FIFA SKANDALI: the42 DAVID CONN SÖYLEŞİSİ

the42

Niçin futbola olan sevgimiz onun Fifa tarafından ihanete uğrayışını bu kadar sarsıcı kılıyor?

David Conn son kitabı Fifa Skandalı’nda, dünya futbolunun tepesinde her şeyin siyah ve beyaz olmadığını gösteriyor.

 5 Haziran 2017

fifa

Hayallerimi serdim ayaklarının altına;

Usulca bas çünkü bastığın şey hayallerim.
David Conn’un yeni kitabı Fifa Skandalı’nın WB Yeats’in bu meşhur dizesiyle açılması oldukça uygun çünkü takip eden 300 sayfa bizi Cruyff veya Beckenbauer olabileceğinize inandığınız çocuk dönemi saflığından, bu ikincisinin ülkesinin 2006 Dünya Kupası ihalesindeki rolü sebebiyle hem Almanya hem de İsviçre’de geçirdiği ceza soruşturmalarını görmeye kadar giden bir yolculuğa çıkarıyor.

Guardian muhabirinin son kitabında rastlayacağınız birçok karakter gibi Beckenbauer de yanlış bir şey yaptığını kabul etmiyor.

Kitap bizi çileden çıkardığı kadar bilgilendiriyor da, ki Conn bunun özellikle böyle olduğunu çünkü oyunu her şeyden önce bu kadar güzel kılan şeyin içinde futbolla ilgili yanlış giden her şeyin köküne inmek gibi bir derdi olduğunu söylüyor.

david-conn-profile

Conn The42’ye “Sadece ‘işte bunlar suçlu adamlar, bunlar da belgeler, bunlar mafya’ diyen bir kitap yazmak istemedim” dedi.

“Bu terimden gerçekten uzak durmaya çalıştım. Yapmak istediğim şey, futbolla ilgili tüm yazılarımda olduğu gibi, kitabın tamamında oyuna duyulan sevgiyi (okuyucuya) geçirmek istedim.”

“Her şeyden önce, doğrudur. Futbolu seviyorum, hep sevdim ve yazdıklarımı okuyanların çoğu futbol aşığı insanlar.”

“Bu nedenle futbolun uğradığı ihanetine baktığınızda ve bu endüstriyel bir ölçekte, geçekten rezalet, muhteşem bir şeye ihanet.”

“Sadece hukuksuz ve yasa dışı değil. Bunu, diyelim, çelik endüstrisindeki yolsuzluktan daha fazla hissediyoruz.”

“Elbette bununla ilgileniriz ve onu da yasa dışı ve yanlış buluruz, ancak çelik endüstrisine dair sekiz ya da dokuz yaşında olduğumuz zamanlardan, kesin, değerli, tanımlayıcı tecrübelerimiz yoktur.”

“O yüzden kitabı Dünya Kupası ve dolayısıyla futbola ilk âşık olduğum zamandan ele almaya karar verdim.”

“Herkes ilk Dünya Kupası’nı hatırlar ve bunu dönüştürücü bir tecrübe olarak anmak fazla abartılı gelebilirse de bunu daha önce -evinizin arka bahçesinde futbol oynarken veya yerel futbol takımınızın ilk maçını izlemeye götürülüşünüz gibi – özel ve kişisel bir tecrübe iken aniden bu dünya ölçeğindeki gösteriye doğru açılışından bahsederek savunabilirim.

“Sonra o hainlerin ve dolandırıcıların ve alışverişlerin içine daldığınızda içinden futbol sevgisi parıldar ve işte bu ihaneti önemli kılan da bu sevgidir.”

“Umarım bu insanları konunun daha içine alır ve okunabilir kılar yani, 150. sayfada ve daha önce hiç duymadıkları birinin Güney Amerika’da bir TV yayın hakkından avanta aldığını okurken hala kitabı ellerinden bırakmazlar.

Ancak Dünya Kupası yayın haklarının milyonlarca euroya el değiştirmesinden önce, 1.3 milyon nüfusu olan Trinidad’da futbol mükemmeliyet merkezlerinin 30 milyon dolara yapılmasından önce ve Rusya ve Katar’ın 2018 ve 2022 Dünya Kupası turnuvalarına ev sahibi olarak sürpriz bir şekilde seçilmelerinden önce; 1974 yılında bir seçim vardı ve bu Joao Havelange’ın Fifa’nın dizginlerini ele geçirdiği 24 yıllık sürenin başlangıcıydı. Devamı

FIFA SKANDALI: EXPRESS KRİTİĞİ

dailyexpress

JOE SHORT, Express, 13 Ekim 2017

2018 ve 2022 Dünya Kupalarına ev sahibi olacak ülkelerin seçildiği nihai oylamayı duyduğunuzda nerde olduğunuzu hatırlıyor musunuz?

Muhtemelen Sepp Blatter’ın 2018 ev sahibinin Rusya olduğunu açıklarken takındığı gülümsemeyi hatırlayacaksınız, ve 2022 için Katar’ın ortaya çıkışının hayatı büsbütün zorlaştıracağının anlaşılmasını.

2010 Aralık ayındaki o gün bir devrimi tetikleyen küresel bir futbol ifşaatıydı. O gün birçoğumuzu FIFA aleyhine çevirdi. FIFA dibine kadar çürümüştü ve biz bunu biliyorduk.

Oylama FBI’ın FIFA’nın kodamanları arasındaki yolsuzluğa dair açtığı soruşturmayla Avrupa ve Kuzey Amerikalı yetkililere de sirayet etti.

Blatter’ın dördüncü başkanlık dönemi İsviçre’de 2012 yılında bir dizi FIFA yetkilisinin tutuklanmasıyla mühürlendiğinde, FIFA’nın Dünya Kupası skandallarından dersini almadığı ortaya çıktı.

fifa

Futbol camiasında şok ve öfke patlaması oldu. Bu adamlar sevdiğimiz spordan sorumluydu ve pozisyonlarını kötüye kullanmışlardı.

Bu, Dünya Kupası oylamasını ve kendisine karşı aday olan tek kişinin bunu yapmaktan alıkonmasıyla Blatter’ı çıkaran saçma oylamayı takip eden gazetecilerin paylaştığı bir görüştü. David Conn sergilenen olayları izleyen bu gazetecilerden biriydi.

Conn ve onun tarzındaki diğer gazeteciler sayesindedir ki FIFA makinasıyla açgözlü bir şekilde oynayan adamlar şimdi bir şekilde adalet önüne çıkıyorlar.

Gizli ödemeler, kahverengi zarflar, yayın hakları satışları, uluslararası futbol merkezleri. FIFA’nın yaptığı şeylerin çoğu gereğince zorlamayan bir denetim maskesi altında geçti.

FIFA skandalıyla ilgili problem, karmaşık, birbirine girmiş ve gizli işlerin çok uzun zamandır süregelmesinden ötürü 2010 oylamasından sonra yolsuzlukları ortaya çıkmaya başladığında bunları biraraya toplamanın neredeyse imkânsız olmasıdır.

Bu ölçekte bir görevin büyüklüğü söz konusu olduğunda insanları sorumlu tutmak çok zor olabilir.

chuck-blazer-jack-warner

Artan karmaşıklıkta başka skandallar çıktıkça etkisi azalmaktadır da. Panama Papers ortaya çıkarıldığında, örneğin, yüzlerce politikacı ve ünlünün bu vergi cennetini kullandığı ortaya çıktı. Ancak münferit olayların meşruluğu hakkındaki karmaşıklık ve adı karışanların sayısı sonunda sadece bir avuç insanın gayri ahlaki şekilde vergi kaçırmaktan ‘ceza alması’ anlamına geldi.

FIFA hakkındaki genel kanı tarihsel olarak yozlaşmış -veya en azından yozlaştırılmış- bir kurum olduğudur. Bu kanı gerçeğe dayalıdır. Joao Havelange, Jack Warner ve yakın zamanda vefat eden Chuck Blazer skandalları bunu ispatlıyor.

Ve David Conn’un kitabını değerli kılan da işte bu: sadece ilginç bir okuma değil, aynı zamanda futbolun peşini bırakmayan grift yolsuzluk skandallarının özlü, kolay anlaşılabilir bir dökümantasyonu. Conn nihayet iltihaplı tamahkârlık ormanından takip edebileceğimiz bir yol aralamayı başarıyor.

Kamuoyu neler olduğunu tam olarak anlamadığı sürece hesap sorulabilirlik sağlanamaz – Panama Papers’ın veya Wikileaks yığının istenen ölçüde uzun süreli bir etki yaratmamasının sebeplerinden biri budur. FIFA SKANDALI Fifa’nın açgözlü kollarının nasıl üzücü bir düğüm haline geldiğinin ayrıntılı ve mükemmel bir anlatımı.

Conn, son elli yılın olaylarını özlü bir şekilde anlamamızı sağlayarak bu arapsaçını çözüyor. Katar’ın 2022 Dünya Kupasını nasıl kazandığını, büyük Amerikan markası Coca-Cola’nın ismini büyük ölçüde Amerikalı olmayan bir spora neden sıçrattığını ve bu pisliğin sonunda temizlenebileceği ümidinin neden hala mevcut olduğunu anlamak isteyen herkes için nefis bir başvuru kaynağı.

 

https://www.express.co.uk/entertainment/books/847141/The-Fall-of-the-House-of-FIFA-book-review-football

FIFA SKANDALI: ON:YORKSHIRE KRİTİĞİ

onyorkshire

Karl Hornsey

David Conn son yıllarda araştırmacı gazeteciliğin en üst düzeydeki temsilcilerinden biri olarak temayüz etti. İster Guardian’daki makalelerinde ister Futbol İşi ve Güzel Oyun kitaplarında, dev yaratık haline gelen futbolun yapısöküm analizinde olsun, paranın kral olduğu bir sporda sahne arkasının çirkin yüzünü korkusuzca yazan bir muhabir olarak ün kazandı.

Yeni kitabı FIFA SKANDALI da bir istisna değil. Tersine tam olarak müstesna bir kitap. Fifa ve futbol yönetiminin 50 yıllık geçmişindeki utanç verici olaylar dikkate alındığında nihayet ifşa ediliyor ve hesap sorulabilir hale geliyor, Fifa hakkında yazmanın bir tür boş kaleye gol atmak olduğuna dair bir inanç olabilir. Ve bu konu hakkında sayısız kitap ve makale var, ancak hiçbiri Conn’unki kadar yetkin ve derinlikli değil.

fifa

“Dengeli”

Conn kitapta FIFA’nın başlangıcına yeterince yer ayırıyor, adilce, sorumlu oldukları bazı istisnai küresel gelişmelerin altını çiziyor. Konuya baltayla dalmıyor, ama gücün ve paranın işe dahil olan çok sayıda insanı nasıl yozlaştırdığını dengeli bir biçimde anlatıyor.

Conn aynı zamanda eski Fifa başkanı Sepp Blatter’ı örgütün bütün sorunlarından sorumlu tutma tuzağına düşmekten de kaçınıyor. her ne kadar kitabın kapağında bu İsviçreliyi koltuğunun altında Dünya Kupası ile uzaklaşırken gösteren illisturasyonda güzel bir şekilde gösterildiği gibi Blatter Fifa’nın çöküşünün kamuoyundaki yüzü olsa da, hayatının büyük bir bölümünü adadığı örgütten atılmasından altı ay sonra 2016 yazında üç saatlik buluşması dahil Conn onu adil bir şekilde ele alıyor.

sb

 

“Böyle büyük yolsuzluk”

Blatter kesinlikle bir melek değil ve böyle de tanımlanmıyor; istifaya zorlanmasından sorumlu tuttuklarına bir parça çamur sıçratarak ismini temizlemek için savaşmaya devam edecek. Bununla birlikte Devamı

FIFA SKANDALI: SIMON KUPPER KRİTİĞİ – NYRB-2

nyrb

Simon Kupper, New York Review of Books

Blatter her durumda gücün peşindeydi, paranın değil. Dış görünüşte, yüzü sevinçle parlayan bodur İsviçreli, fair play hakkında Viktoryen saygıyla nutuk atmadığı zamanlarda kadın oyuncuları daha dar şort giymeleri için teşvik etmek gibi saçma ve eski moda şeylerle ortaya atılarak insanı utandıran bir amcaya benziyordu. Görünmeyen yüzünde ise, bir model himaye sistemi inşa eden usta bir politikacıydı. Çevresindeki insanların bozulmasını sağladı. Eğer biri ona meydan okumaya cesaret ederse, Fifa’nın -Blatter’in kontrol ettiği- etik makinesi, onun yolsuzluğunu ortaya çıkarırdı.

hvesb

Hayati bir biçimde Blatter küresel gücün doğuya doğru kaymakta olduğunu erkenden görmüştü. Kendisinin büyük güçlerle uğraşan küçük bir ülkeden gelmiş olmasının ona yardımı oldu. Tanınabilir bir İsviçreli tipiydi: Almancada der Portier denilen otel görevlisi, arkadaşca, çok dil konuşan ve ideolojik olmayan. Misafirlerinin isimlerini her zaman hatırlar. Herşeyin üstünde der Portier hangilerinde para olduğunu bilir: 19. yüzyılda İngilizler, sonra Amerikalılar, sonra Ruslar ve şimdi de Arap Yarımadasının petro-devletleri. Özelikle, sporda bir geleneği olmayan ama iktidardaki Tani ailesine olağanüstü servet sağlayan devasa doğal gaz sahaları olan Katar, Blatter’ın döneminde küresel futbolun ana finans kaynağı olarak ortaya çıkmıştı.

Bir zamanlar hakim olan Batı Avrupa ve Amerika ülkelerindeki pek çok gözlemci, FIFA icra komitesinin (ExCo) 2018 ve 2022 Dünya Kupalarının ev sahiplerine oy vermek için bir araya geldiği 2 Aralık 2010’da, bu güç değişimini fark etti. İhaleye girenler arasında ABD, İngiltere (İngiliz milletleri futbolda ayrı olarak faaliyet gösterir), Avustralya ve ortak bir İspanyol-Portekiz teklifi vardı. Ancak, çoğu yaşlı ExCo üyeleri olan yirmi iki adam (diğer ikisi oylamadan önce yolsuzluk iddiaları nedeniyle görevden uzaklaştırılmıştı) Rusya ve Katar’ı seçti. Şimdi biliyoruz ki Vladimir Putin, oylamadan önceki aylarda bu üyelerden altısıyla şahsen görüşmüş, ancak Katar’ın zaferi daha şaşırtıcıydı. Devamı

FIFA SKANDALI: SIMON KUPPER KRİTİĞİ – NYRB-1

nyrb

Simon Kupper, New York Review of Books

27 Mayıs 2015’te şafak vakti, İsviçre polisi Zürih’in beş yıldızlı Baur au Lac oteline baskın düzenledi ve Fédération Internationale de Football Association’ın (Fifa) yedi üst düzey görevlisini tutukladı. Guardian yazarı David Conn‘a göre, “Bazıları arka kapılardan çıkarılıp bekleyen arabalara bindirildi ve düşünceli Baur au Lac oteli çalışanları tarafından önlerinde çarşaf tutularak fotoğrafçılardan korundu.”

İsviçre polisi FBI ile ortak hareket ediyordu; zamanın FBI direktörü James Comey, zanlıların “bir yolsuzluk ve açgözlülük kültürü geliştirdiklerini” ifade etti. Conn’un FIFA Skandalı kitabında anlattığı gibi, 2011’le birlikte başlayan soruşturma, Fifa’nın Dünya Kupası için 2018’de Rusya’yı, 2022’de ise Katar’ı tercih etmesine odaklanıyordu. Şüpheli ödemeler gün yüzüne çıkmaya devam ediyor.

800x-1

Birçok gözlemciye göre şafak baskınları güven vericiydi: ABD, dünya polisi olarak, hala uluslararası haydutları yakalayabilirdi. Ama iki yıl sonra, işler farklı görünüyor. Fifa büyük ölçüde reforme edilmeden kaldı ve Batılı ülkeler değişimi zorlamakta güçsüz görünüyorlar. Conn’un haberleri, analizlerine göre daha kapsamlı. Bununla birlikte FIFA Skandalı, dünya futbolunu yöneten örgütün destanının, 1970’lerden bu yana, jeopolitik değişimleri, özellikle Batı’nın politik ve ekonomik hakimiyetinin azalmasını önceden haber verdiğini gösteriyor.

fifa

Modern takım oyunlarının çoğunun kuralları Viktorya Britanya’sında oluşmuştur, sebebi kısmen öğrencileri mastürbasyondan uzak tutmaktır. Ama Britanyalılar yabancılarla oynamaya ilgi göstermediler ve belli uluslararası spor örgütleri Fransızlar tarafından oluşturuldu. Fifa 1904 yılında Paris’te yedi kıta Avrupası ülkesi tarafından kuruldu. Fifa futbolun kurallarını koyuyordu ve ulusal federasyonları denetliyordu. Ne var ki her zaman zayıf bir düzenleyici oldu, profesyonel kulüpler üzerinde etkisi çok azdı. Gücü, sahip olduğu tek bir mülkiyetten kaynaklanır: Dört yılda bir oynanan ve ilki 1930’da Uruguay’da yapılan Dünya Kupası.

rous

1932 yılında FIFA’nın merkezi tarafsız ve merkezi bir yere, İsviçre’ye taşındı. 1970’ler boyunca FIFA, fair play ve amatörlüğe ilişkin Viktoryan ideallere inanan yaşlı adamların yönettiği bir Avrupalı centilmenler kulübü olarak kalmaya devam etti. 1961’de Fifa başkanı olan İngiliz spor öğretmeni Sir Stanley Rous, görevini ücret almadan yaptı. Kadın futbolu teşvik edilmedi: Hatta İngiltere Futbol Federasyonu bunu 1921’den 1971 yılına kadar yasaklamıştı. Kolonizasyonun çözülmesinden sonra Asya ve Afrika ülkeleri Fifa’ya katıldı. Irkçı Güney Afrika yanlısı olan Rous değişim rüzgarını fark etmedi. 1974 yılında Brezilyalı iş adamı João Havelange üçüncü dünyacı bir platformda kampanya yaparak Fifa başkanlığı seçiminde onu yendi. Rous emekli oldu, emekli maaşını reddetti ve spor tarihçisi David Goldblatt’a göre Dünya Kupası’nın kendi ismiyle düzenlenmesi fikrini egoistçe bularak kabul etmedi. Devamı

FIFA SKANDALI: JOHN DOYLE – GLOBE AND MAIL KRİTİĞİ

globeandmail

JOHN DOYLE, 25 Ağustos 2017, Globe and Mail

“Sanıklar bir yolsuzluk ve tamahkârlık kültürü geliştirmişlerdir, gizli ve yasa dışı ödemeler, avanta ve rüşvet Fifa’nın iş yapma biçimi haline gelmiştir.” Bunlar eski FBI başkanı James Comey’in cümleleri. ABD Başkanı Donal Trump tarafından kariyerine devam ederken sonunda görevden alınan bu adam, dünya futbolunu yöneten kurumdaki sorunu veciz bir şekilde ve isabetle belirtmiş. Ancak Comey kitapta sadece şöyle bir görünüp gidiyor. Hikâye kesinlikle muazzam bir uluslararası entrika.

Yazar David Conn, Guardian’daki muzip ve çoğunlukla zeki online futbol haberlerini yapan meslektaşları tarafından her zaman “düzgün gazeteci David Conn” olarak anılır. Bu yüzden Guardian’daki bir çok futbol yazarı gibi alaycı küstah ve iğneleyici bir yorumcu değildir, tecrübeli bir araştırmacı gazetecidir.

david-conn-profilefifa

Bir miktar nükteyle Fifa SKANDALI daha hafif bir okuma olabilirdi. Yoğun, ayrıntılı ve açıkçası, endişe verici. Şimdi hepimiz biliyoruz ki Fédération Internationale de Football Association yıllarca dünya futbolunu yöneten dibine kadar yolsuzluğa batmış bir örgüttü. Suçlamalar yapıldı ve insanlar kovuldu ya da yasaklandı. Futbolun yöneticilerinin sadakatini sağlamak için kullanılan kahverengi zarflardaki paranın online olarak bulunabileceği fotoğraflar bile var. Ama işler neden yanlış gitti? Bozulma nerede başladı? Bunlar, Conn’un neler olduğuna dair uzun ve kimi zaman tekzüde bir anlatıda cevap vermek için ortaya koyduğu sorular.

Giriş bölümü, neden her futbol fanının ve oyuncusunun sinirlenmesi gerektiğini ortaya koyan güzel bir yazı örneği. Conn Manchester’da bir çocukken televizyonda seyrettiği Batı Almaya’da yapılan 1974 Dünya Kupası’nı hatırlıyor. Futbol doğal biçimde etrafını sarmış. Sokaklarda, okul bahçelerinde ve yerel kulüplerin büyük stadyumlarında. O günlerde çok fazla maç yok ve söylediği gibi Dünya Kupası’nın yerel olanı dünya çapında bir oyuna bağlayan derin bir etkisi var: “Hayal ettiğimizin de ötesinde, kendimizden çok daha büyük bir şeyin parçası olmakla şereflendirilmiştik.”

Conn’un “basit güzellik” diye tanımladığı oyun Dünya Kupası’nda tam olarak sergileniyordu. Hollanda için oynayan Johan Cruyff’ün bir ceylanın balemsi yetenekleri vardı. Batı Almanya için Franz Beckenbauer orta saha liberosunun rolünü yeniden yazıyordu. Futbola hayran bırakan, kesintisiz bereketli günlerdi. Geriye baktığında Conn, Manchester’daki çocuğun neredeyse bütün sporcuların Adidas ayakkabı ve forması giydiğini de hatırlıyor. Adidas’ın üç çizgisi yaratılmak istnenen cazibeyi yaratmıştı.

1974 aynı zamanda Conn’un Fifa için dönüm noktası olarak belirlediği tarih. 13 yıl boyunca başkanı bir İngiliz olan Sir Stanley Rous’tu. Dünya Kupası turnuvalarını organize etmekte kayda değer politik kıvraklık ve yetenek sergilemiş olan sağlam, büyüyen ve şeffaf bir örgüttü. Rous 1974 seçimlerinde yine adaydı ancak sponsorluklar, ortaklıklar ve TV hakları aracılığıyla Fifa’ya gelecek muazzam refah potansiyelini gören Brezilyalı iş adamı Joao Havelange’a yenildi. Aynı zamanda Avrupa’daki bir avuç bürokrat tarafından görmezden gelinen ve dışlanan futbolun avrupalı olmayan ülkeleri nezdinde haklı bir platform da kazandı. Havelange başkanlığı birçok küçük ülkenin oylarını toplayarak ve Fifa’nın toplayacağı zenginliği paylaşmaya söz vererek kazandı. O zaman ve sonrasında yolsuzluk göstergeleri başladı. Para, örgütün yüzlerce üyesi üzerinden dağıldı ve stadyum inşa edecek ve çocukları eğitecek resmi kurumlar yerine ahlaksız kişilerin cebine gittiğinde hemen hemen kimsenin haberi olmadı.

Conn 1974’ten beri Fifa’nın bazı doğru faaliyetler yaptığına işaret ederken dikkatli. Sepp Blatter 1998’de başkan seçildiğinde kalkınma parası dağıtacağına söz vererek Fifa’nın küçük ülkelerinin oylarını topladı. Ve dağıttı. Afrika ülkelerindeki erkek ve kız çocukları için hayatları daha iyiye doğru değiştiren ve bazı Afrika ülkelerini futbol merkezi yapan stadyumlar, eğitim tesisleri ve kalkınma programları var. Futbol bazı kuşatılmış ülkelerde ciddi olumlu bir etki yaptı. Sürpriz olmayan bir şekilde Blatter Nobel Barış Ödülü almayı bile bekledi.

Ancak Blatter da bir ahlaksızlık kültürünü besledi ve ifrata gözlerini kapadı. Conn’un kitabındaki tüm tuhaf ve renkli karakterler içinde kitap için röportaj vermeyi kabul eden tek üst düzey Fifa yöneticisi o. Rezil olduğu düşünülse de başına gelenler karşısında hala şaşkın. Veya öyle söylüyor.

Spesifik olarak, gerçekşen şey, