LIBOR SKANDALI: LONDRA’YI SALLAYAN SKANDALIN İÇYÜZÜ

ft

Libor’un kayboluşu: Londra’yı sallayan skandalın içyüzü.

Muğlak bir finansal göstergeye nasıl hile karıştırıldığını bir gerilim romanı gibi anlatan bir kitap.

 Patrick Jenkins

20 Ocak 2017

On yıl önce birisi Libor hakkında genel bir kitap önerseydi yayıncılar bunu hemen terslerdi. Bu, bir CEO’nun kovulmasından (Barclays’ten Bob Diamond), utandıran bir merkez bankacısından (zamanın merkez bankası başkan yardımcısı Paul Tucker) ve bankaların ve aracı kurumların multi milyar dolarlık cezalar almalarına yol açan Libor skandalından önceydi. Sonunda 2012 yılında ortaya çıkarılana kadar yatırım bankası traderları ve brokerlardan oluşan bir grubun bu karanlık finansal göstergeyi nasıl manipüle ettikleri, Libor Skandalı kitabının konusunu oluşturuyor.

diamonfd_tucker

Savcılar gösterge oranın manipüle edilmesine dair tüyler ürperten ayrıntıları paylaştığından beri sıradan insanlar bu dünyanın her zaman şüphe duydukları kadar çürümüş olduğuna dair ipuçlarına sonunda ulaşmış görünüyor. Libor’un göreceli olarak ilkel hesaplanma şekli nedeniyle hile mümkündü: farklı bankaların fonlama için ödeyeceklerini düşündüğü faize ilişkin tahminlerinin ortalaması alınıyordu. 300 trilyon dolarlık mortgage, kredi ve türevin buna endeksli olduğunu öğrenene kadar bu durum size anlaşılmaz gelebilir. Birçok kişi için Libor’un manipüle edilmesi fiilen aldıkları mortgage kredilerinin oranlarının manipüle edilmesi demekti.

Sonuçta bir tek kişi hapse atıldı: diğer bankacı ve brokerlarla birlikte komplo kurmakla suçlanan Tom hayes 14 yıla mahkum oldu, bu süre temyizde 11 yıla indirildi. Libor Skandalı, skandalı yıldız bir trader olmasını sağlayan teknik yetenekleriyle zorba karakterinin kombinasyonu olan bir anti-kahraman olan Hayes üzerinden anlatan ilginç hikaye.

libor_skandali_k

Bloomberg’te çalışan araştırmacı gazetecilere yakışan Libor Skandalı, gölge bir kaynakla otel barında yapılan gizli bir toplantıyla açılıyor. Gizli kaynağın, Hayes’i kamuoyuna açıklanmadan aylar önce Libor manipülasyonunun kilit taşı olarak tanıtmasıyla başlayan senaryo, bu kısa kitabı adeta sürükleyici bir gerilim romanı yapıyor.

Hayes’in yaşamına zoom yapıp soruşturma yapan kurumlara geçmesi gibi zaman zaman filmografikleşen tarz, okuyucuya yayıncının film haklarını gözettiğini düşündürebilir. Bazen de tanımlayıcı paragraflar ağır bulunabilir. Hikayenin yeni karakterleri çoğu kez formülümsü tanımlamalarla tanıştırılır: birisi “pörtlek gözleriyle, uzun boylu ve utangaçtır”; bir diğerinin “ince dudakları vardır, siyah saçları özenle taranmıştır ve baston yutmuş gibi dimdik durur.”

Son bir eleştiri, pasajların zaman zaman karanlık bir jargona dalması; olayların yüksel teknik arkaplanı dikkate alındığında bu durum, neredeyse kaçınılmaz. Kısaca açıklanan “likidite”, “sayısalcılar” veya “tezgahüstü türevler” bu konuda eğitim almamış okuyucuyu şaşırtabilir. Ancak bazı pasajlar atlanırsa anlatı bir bütün olarak iyi ve tempoyu nadiren kaybediyor (üç oturumda bitirdim). Böyle konularda anlatıda zanaat göstermek kolay değil.

Kitap büyüleyici bir merkezi bir karakter sunuyor. Hayes finansal krizden önce işleri younda giden ve meydan okuyan tipik bankacılardan biri olarak yüksek miktarda risk alan takıntılı bir trader. Ancak tek boyutlu bir sahtekar olmaktan çok uzak. Sonradan otistik spektrumunda yer aldığı tespit edilen biri olarak, kendini rakiplerinin dostluğunu kazanmak ve piyasa anormalliklerini tanımlamakta sivrilmek zorunda hissediyordu. Riski olduğu zaman düşürerek veya işlemin karşı tarafındakiler ona ödeyecekse yukarı çıkararak Libor’u manipüle etmek işlemlerine fazladan bir destek sağladı. Bunu yapmaya, kuralları esneterek, etrafındakilerin gözünü korkutarak ve para teklif ederek devam etti; tüm yapı çökene kadar.

Libor Skandalı’nda en çok yakalayan yerler, trader ve brokerlar arasında birbirlerine iş verirken akan avantalara ilişkin detaylar. Yazarlar bir brokerın tek bir traderı ağırlamak için yılda 21.000 sterlin harcadığını yazıyor. Hayes kız arkadaşı ile romantik bir tatil için Tayland’a gittiğinde brokerı onun 5.000 dolarlık masrafını üstlenmiş.

Bu bol içerikli detayların çoğu Hayes ve diğerlerinin duruşmalarında açıklanan bilgilerden geliyor. Ama Vaughan ve Finch bundan çok daha fazla derine inmişler. Kitapta kaydadeğer söyleşilerden biri, diğerlerinin arasında, Libor’u 1969 yılında icat eden Yunan bankacı Minos Zombanakis ile olanı. Zombanakis “o zaman piyasa küçüktü ve birkaç centilmen tarafından yönetiliyordu” diyor. “Centilmenlerin böyle şeyleri manipüle etmeye çalışmayacağını varsayıyorduk… Bankacılık şimdilerde pezevenklerin işlettiği bir fahişeliğe benziyor.”

Yazarlar, Libor soruşturmasında suçlamaların yolunu açan ABD düzenleyici kurumu CFTC’nin içine de nüfuz ederek benzeri başarılı bir iş yapıyor ve büyüyen skandal karşısında ya çok yavaş tepki veren ya da tamamen tepkisiz kalan BOE, FSA ve BBA’ya suçlayıcı bir şekilde parmak sallıyor.

Londralılar buna benzer şeyleri daha önce okuduğunu hissedebilir. Muhtemelen de okumuşlardır. Vaughan ve Finch yıllarca Libor skandalını yakından takip edip haber yaptılar ve bilgilerin büyük bir kısmı Bloomberg sitesinde yayınlandı. Libor Skandalı, özünde, yazarların yaptığı yeni araştırmalar ve dipnotlarda verilen diğer medya kuruluşlarının haberleriyle, kendi haberlerinin bir bileşimi. Bunların başında WSJ ve Libor’u takip eden ve Hayes ve Libor skandalı ile ilgili olarak kendi kitabı olan muhabiri David Enrich ile geliyor.

Enrich’in avantajı, Hayes ve karısıyla uzun süre irtibatta olması ve Vaughan ve Finch ancak tahmin yürütebilirken, işin içyüzünü anlatabilmesi. Bu Libor Skandalı’nda eleştirilecek bir şey değil. Takıntılı Londralılar ikisini de okuyarak iyi hissedebilirler.

Patrick Jenkins FT’nin finans editörüdür.