LIBOR SKANDALI: KEŞKE DAHA UZUN OLSAYDI

lsereview

Maria Zhivitskaya

Libor Skandalı’nda Vaughan ve Finch, söyleşilerden, duruşma ifadelerinden ve yasal kanıtlarından hareketle olayın çok boyutlu bir anlatısını veriyor. İyi bir dedektiflik hikayesinin sırrını çözer gibi olayları açığa kavuşturmasından ve anahtar karakterlerin hoş portrleriyle dolu olmasından ötürü, Maria Zhivitskaya kitap için keşke daha uzun olsaydı demekten kendini alamıyor.

Libor Skandalı insanı içine çeken bir dedektiflik hikayesi gibi yazılmış ve kesinlikle okumaya değer. Skandalın, yüzlerce broker ve bankacıyla yapılan söyleşilere, duruşmalardaki ifadelere ve yasal kanıtlara dayanarak ele alındığı kitap çok boyutlu bir gazetecilik ürünü. Tonu ayarlamak ve yazarların yaklaşımları hakkında belirsizlik bırakmamak için giriş bölümü acı bir şekilde açıklıyor:

Bankalarla toplumun geri kalanı arasındaki güvenin kırılmasıyla tanımlanan bir dönemde Libor halkın çoğunun finansal sistem hakkındaki şüphelerini teyit etti: Kapalı kapılar arkasında, karmaşıklıkla gizlenmiş ve zayıf ve yetersiz düzenleyiciler tarafından korunan bankacılar ordusu günlerini bize ihanet ederek neşe içinde geçiriyorlar.

‘Gerçeğin -yukarıda belirtilen alıntının ifade ettiğinden- daha karmaşık ve şok edici’ olduğunu belirtmesine rağmen yazarlar bunun neden böyle olduğuna dair çok derine inmiyor; trader ve brokerların ‘vicdani yüklerinden kurtulmuş tek yönlü madrabazlardan’ ziyade aileleri ve ilgileri olan gerçek insanlar olarak tanımlanmaları hariç.

Libor Skandalı bir traderın yaşamının nasıl olduğuna empatiyle bakmamızı sağlıyor: kârın gidip gelmesiyle sonuçlanan ve ‘milyonlarca doların birkaç tuşla el değiştirmesini’ sağlayan yüzlerce konuşmanın sebep olduğu kortizol, serotonin ve testosteron salgısı… Libor, baz puan, piyasa yapıcılık ve CDS gibi finansal kavramların açıklamaları kurgunun akışından koparmayacak şekilde bölümler arasında dağıtılmış ve bu okumayı kolaylaştıran bir tercih.

libor_skandali_k

Libor dünyanın önde gelen bankalarının birbirlerine kısa dönem için uyguladıkları gösterge faiz oranıdır. Sıkça ‘dünyanın en önemli rakamı’ olarak tanımlanan Libor birçok finansal enstrümanın kökünde yer alır ve dünya ekonomisi üzerinde temel bir etkisi vardır:

Libor Alabama’daki mortgage’lardan Liverpool’daki ticari kredilere ve finansal kriz boyunca bankalara verilen milyarlarca dolarlık kurtarma kredilerine kadar her şeyin içindeydi. Yaygınlığına rağmen, gösterge oran mevzuat bakımından bir tür çorak toprakta ikamet ediyordu.

Aralık 2007 ile Ocak 2013 arasında UBS, Bank of America, Citigroup, JP Morgan, Barclays ve Royal Bank of Scotland’daki (RBS) traderların, Libor’un yanı sıra, bu altı bankanın daha sonra 5.6 milyar dolarlık ceza yemelerine sebep olacak şekilde, gösterge döviz kurlarının manipülasyonuna da karıştığı tespit edildi.

İngiliz Bankacılar Birliği (BBA), Finansal Hizmetler Kurumu (FSA) ve İngiltere Merkez Bankası Libor’un denetimini yapmadıkları için hiç de hayırla yad edilmedi. Bununla birlikte, daha geniş ölçekte düzenlemeler hakkında açıklamalar yapmasına ve Libor skandalının ortaya çıkışını önceleyen dönemin tarihi sürecini sunmasına ek olarak kitap, Libor’a hile karıştıran anahtar kişilerden biri olan Thomas Alexander William Hayes hakkında oldukça kişisel bir hikayeyi de eşeliyor.

1979’da doğan Hayes matematik ve mühendislik okudu, mezun olduktan sonra UBS’te staj yaptı ve RBS’te işe başladı. Alkol yerine sıcak çikolata tercih etmesi nedeniyle arkadaşları tarafından alay edilerek “Çikolata Tommy” olarak anılan Hayes, kişisel başarısını “parayı kazan ve her şey onu takip edecektir” formülüyle tanımlayan, ayrıntılara takıntılı bir adam olarak tanıtılıyor. Kuralsız, bencil, paradan başka bir şey düşünmeyen bir başka bankacı diye düşünüp kitabı kapatabilirsiniz, ama ben “piyasalar, opsiyon fiyatlama modelleri, faiz oranı eğrileri ve diğer finansal sırlar hakkında deli gibi okuyan” Hayes’in kariyerine nüfuz etmek için yaptıkları yoğun çalışmadan ötürü yazarlara saygı duyuyorum.

Hayes broker ve traderlardan oluşan çevresini Libor’u kendisine muazaam getiri sağlayacak yönde kullandı: örnek olarak, 2008 yılında, Libor’da bir baz puanlık (yüzde birin yüzde biri) hareketin ona etkisi 750.000 dolardı. Finans dünyasındaki herkes sahtekardır nosyonunu destekleyen kanıt, duruşmalarda ortaya çıkan, dava süresince bazı broker ve traderların, Hayes’e Libor’u etkilemek için yardım edeceklerini söylemelerine rağmen gerçekte ona ne kadar yardım ettiklerine dair söyledikleri yalandı. Birisi bunu “brokerlık böyle olur” diye açıklyordu, ve aklanmıştı.

Okuyucuya Libor hikâyesinde yer alan bireylerin rolllerini ve yıllar sonra mahkemelerde haklarında verilen hükümleri de anlatan kitabın anlatım biçimini sevdim. Hayes 2012’de tutuklandı ve 2015 yılında 14 yıla mahkum oldu. Müdürleri onun Libor’u bilerek manipüle ettiğinden haberleri olmadığını söyledi, bu daha sonra, üst yönetimin kendi sorumluluk alanlarındaki yanlış uygulamalardan artık kişisel olarak sorumlu tutulabilmelerine imkan veren Üst Yönetim Rejimi’ne katkıda bulundu.

İster bankacıların büyük ölçüde bencil, aşırı kazanan, şampanya içen genç adamlar olduğunu, isterse medyada görmeye alıştığımız karikatürün ötesinde matematik deha bahşedilmiş, çok çalışan insanlar olduğunu düşününen biri olun, Libor Skandalı kitabı sizi şaşkınlıktan serseme çevirmeyebilir. Ancak kitap bir trader olmanın meydan okumalarını açıklamada ve Hayes’i tamamen “şeytan bankacı” olarak değil gerçek bir şahsiyet olarak göstermede çok başarılı. Bununla birlikte, sistemi aldattığı ve uzun bir hapis cezasına çarptırıldığı gerçeği onunla empati kurmayı zorlaştırıyor. Kitap büyük ölçüde olgulara dayalı olarak yazılmış ve ona yardım eden müdürleri veya diğerlerinin de cezayı hak edip etmedikleri kanaatine ilişkin boyuta -muhtemelen bilinçli olarak-   girilmemiş.

Libor’un farklı taraflarında yer alan çeşitli insanların canlı portreleriyle dolu 174 sayfa boyunca, oranın sabitlenmesinden soruşturulmasına kadar, bütün hikayeye kapsamlı bir şekilde şahitlik ettiğimi hissettim, ve keşke daha uzun olsaydı dedim.

Maria Zhivitskaya 2015 yılında LSE Muhasebe bölümünde Risk Yönetimi doktorasını tamamladıktan sonra Goldman Sachs’ta çalıştı. Halihazırda Prudential plc.’de çalışıyor