LIBOR SKANDALI: “NE S*KT*RB*KTAN BANKA BU BÖYLE?”

businsider

“Ne s*kt*rb*ktan banka bu böyle?”: Görülen en büyük finansal tezgâhın çözülmeye başladığı an.

2 Şubat 2017

Citigroup Japonya’da üst düzey bir yetkili olan Chris Cecere, Londra’daki arkadaşı Andrew Morton’a uyum departmanının neden Tom Hayes hakkında araştırma yaptığını soruyordu.

O sıralarda yıldız bir trader olarak görülen Hayes daha sonra, dünyanın en önemli rakamı olarak kabul edilen anahtar bir faiz oranı olan Libor’a hile karıştırmaktan ceza evine girdi.

Libor skandalının içyüzü Bloomberg muhabirleri Liam Vaughan ve Gavin Finch tarafından Libor Skandalı kitabında ayrıntılarıyla yazıldı. Alttaki metin kitaptan bir alıntıdır:

thys

Hayes’in Londra’da ne olup bittiği ve doğacak sonuçları hakkında bir fikri yoktu. Her zamanki gibi aklı doğrudan alım satım portföyündeydi ve stresliydi. Cumartesi günü ayaktayken Cecere ve Morton’a ‘bu kadar çok para kaybettiği için özür dileyen ve bunu düzelteceğine dair söz veren’ bir e-posta gönderdi. Morton ona üzülmemesini, ama risklerini –mevcut pozisyonlarının ölçeğini– mümkün olduğu kadar çabuk düşürmesi gerektiğini söyledi. Bu Hayes’in egosuna bir darbeydi.

Hayes sonraki haftalarda Tokyo’da pozisyonlarını azaltırken Citigroup’un avukatları ve uyum yetkilileri Londra’da onun bankada başladığı tarihten itibaren her bir e-posta, mesaj ve kaydedilmiş telefon konuşmalarına odaklanmış durumdaydılar. Hoshino sorgulama için bir kenara çekilmişti, Çeltik ve diğer oran belirleyiciler de.

Cecere 12 Temmuzda durum hakkında duyum almıştı. Japon piyasalarının kapanmasını bekledikten sonra bankada kendisine doğruyu söyleyecek tek adam olan Morton’u aradı.

“Bir sorum var: Londra’da Küçük Hoshino ve risk hazineyle ilgili sorun mu var? Bu adamlar onu ihbar mı ettiler?” diye sordu Cecere.

“Onlar şöyle düşünüyor, bilirsin işte, birden çok kez, of, bilirsin, hmm, bir tür geri tepme” dedi Morton ona. “Thursfield SEC tarafından ifadeye çağrılıyor, bilirsin, onlar da ‘kahretsin, bize böyle insanlar gelirse biz de uyum bölümüne raporlarız’ diye düşünüyor.”

Cecere duyduklarına inanamıyordu. “Bu adi herifler” diye bağırdı. “Onlara ne oluyor? Üslubumu bağışla ama bana böyle dedirtiyor. Telefonu kap ve anlat bana.”

“Sana söyledim ahbap birçok kez, bu lanet heriflere dikkat et” diye yanıtladı Morton.

“Ne s*kt*rb*ktan banka bu böyle?” dedi Cecere. “Hayır, telefonu kapmak yerine hemen adamlarına dön ve ‘bakın bu gerçekten rahatsız edici, lütfen kesin artık’ de!”

Hayes o ayın sonuna kadar içerdeki soruşturmayı duymadı. Bir Pazar günü Cecere onu cep telefonundan aradı ve birlikte bir içki içmeyi teklif etti. Hayes’in ifadesinde sonradan belirttiği üzere, Amerikalının Tokyo’da düzenli olarak gittiği İngiltere temalı bir pub olan Windsor Bar’da o akşam buluştular. Bir bira ve Coca-Cola’dan sonra Cecere Hayes’e o hafta Libor soruşturmasının bir parçası olarak Citigroup’un avukatları tarafından sorgulanacağını söyledi.

libor_skandali_k

Sonraki birkaç hafta boyunca Hayes Citigroup içinden ve dışından avukatların sorularıyla 12 saatten fazla sıkıştırıldı. Sağlam bir şekilde aynı şeyi savundu: Hoshino’nun Londra oran belirleyicilerine ne söylediği ve neden söylediğiyle ilgili hiçbir fikri yoktu. Hayes daha büyük bir soruşturmanın bir parçası olarak sorgulandığını varsayıyordu ancak onu sinirlendiren tuhaf şeyler olmaya başlamıştı. Göndermeye çalıştığı e-postaların ekleri bloke ediliyor ve bir akşam ofisten belgelerle çıkması engelleniyordu. Hayes’i her şeyden fazla sinirlendiren şey avukatların onu işlem saatlerinde masasından uzaklaştırmasıydı, bu ona para kaybettiriyordu.

Ağustos sonunda giderek öfkelendi ve soruşturmada ayrı tutulup tutulmadığını soran bir e-posta gönderdi Cecere’ye. Bir cevap almadı.

Bir hafta sonra Hayes işlem katında masasına doğru giderken,bir el omuzuna hafifçe vurdu ve Devamı

LIBOR SKANDALI: DÜNYANIN EN ÖNEMLİ RAKAMI SAHTEYDİ

intinvestment

Bana göre finans sektöründe çalışan veya bu sektörden etkilenen herkes bu kitabı okumalı

Gerry Brown | 07 Nisan 2017

Londra Bankalar Arası Faiz Oranı olarak bilinen muğlak finansal gösterge hakkındaki bir kitap, ilk bakışta herkesin almak için koştuğu veya doğum günü yaklaşanların sevdiklerinden isteyeceği türden bir hediye gibi görünmeyebilir. Ancak Edinburgh vergi yorumcusu Gerry Brown, finans sektöründe çalışanların kitabı dikkate almalarında fayda görüyor…

Bloomberg ve Businessweek’te finansal suçlarla ilgili haber yapan Liam Vaughan ve Gavin Finch Libor Skandalı kitabına, onlara en önemli oran Libor’un “bozulduğunu” anlatan meçhul bir türev traderı ile otel barında yapılan gizli toplantıyı resmederek başlıyor.

“Oranın kredi verenlerin birbirlerine nakit için ne kadar ödeyeceklerinin bir ölçüsü olması gerekiyordu, ama 2008 küresel finansal krizinden beri bankalar birbirlerine kredi vermiyor” diye açıklıyordu durumu bu trader.

“Libor kurgusal bir yapıya dönmüştü ve her gün hangi seviyede belirleneceği hakkında menfaati olan bir grup bankacının kafasından uyduruluyordu.”

“Dünyanın en önemli rakamı sahteydi.”

Muğlak bir finans terimi

Bu konuşmanın gerçekleştiği sıralarda Libor bugün bilindiğinden çok daha az bilinen bir kelimeydi. Büyük ölçüde kamuya açık bilgiye dayalı olarak hesaplandığı varsayılıyordu: ilan edilen oranların bir ortalaması.

libor_skandali_k

2000’lerde bankaların Libor giriş süreçleri oranların doğal objektiften ziyade sübjektif bir yapıda girilmesine doğru evrilmişti, hangi oranın banka için uygun olduğu mevzu haline gelmişti.

Ve finansal kriz zirveye ulaştığında bankalar Libor’u gerçekten bankalar arası borçlanmada kullanılanlara hiç benzemeyen rakamlar olarak kamuoyu tüketimi için kote ediyorlardı. Devamı

LIBOR SKANDALI: GERİLİM ROMANI GİBİ OKUNUYOR

ftadviser

Libor Skandalı’nı Anlayın

Steve Thomas

libor_z

Libor sabitleme skandalı ile ilgili tek bir kitap okuyacaksanız bu o kitap: bölümler, yatırım bankalarında ve işlem salonlarındakilerle düzenleyiciler ve onlarla birlikte hareket edenlerin faaliyetleri arasında değişimli olarak ilerliyor.

Libor Skandalı belli dövizler için farklı vadelerde temel borç verme oranları ve 350 trilyon dolarlık finansal varlığın endekslendiği (ülke içindeki sıradan mortgage’lar dahil) ve dünyanın geri kalanının her gün bir grup uluslararası bankanın birbirlerine borç verme maliyeti olarak hesaplandığını sandığı bir grup anahtar oranın nasıl manipüle edildiği hakkında.

Sorun en basit haliyle, değeri Libor’a bağlı varlıklarda pozisyon alan traderların oranı etkilemek için açık bir güdüye sahip olmalarında yatıyor.

Paneldeki her bankanın bünyesinde belli bir döviz için, teklifleri toplayan örgüte göndermek üzere ‘oran girişi yapan’ biri var, ve eğer bir trader girişleri etkilerse, büyük ölçüde sabitlemeden kaynaklı olarak ciddi kar yazıyor.

Bizim gibi Libor’un oluşumu gibi konuları içeren yüksek lisans seviyesinde finansal piyasalar dersleri verenler için, oranın bu şekilde etkilenebildiğini görmek şok edici ve belki de bu çürümenin geniş ölçüde uygulandığı iddiası daha da büyük bir sürpriz. Öte yandan, büyük finansal krizden bu yana derecelendirme kuruluşlarının davranışlarından döviz uzlaşma işlemlerine kadar bir çok şey bizi şaşırttı ve bu sürprizler bankalara pahalıya patladı.

Kitabın ana kahramanı bir çok açıdan etkileyici; çevresi üzerinden Libor’un belirlenmesinde ayarlamalar yapmada çok parlak ve alım satım işlemlerinde zorlayıcı.

libor_skandali_k

Londra aşırılıklarından hoşlanmayan okuyucuların yardımına oranı manipüle etme sürecine yardım etmesi için işlemin diğer tarafındakilere teklif edilen daha vahşi rüşvet tekliflerinden bazıları yetişiyor. Savunmada kullanılan ‘ama herkes yapıyor’ ve ‘üst yönetimin her şeyden haberi vardı’ mahkemede işe yaramadı.

Bu hep devam edecek olan bir hikaye: BBC Panorama programı 10 Nisan’da İngiltere Merkez Bankasının dahline dair haber yaptı, iki trader daha sadece bir hafta önce aklanmıştı.

Libor etrafındaki skandal büyük finansal kriz boyunca görünen pek çok güven ihlalinden belki de en hayal kırıklığı yaratanı. Devamı

LIBOR SKANDALI: HAYES’İN DEHASI

efrw8 Mart 2017

Merkezi bir platformun olmadığı şeffaflıktan yoksun tezgah üstü türev piyasasında brokerlar bilgi akışının merkez üssü durumundadır. Hayes’in dehası özel eğitimli rakiplerinin birçoğu tarafından görmezden gelinen bu aracıların Libor’u kontrol etmede kilit bir konumda olduklarını fark etmekti.

tom_hayes

Hayes gözlerini kapadı ve bir nefes aldı, işlem salonunun alışıldık sesini duymadı bile. 2006 yılı Ekim ayıydı ve Hayes burnundan soluyordu. Japonya’ya ineli iki ayı geçmişti ancak vizesiyle ilgili bir sorun sebebiyle tek bir işlem bile yapamamıştı. Haftalar boyunca büyük bir maçta kenarda ısınma hareketleri yapan bir yedek oyuncu gibi hissetmişti. Sonunda işlem yapmasına izin verildiğinde kısa vadeli faiz oranlarının yönüyle ilgili büyük bir iddianın çoktan kaybeden tarafındaydı. (1) Yen Libor’u yerinden oynamaya ayak diriyor ve o da gittikçe daha çok sinirleniyordu. İşini seviyordu ama işler istediği gibi gitmediğinde bir o kadar da nefret ediyordu.

Hayes’in masası, kalabalık bir meydanda birbirine bakan bir çift özdeş gökdelendeki UBS Tokyo merkezinin beşinci katında, bir matrise yerleştirilen yüzlerce masadan biriydi. Önünde bir kalkan gibi eğimli duran şeyler; sürekli değişen piyasaları tam olarak kontrol etmesi için ihtiyaç duyduğu fiyat, haber ve alım satım arayüzleri evrenini gözlerine ışınlayan ekranlardı. Bunların altında piyasada çalıştığı broker ve diğer bağlantılarıyla sağlam bir şekilde iletişime geçmesini sağlayan tuşlarla dolu dâhili telefon kutusu bulunuyordu. Her birkaç saniyede bir hattaki bir ses gelip ona “2 yıllıktan 10 tane binlik” veya “34’ten lib tib” gibi tekliflerde bulunuyordu. Her şey hızı maksimuma çıkarmak ve çabayı minimuma indirmek üzere oluşturulmuştu. Bir çift uğurlu panda oyuncağının eşlik ettiği iki klavyesi vardı.

O sabah uğurlu turnikesinden geçmişti. Uğurlu iç çamaşırını, uğurlu tişörtünü ve uğurlu pantolonunu giymişti. (2) Hiçbiri işe yaramıyordu.

libor_skandali_k

O öğleden sonra Hayes, kafasında bir ışık yandığında Londra’daki brokerlarından birine içinde bulunduğu çıkmaza dair dert yandığını sonradan hatırlayacaktı. Bu işte çalıştığından beri bankalar

Libor tekliflerini hep kendi pozisyonlarına faydası olacak şekilde şekillendiriyorlardı. Bir trader sabah yüksek bir altı aylık orana ihtiyaç duyarsa şirketinin Libor’dan sorumlu nakit masasındaki kişiye bir mesaj atıyor ve ondan o günün teklifini bir baz puanın yarısı kadar yukarı iteklemesini istiyordu. Yine de sistem kurcalanmaya karşı korunaklıydı. Bir banka her ne kadar oranı değişik yönlere çekse de, diğer 15 banka da aynı şeyi yaptığından, tek bir bankanın toplam oranda büyük bir etkisi olamazdı ve hatta traderlar bankalardaki kankalarını kıyak için arada sırada aradıklarında bile yayınlanan oran üzerindeki etki minimal oluyordu.

