LIBOR SKANDALI: HİLE RİSKİ HEP VAROLACAK

planetc

PlanetCompliance, 14 Şubat 2017

Finansal piyasalar tarihindeki en büyük skandallardan biriydi ve bazı kişi ve kurumların soruşturması devam ettiğinden etkileri sektörde hala hissediliyor.

Liam Vaughan ve Gavin Finch Libor Skandalı isimli kitaplarında skandalın hikayesini sunuyor. Kitap bizi göstergenin 1960’larda icat edimesinden, manipüle edilmesinin doruğuna ulaştığı ve sadece ABD yerel yönetimlerine en az 6 milyar dolara mal olduğu yere kadar götürüyor.

Liam’la gri ve yağmurlu bir günde, yeni kitabı hakkında, oranı manipüle etmek gibi bir konu hakkında inandırıcı bir hikayenin nasıl anlatılacağı ve finansal skandalların neden geçmişte kalmadığına dair konuşmak için Londra sınırlarının hemen dışında bir kafede buluştum.

Kitap, göstergenin altmışların sonunda icad edilmesinden hile karıştırıldığı keşfedilene ve bu oranla ilgili bazı kişilerin ve kurumlara (örneğin Barclays’in uzlaşması ve CEO’su Bob Diamond’ın düşüşü hakkındaki bölüm) kadar Libor’un hikayesini anlatsa da, büyük ölçüde eski UBS ve Citigroup traderı Tom Hayes’e ve daha az bir ölçüde düzenleyicilerin rolüne odaklanıyor. Bütün bir kitaplığı doldurabilecek Libor skandalı gibi bir olayı 200 sayfaya sığdırmak zorunda kalsanız neye odaklanacağınıza karar vermeniz gerekir ve Hayes burda şaşırtmayan bir tercih: yetkillilerle duruşmasından önceki 80 saatlik sorgulamalarına dayanarak hile işinde birçok kişinin yer aldığı görülüyor, ama Hayes olayı herkesten daha başka bir yere taşımış olan kişi. Kitap onu değişik bankalarda çeşitli pozisyonlarda çalışan yetenekli fakat takıntılı bir aykırı tip olarak tanıtıyor. Oran belirleme sürecine giriş yapmaktan sorumlu kişileri nasıl etkilediğini ve bunu yaparak Libor’u kendi alım satım pozisyonlarına göre nasıl manipüle ettiğini, böylece bankası için nasıl büyük karlar elde ettiğini ve nihayetinde yakalanıp 11 yıl hapis cezası yediğini anlatıyor.

libor_skandali_k

Göstergeye hile karıştırmak kulağa oldukça sıkıcı gelebilir ve belki on yıl önce bir kitaba konu olmayabilirdi. Oysa Libor skandalı dünyaya, birçoklarının sektöre ve çalışanlarına ilişkin olarak kafalarındaki imajı teyit eden, daha çok işlem için komisyon ve avantalarla yürüyen ve birçok bankacıya çok para kazandıran bir sisteme içerden bakma imkanı veriyor. Libor Skandalı bize brokerların traderları pahalı restoranlarda ve organizasyonlarda eğlendirmek için nasıl binlerce pound harcadıklarını ve hatta Hayes’in müstakbel eşiyle Tayland’a yaptığı gibi gezileri başka bir finansal kurum bütçesinden ödemelerini anlatıyor. Ne var ki, Liam kitap için konuştuğu insanlardan çoğunun klişe bankacı tipinden olmadığını, herkes gibi aynı duygulardan, aynı baskılardan, ihtiyaçlardan ve arzulardan etkilenen gerçek insanlar olduğunu vurguluyor. Bu durum kitabı daha geniş okuyucu kitlesi için ilginç kılıyor ve Liam’a göre sistemin sorununu ortaya koyuyor: insanlar henüz istismar edilmemiş boşlukları ve yöntemleri bulmak için sınırın nerede olduğunu bulmaya çalışmaya teşvik edildikçe ve o çizginin doğru tarafında kalmaya çalıştıkça, hile riski hep varolacaktır.

Her ne kadar uyumun artık akla son gelen şey olmaması için cezaların cidden ağır olması sebebiyle genel iş yapma kültüründe gelişme olduğu yönünde bir izlenime sahip olsa da, nihayetinde finansal sektörün merkezindeki insanlar hala parayı kazanan asıl insanlar ve patronları da çoğunlukla işin benzeri aşırılıklar gösterdiği aynı iş kolundan gelmeler. İnsanları yargılamak istemediğini, sadece Libor’a ne olduğunu ve aynı şekilde olmasa bile benzer bir durumun nasıl tekrar edebileceğini açıklamaya çalıştığını vurguluyor. Liam, sonuçta bu adamların çoğunun aile sahibi, hata yapan hoş insanlar olduğunu söylüyor. Sorunun bir kısmının, hiç kimsenin gerçekten soru sormadığı ve benzer bir zihniyete sahip olan diğer insanlar tarafından kuşatıldığı, odak noktasının performans ve kâr/zarar olduğunu bir ortamda olmalarından dolayı insanların neden bir adım geri atmayıp yaptıkları şey hakkında neden gerektiği gibi düşünmediklerini açıklamanın kolay olduğunu anlatarak devam ediyor.

Diğer ilginç yön, düzenleyicilerin LIBOR skandalındaki rolü: kitap, CFTC’nin bireylere ve bankalara yönelik başarılı yaptırımlara yol açan çabalarını açıklarken, aynı zamanda diğerlerinin bu konudaki yetersizliklerini de gösteriyor. FSA ve İngiltere Merkez Bankası gibi otoritelerin inanılmaz pasifliğini, 2007/2008 finans krizinden önce ve sonra işlerini yeterince iyi yapmayan düzenleyicilerin örtülü eleştirisini ve LIBOR’un baskı altındaki düzenleyiciler için temsil ettiği şansı açıklıyor. Bütün bunlar, Hayes’le işbirliği yapmakla suçlanan ve geçen yıl yargılanmış ve beraat etmiş olan altı aracılar arası brokerın hikayesini daha ilginç kılıyor, ama bu başka bir hikaye.

Libor Skandalı bazen bir gerilim romanı gibi okunuyor (bir otel barındaki giriş sahnesi bir Le Carre romanından olabilirdi pekala) ve Liam bunun bir tesadüf olmadığını teyit ediyor. Kitabın özellikle heyecan yaratacak ve içine çekecek şekilde yazıldığını, ama bu amaçla bile olsa insanları belli biçimde sunma dürtüsünden başarıyla uzak durduklarını düşünüyor.

Ona film haklarını sorduğumda bana gülüyor ve kitabı yazarken akıllarında böyle bir şey olmadığını, ama Libor’u sinemaya uyarlamak için Hayes’in yeterince ilginç bir karakter olduğuna da inandığını söylüyor. Kim bilir, HBO’dakilerin hep iyi malzeme aradıklarını duyuyorum