LIBOR SKANDALI: DÜZENLEYİCİLERİ ŞİŞE DİZİYOR

breakingviews

Dominic Elliott

3 Mart 2017

 

“Hass..tir.” ABD Adalet Bakanlığı yolsuzluk soruşturmacısı Robertson Park’ın 2010 yılında İngiltere Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Paul Tucker ile Barclays’in o zamanki CEO’su Bob Diamond arasında geçen iki yıl öncesine ait bir telefon kaydını dinlediğinde verdiği tepki buydu.

Park’ın küfrü, fiilen dünyadaki finansal ürünlerin birçoğununa temel teşkil eden bir gösterge olan oranı bankaların nasıl manipüle ettiğine ilişkin cezai bir soruşturmanın başlangıcına işaret ediyordu. Skandal, 2008 finansal krizini takiben bankacılık sektörünün suçlamalara verdiği karşılıkların yalan olduğunun sembolü haline geldi.

Savcının tepkisi konu hakkındaki iki rakip kitapta da yer alan birkaç dramatik andan biri. Konunun teknik doğasına rağmen hem Vaughan ve Gavin’in yazdığı “Libor Skandalı” hem de David Enrich’in “Örümcek Ağı”, sayfa çevirten kitaplar.

Londra bankalar arası faiz oranı trilyonlarca dolarlık kredi, tahvil ve türev fiyatlarını etkileyen günlük bir gösterge oran. Ama kökleri derme çatmaydı. Oran kendi kendini seçen ve politikalarını kendileri belirleyen bankaların birbirlerinden borç almaları durumunda ne kadar faiz ödeyeceklerine ilişkin tahminlerine dayalı olarak yaptıkları girişlerin azaltılarak alınan ortalamasıyla hesaplanıyordu. Libor oranlarında ilk terslikler görülmeye başladığında, teori, bankaların kriz döneminde kendilerini güçlü gösterme çabası olarak kasıtlı bir şekilde düşük oran girdikleriydi. Banka iletişimlerinin incelenmesi, Tucker ve Diamond arasındaki geçen ve soruşturmacıları bazı bankaların Libor’u etkilemeye çalıştığının delili olarak görülen telefon konuşmalarının keşfedilmesine yol açtı.

zeroh

Bununla birlikte sonradan traderların münferiden kendi kârlarını artırmak ve primlerini şişirmek için oran üzerinde baskı kurduklarını buldular. Bu davranış kriz öncesinden geliyordu ve birçok durumda sonrasında da devam etti. Bankalar sonuçta milyarlarca dolar ceza ödedi.

İki kitap da bir dizi düzenbaz veya ehliyetsiz bankacı, broker ve düzenleyici yi teşhir ediyor. Trader Tom Hayes skandaldaki rolü sebebiyle -sonradan 11 yıla inen- 14 yıl hapis cezası aldığında en meşhur olan sanık. Ancak iki kitap da üst düzey yöneticileri veya düzenleyicileri bundan ayrı tutmuyor.

libor_skandali_k

“Örümcek Ağı” özellikle Hayes’in de bir parçası olduğu hastalıklı topluluğu ele alıyor (Açıklama: Ben de 2010-2012 arasında, faiz türevinde olmamakla birlikte hisse senedi türev işinde ses brokerı olarak çalıştım.) Otistik olan trader İngiliz otoriteler tarafından sorgulanmaya başladığında Enrich’e sırlarını açıyor. Bu nedenle kitap Hayes’in ve Citigroup traderı olan arkadaşlarının bir Japon kayak merkezinde sessiz bir bardaki çirkin alemlerinin iğrenç bir hikayesi ile başlıyor.

Hikaye ironilerle dopdolu: Tom’un annesi Sandy Hayes finansal düzenlemeleri hafifleten eski Birleşik Krallık Başbakanı Gordon Brown için çalışyordu. Bu arada amcası Chris Salmon ona yatırım bankacılığına girme ilhamını veriyor, daha sonra İngiltere Merkez Bankasının Libor’a yeniden saygınlık kazandırmakla görevlendirdiği bir üst düzey yönetici oluyor.

200 sayfadan az olan “Libor Skandalı,” kitabı bitirdiğinde bazı okuyucuların daha fazlasını istemesine sebep olabilir. Ama düzenleyicileri şişe dizmesi kitabı önemli hale getiriyor. FSA’in nihayetinde bir soruşturma başlatmadan iki yıl önceye kadar uyarılmasına rağmen bunu yapmamış olması onu toplum önünde küçük düşürmüştü. Oranı yöneten BBA’nın yetersizliği de dudak uçuklatıyordu. Bu arada Nitelikli Dolandırıcılık Bürosu, belki de aklanmalarının sebebi olacak şekilde, Hayes’e yardım eden brokerların duruşmalarında kanıtları gereği gibi sunmadığı için tepelenmeyi hak ediyordu.

Eksik olan tek şey açık kurbanlar. Hayes ve diğerleri tarafından yapılan manipülasyon sadece küçücük miktardaydı, primlerini şişirmişti ancak ekonomik etkileri sınırlıydı. Gerçekten Hayes’in işlemleriyle ilgili kendi analizi, kurbanlarının emeklilik fonları veya bireysel yatırımcılar değil diğer bankalar olduğunu gösteriyor.

İki kitabın da gelecekte piyasaları etkileyen durumların nasıl engelleneceğine dair daha fazla sözü olabilirdi. Bir zamanların traderı Alexis Stenfors’un tanımladığı gibi bu, ekonomik modellerin kar maksimizasyonu rasyonelliğinden ziyade acımasız gladyatör dövüşlerine benzeyen bir dünyaydı. Ne var ki şimdi düzenleyiciler bankaları prim yapılarını değiştirmeye ve daha sağlam kurallar oluşturmaya zorluyor.

İşlem salonunun içindeki yaşamdan aktarılan diğer anlatılardan farklı olarak iki kitap da karakterleri romantize etmiyor: hatta Enrich’in şahsen bilgilendirildiği anlatıda bile Hayes için sempati duymak zor. Bu nesnel yaklaşım iki iyi dengelenmiş, adil olma arayışında anlatı üretmiş.