Yazarlar hakkında

Liam Vaughan ve Gavin Finch Bloomberg ve Businessweek Londra’da finansal suçlar üzerinde çalışan gazeteciler. 2013’te günde 5 trilyon dolar işlem hacmi olan döviz piyasasını manipüle eden küresel bir komployu keşfettiler ve üç kıtada bankaların 10 milyar dolar ceza ödemeleriyle sonuçlanan soruşturmaları tetiklediler. 2014’te prestjili ekonomi gazeteciliğinde mükemmellik alanında Gerald Loeb Award ve yılın en iyi finans haberciliği için Harold Wincott ödülü kazandılar.

Referanslar

  1. Tom Hayes, SFO Sorgulamaları
  2. David Enrich, “The Unraveling of Tom Hayes”, The Wall Street Journal, Sept.13, 2015, http://graphics.wsj.com/libor-unraveling-tom-hayes/1

LIBOR SKANDALI: DÜZENLEYİCİLERİ ŞİŞE DİZİYOR

breakingviews

Dominic Elliott

3 Mart 2017

 

“Hass..tir.” ABD Adalet Bakanlığı yolsuzluk soruşturmacısı Robertson Park’ın 2010 yılında İngiltere Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Paul Tucker ile Barclays’in o zamanki CEO’su Bob Diamond arasında geçen iki yıl öncesine ait bir telefon kaydını dinlediğinde verdiği tepki buydu.

Park’ın küfrü, fiilen dünyadaki finansal ürünlerin birçoğununa temel teşkil eden bir gösterge olan oranı bankaların nasıl manipüle ettiğine ilişkin cezai bir soruşturmanın başlangıcına işaret ediyordu. Skandal, 2008 finansal krizini takiben bankacılık sektörünün suçlamalara verdiği karşılıkların yalan olduğunun sembolü haline geldi.

Savcının tepkisi konu hakkındaki iki rakip kitapta da yer alan birkaç dramatik andan biri. Konunun teknik doğasına rağmen hem Vaughan ve Gavin’in yazdığı “Libor Skandalı” hem de David Enrich’in “Örümcek Ağı”, sayfa çevirten kitaplar.

Londra bankalar arası faiz oranı trilyonlarca dolarlık kredi, tahvil ve türev fiyatlarını etkileyen günlük bir gösterge oran. Ama kökleri derme çatmaydı. Oran kendi kendini seçen ve politikalarını kendileri belirleyen bankaların birbirlerinden borç almaları durumunda ne kadar faiz ödeyeceklerine ilişkin tahminlerine dayalı olarak yaptıkları girişlerin azaltılarak alınan ortalamasıyla hesaplanıyordu. Libor oranlarında ilk terslikler görülmeye başladığında, teori, bankaların kriz döneminde kendilerini güçlü gösterme çabası olarak kasıtlı bir şekilde düşük oran girdikleriydi. Banka iletişimlerinin incelenmesi, Tucker ve Diamond arasındaki geçen ve soruşturmacıları bazı bankaların Libor’u etkilemeye çalıştığının delili olarak görülen telefon konuşmalarının keşfedilmesine yol açtı.

zeroh

Bununla birlikte sonradan traderların münferiden kendi kârlarını artırmak ve primlerini şişirmek için oran üzerinde baskı kurduklarını buldular. Bu davranış kriz öncesinden geliyordu ve birçok durumda sonrasında da devam etti. Bankalar sonuçta milyarlarca dolar ceza ödedi.

İki kitap da bir dizi düzenbaz veya ehliyetsiz bankacı, broker ve düzenleyici yi teşhir ediyor. Trader Tom Hayes skandaldaki rolü sebebiyle -sonradan 11 yıla inen- 14 yıl hapis cezası aldığında en meşhur olan sanık. Ancak iki kitap da üst düzey yöneticileri veya düzenleyicileri bundan ayrı tutmuyor.

libor_skandali_k

“Örümcek Ağı” özellikle Hayes’in de bir parçası olduğu hastalıklı topluluğu ele alıyor (Açıklama: Ben de 2010-2012 arasında, faiz türevinde olmamakla birlikte hisse senedi türev işinde ses brokerı olarak çalıştım.) Otistik olan trader İngiliz otoriteler tarafından sorgulanmaya başladığında Enrich’e sırlarını açıyor. Bu nedenle kitap Hayes’in ve Citigroup traderı olan arkadaşlarının bir Japon kayak merkezinde sessiz bir bardaki çirkin alemlerinin iğrenç bir hikayesi ile başlıyor.

Hikaye ironilerle dopdolu: Tom’un annesi Sandy Hayes finansal düzenlemeleri hafifleten eski Birleşik Krallık Başbakanı Gordon Brown için çalışyordu. Bu arada amcası Chris Salmon ona yatırım bankacılığına girme ilhamını veriyor, daha sonra İngiltere Merkez Bankasının Libor’a yeniden saygınlık kazandırmakla görevlendirdiği bir üst düzey yönetici oluyor.

200 sayfadan az olan “Libor Skandalı,” kitabı bitirdiğinde bazı okuyucuların daha fazlasını istemesine sebep olabilir. Ama düzenleyicileri şişe dizmesi kitabı önemli hale getiriyor. FSA’in nihayetinde bir soruşturma başlatmadan iki yıl önceye kadar uyarılmasına rağmen bunu yapmamış olması onu toplum önünde küçük düşürmüştü. Oranı yöneten BBA’nın yetersizliği Devamı

LIBOR SKANDALI: KEŞKE DAHA UZUN OLSAYDI

lsereview

Maria Zhivitskaya

Libor Skandalı’nda Vaughan ve Finch, söyleşilerden, duruşma ifadelerinden ve yasal kanıtlarından hareketle olayın çok boyutlu bir anlatısını veriyor. İyi bir dedektiflik hikayesinin sırrını çözer gibi olayları açığa kavuşturmasından ve anahtar karakterlerin hoş portrleriyle dolu olmasından ötürü, Maria Zhivitskaya kitap için keşke daha uzun olsaydı demekten kendini alamıyor.

Libor Skandalı insanı içine çeken bir dedektiflik hikayesi gibi yazılmış ve kesinlikle okumaya değer. Skandalın, yüzlerce broker ve bankacıyla yapılan söyleşilere, duruşmalardaki ifadelere ve yasal kanıtlara dayanarak ele alındığı kitap çok boyutlu bir gazetecilik ürünü. Tonu ayarlamak ve yazarların yaklaşımları hakkında belirsizlik bırakmamak için giriş bölümü acı bir şekilde açıklıyor:

Bankalarla toplumun geri kalanı arasındaki güvenin kırılmasıyla tanımlanan bir dönemde Libor halkın çoğunun finansal sistem hakkındaki şüphelerini teyit etti: Kapalı kapılar arkasında, karmaşıklıkla gizlenmiş ve zayıf ve yetersiz düzenleyiciler tarafından korunan bankacılar ordusu günlerini bize ihanet ederek neşe içinde geçiriyorlar.

‘Gerçeğin -yukarıda belirtilen alıntının ifade ettiğinden- daha karmaşık ve şok edici’ olduğunu belirtmesine rağmen yazarlar bunun neden böyle olduğuna dair çok derine inmiyor; trader ve brokerların ‘vicdani yüklerinden kurtulmuş tek yönlü madrabazlardan’ ziyade aileleri ve ilgileri olan gerçek insanlar olarak tanımlanmaları hariç.

Libor Skandalı bir traderın yaşamının nasıl olduğuna empatiyle bakmamızı sağlıyor: kârın gidip gelmesiyle sonuçlanan ve ‘milyonlarca doların birkaç tuşla el değiştirmesini’ sağlayan yüzlerce konuşmanın sebep olduğu kortizol, serotonin ve testosteron salgısı… Libor, baz puan, piyasa yapıcılık ve CDS gibi finansal kavramların açıklamaları kurgunun akışından koparmayacak şekilde bölümler arasında dağıtılmış ve bu okumayı kolaylaştıran bir tercih.

libor_skandali_k

Libor dünyanın önde gelen bankalarının birbirlerine kısa dönem için uyguladıkları gösterge faiz oranıdır. Sıkça ‘dünyanın en önemli rakamı’ olarak tanımlanan Libor birçok finansal enstrümanın kökünde yer alır ve dünya ekonomisi üzerinde temel bir etkisi vardır:

Libor Alabama’daki mortgage’lardan Liverpool’daki ticari kredilere ve finansal kriz boyunca bankalara verilen milyarlarca dolarlık kurtarma kredilerine kadar her şeyin içindeydi. Yaygınlığına rağmen, gösterge oran mevzuat bakımından bir tür çorak toprakta ikamet ediyordu.

Aralık 2007 ile Ocak 2013 arasında UBS, Bank of America, Citigroup, JP Morgan, Barclays ve Royal Bank of Scotland’daki (RBS) traderların, Libor’un yanı sıra, bu altı bankanın daha sonra 5.6 milyar dolarlık ceza yemelerine sebep olacak şekilde, gösterge döviz kurlarının manipülasyonuna da karıştığı tespit edildi.

İngiliz Bankacılar Birliği (BBA), Finansal Hizmetler Kurumu (FSA) ve İngiltere Merkez Bankası Libor’un denetimini yapmadıkları için hiç de hayırla yad edilmedi. Bununla birlikte, daha geniş ölçekte düzenlemeler hakkında açıklamalar yapmasına ve Libor skandalının ortaya çıkışını önceleyen dönemin tarihi sürecini sunmasına ek olarak kitap, Libor’a hile karıştıran anahtar kişilerden biri olan Thomas Alexander William Hayes hakkında oldukça kişisel bir hikayeyi de eşeliyor.

1979’da doğan Hayes matematik ve mühendislik okudu, mezun olduktan sonra UBS’te staj yaptı Devamı

LIBOR SKANDALI: LONDRA’YI SALLAYAN SKANDALIN İÇYÜZÜ

ft

Libor’un kayboluşu: Londra’yı sallayan skandalın içyüzü.

Muğlak bir finansal göstergeye nasıl hile karıştırıldığını bir gerilim romanı gibi anlatan bir kitap.

 Patrick Jenkins

20 Ocak 2017

On yıl önce birisi Libor hakkında genel bir kitap önerseydi yayıncılar bunu hemen terslerdi. Bu, bir CEO’nun kovulmasından (Barclays’ten Bob Diamond), utandıran bir merkez bankacısından (zamanın merkez bankası başkan yardımcısı Paul Tucker) ve bankaların ve aracı kurumların multi milyar dolarlık cezalar almalarına yol açan Libor skandalından önceydi. Sonunda 2012 yılında ortaya çıkarılana kadar yatırım bankası traderları ve brokerlardan oluşan bir grubun bu karanlık finansal göstergeyi nasıl manipüle ettikleri, Libor Skandalı kitabının konusunu oluşturuyor.

diamonfd_tucker

Savcılar gösterge oranın manipüle edilmesine dair tüyler ürperten ayrıntıları paylaştığından beri sıradan insanlar bu dünyanın her zaman şüphe duydukları kadar çürümüş olduğuna dair ipuçlarına sonunda ulaşmış görünüyor. Libor’un göreceli olarak ilkel hesaplanma şekli nedeniyle hile mümkündü: farklı bankaların fonlama için ödeyeceklerini düşündüğü faize ilişkin tahminlerinin ortalaması alınıyordu. 300 trilyon dolarlık mortgage, kredi ve türevin buna endeksli olduğunu öğrenene kadar bu durum size anlaşılmaz gelebilir. Birçok kişi için Libor’un manipüle edilmesi fiilen aldıkları mortgage kredilerinin oranlarının manipüle edilmesi demekti.

Sonuçta bir tek kişi hapse atıldı: diğer bankacı ve brokerlarla birlikte komplo kurmakla suçlanan Tom hayes 14 yıla mahkum oldu, bu süre temyizde 11 yıla indirildi. Libor Skandalı, skandalı yıldız bir trader olmasını sağlayan teknik yetenekleriyle zorba karakterinin kombinasyonu olan bir anti-kahraman olan Hayes üzerinden anlatan ilginç hikaye.

libor_skandali_k

Bloomberg’te çalışan araştırmacı gazetecilere yakışan Libor Skandalı, gölge bir kaynakla otel barında yapılan gizli bir toplantıyla açılıyor. Gizli kaynağın, Hayes’i kamuoyuna açıklanmadan aylar önce Libor manipülasyonunun kilit taşı olarak tanıtmasıyla başlayan senaryo, bu kısa kitabı adeta sürükleyici bir gerilim romanı yapıyor.

Hayes’in yaşamına zoom yapıp soruşturma yapan kurumlara geçmesi gibi zaman zaman filmografikleşen tarz, okuyucuya yayıncının film haklarını gözettiğini düşündürebilir. Bazen de Devamı

LIBOR SKANDALI: BAŞTAN SONA UYANIK TUTUYOR

investing

 Finans dünyasının hırslı çalışanları şüphesiz hayal kırıklığına uğrayacak, ama diğer okuyucuların çoğu sayfaları şevkle birbiri ardına çevirmeye devam edecek.

Brenda Jubin 9 Nisan 2017

2012’de patlayan Libor skandalı halkın büyük bankalar ve ‘manipülasyonun sadece mümkün değil kaçınılmaz olduğu’ bir sistem hakkındaki şüphelerini teyit etti. Libor Skandalı kitabında gazeteciler Liam Vaughan ve Gavin Finch anti-kahraman Tom Hayes’i “faiz oranında hile yapmayı körelmiş bir enstrümandan girift, korkunç bir güzelliğe dönüştürmüş parlak, takıntılı, pervasız, hemen parlayan bir matematik dehası” olarak resmediyorlar. Yazarlar bize aynı zamanda onun birlikte tezgah kurdukları arkadaş çevresini de tanıtıyor.

35 yaşında olduğu 2015 yılında Asperger sendromu teşhisi konan Hayes ‘risk için çelik gibi bir mideye’ sahipti. Ve neye mal oursa olsun kazanma hırsına. Bu hırs onda, brokerlarını nakit piyasasında neler olup bittiğine ilişkin olarak bankalara yalan söyletmek şeklinde tezahür etti.

Libor Skandalı, genellikle kâr için, bazen (veya meşrulaştırma gerektiğinde) bankacılık sektörününü istikrarı için yapılan yasadışı davranışın perçinleyici bir okuması. Suçlunun genellikle yürüdüğü bir yolsuzluk kültürünü ortaya koyuyor. “Hayes tarafından olayın içinde yer aldığı belirtilen 20’den fazla kişi içinde ceza alan bir tek o oldu.”

libor_skandali_k

Brokerların davasında duruşmalar sırasında sürekli uyuyakalan jürinin aksine bu kitabın okuyucuları başlangıçtan sonuna kadar uyanık kalacak. İki yazar Libor hakkında sadece hikayelerinin anlaşılmasını mümkün kılacak kadar bilgi veriyor. Finans dünyasının hırslı çalışanları şüphesiz hayal kırıklığına uğrayacak, ama diğer okuyucuların çoğu sayfaları şevkle birbiri ardına çevirmeye devam edecek.

LIBOR SKANDALI: DÜNYANIN EN ÖNEMLİ RAKAMINI BULAN ADAM

bloomberg

Dünyanın En Önemli Sayısını Bulan Adam

Yunan bankacı Minos Zombakanis bundan yarım yüzyıl önce Libor’u tasarladığında, tarihin en büyük finansal skandallarından birinin yıldızı olacağını bilemezdi.

zomba

Büyük bir anket ile biraz matematiğin ürünü olan Libor, dünya üzerindeki 300 trilyon doları aşan mortgage, kredi ve türev ürünlerin fiyatını etkileyen faiz oranlarını belirlemeye yardımcı olur. Bu kadar yaygın olmasına rağmen, 2012 yılında UBS, Barclays ve Citigroup’un da aralarında olduğu bir düzine bankaya, gösterge faiz oranını manipüle ettikleri gerekçesi ile düzenleyici kuruluşların 9 milyar dolar ceza vermesine kadar, finans dünyasının dışında çok az kişi Libor hakkında fikir sahibiydi.

Libor Skandalı” kitabından yapılan bu alıntıda, Bloomberg gazetecileri Gavin Finch ve Liam Vaughan bu gizemli sayının köklerinin izini sürüyor.

1969’da Neil Armstrong ayda yürürken, Richard Nixon Birleşik Devletler başkanı oluyor ve 400.000 hippi Woodstock yakınlarında bir çiftlikte toplanıyordu. Atlantik’in diğer tarafında, Londra’da bir kış gününde, Minos Zombanakis adına bıyıklı bir Yunan bankacı tarih kitaplarına geçecek kendi küçük adımını atıyordu. Dolarla borçlanmak isteyen ama ABD mali mevzuatının zorluklarından kaçınmayı tercih eden şirket ve ülkelere büyük miktarda kredi vermenin özgün bir yolunu keşfetmişti.

Güneş Londra’nın Batı Ucu’ndaki çatıların üzerinden yükselmeye başladığında Zombanakis, Manufacturers Hanover’da yeni en üst kat ofisindeki masasında oturuyor, İran merkez bankası başkanı Hüdadad Fermanfermayan ile şampanya içerek havyar yiyiyordu. Zombanakis, para sıkıntısı içindeki İran Şahı için 80 milyon dolarlık bir kredi imzalayarak kariyerinin devrimini başarıyordu. İranlılar beyaz balina havyarı getirmişlerdi ve Zombanakis de bağbozumu şampanyayı… Parti geceye doğru sarkmıştı.

İran kredisi, değişen piyasa koşullarını yansıtan değişken faiz uygulanan ve bir grup banka arasında bölüşülen ilk kredilerden biriydi. Daha az taraftar topluluğu tarafından kutlansa da, aya ayak basma gibi, 1960’ların bankacılığının ağırbaşlı dünyasında devrim niteliğindeydi ve Londra bankalararası faiz oranı, yani Libor’un doğumuna işaret ediyordu.

“Olayı tümüyle kuruyor olmanın getirdiği başarma duygusunu hissediyordum ama finansal dünyada yeni bir çığır açtığımızı düşünmemiştim” diyor, şimdi Girit adasındaki Kalyves’e dönüp orada ailesinin nesiller boyu özenle baktığı zeytinliğin ortasında yaşayan 90 yaşındaki Zombanakis. “Sendikasyon kredisi piyasasında herkesin mutlu olacağı bir orana ihtiyacımız vardı. Böyle işlere girdiğinizde işlerin nereye varacağını, nasıl kullanılacağını asla bilemezsiniz.”

Yarattığı oran gibi Zombanakis’in hayatı da mütevazı bir şekilde başlamıştı. Yedi çocuğun ikincisi olarak, odaları kirli, elektriksiz ve susuz bir evde büyümüştü. Zombanakis 17 yaşında evden ayrıldı, bir kaçakçının botuyla Nazi işgalindeki Girit adasından kaçıp 321 kilometrelik bir macera sonucunda Atina Üniversitesi’ne uzanan maceraya ulaştı. Parasızlıktan, ikinci yılında vazgeçti ve sokakta bir askeri durdurup iş istemesiyle, yeni gelen İngiliz Ordusu için yardım dağıtma işi buldu. Zombanakis Yunanistan’dan ayrıldıktan sonra Harvard’a gidecek yolu buldu; karakteristik cazibesiyle, gerekli donanıma sahip olmadığı halde lisans sonrası bir kursa kabul edilmeyi başardı. Harvard’dan Roma’ya taşındı ve “Manny Hanny”nin Ortadoğu temsilcisi olarak bankacılık dünyasına girdi.

Bununla birlikte asıl aksiyon başka bir yerde gerçekleşiyordu. Londra şimdi küresel bir finans merkezi olarak büyüyordu. Rusya, Çin ve birçok Arap devleti ya siyasi sebeplerle ya da el konulacağı korkusuyla dolarlarını ABD dışında tutmak istiyorlardı ve İngiltere’deki bankaları tercih ediyorlardı. Londra şehri de Amerikan bankalarının dolar mevduatına faiz tavanı koyan ve yabancılara satılan tahvil faizlerinden kesinti yapan katı ABD düzenlemelerinden faydalanıyordu. Birçok şirket, çekici Londra’da offshore ofisleri açmıştı ve burada uluslararası alım satımlarını bir engelleme olmaksızın yapabiliyorlardı. Roma’da geçirdiği 10 yıldan sonra Zombanakis sıkılmıştı ve kariyerinde yeni bir fırsatın kokusunu almıştı.

ABD dışındaki bankalarda tutulan devasa ABD doları havuzu olarak bilinen Eurodolar piyasası, zaten oldukça gelişmişti. Ancak Zombanakis bir boşluğu gördü: tahvil piyasası için alternatif bir sermaye kaynağı arayan borçlanıcılara büyük kredi arzı. 1968 yılında New York’taki patronunu Londra’da yeni bir şube açmak üzere kendisine 5 milyon pound vermeye ikna etti. 1,90 boyunda olan ve kusursuz giyinen Zombanakis büyük bir etki yarattı ve çok geçmeden İngiliz finans çevrelerinde kısaca “Yunan Bankacı” olarak tanındı. O, 1929’daki Wall Street çöküşünden bu yana ilk kez dünya piyasalarını sınır ötesi borç vermeye açan küçük bir uluslararası finansçı ekibinden biriydi.

table

Zombanakis, Fermanfermayan ile ilk kez 1956 yılında Beyrut’ta buluşmuş ve ikilinin birbirlerine kanları kaynamıştı. Böylece İranlıların ne zaman paraya ihtiyacı olsa doğruca Londra’nın meşhur Mayfair bölgesindeki Upper Brook Streeet’te yer alan Manufacturers Hanover’ın ofisine gidiyorlardı.

Zombanakis borçlarını karşılamaya yetecek kadar döviz rezervi olmayan bir gelişmekte olan ülkeye hiçbir şirketin tek başına 80 milyon dolar kredi vermeyeceğini biliyordu. Böylece her birinin riskin bir dilimini üstleneceği bir dizi yabancı ve yerli bankaya işlemi pazarlamaya başladı. Ancak İngiltere’de faiz oranları % 8 iken ve enflasyon yükselirken bankalar uzun vadede sabit faizle borç verme konusunda endişeliydiler. Borçlanma maliyetleri orta vadede artabilir ve ceplerini boşaltabilirdi.

Zombanakis ve ekibi bir çözüm buldular: borçlulara her birkaç ayda bir yeniden hesaplanan bir faiz oranı uygulamak ve krediyi temdit olan bir dizi mevduat ile fonlamak. Formül basitti. Sendikasyondaki bankalar kredinin dönüşünden önce fonlama maliyetlerini bildireceklerdi. Ağırlıklı ortalama yüzde birin sekizde birine kadar yuvarlanacak ve üstüne kâr marjı ilave edilecekti, bu da kredinin gelecek dönemdeki fiyatı olacaktı. Zombanakis buna Londra bankalararası faiz oranı ismini verdi.

libor_skandali_k

Diğer finansçıların jetonu düştü ve 1982 itibarıyla sendikasyon kredisi piyasası 46 milyar dolara fırladı. Görünüşte bu kredilerin tamamı uygulanacak faiz hesaplamasında Libor’u kullandı. Bir süre sonra oran basit, adil ve bağımsız görünen banka borçlanma oranı için zekice bir vekâlet arayan dışarıdaki bankacılar tarafından adapte edildi. 1970 yılında finansçı Evan Galbraith’in (ki daha sonra başkan Ronald Reagan yönetiminde ABD’nin Fransa büyükelçisi olacaktır) ileride değişken faizli tahvil olarak bilinecek olan Libor’a endeksli ilk tahvil fikrini ortaya attığı söylenir. Devamı