamı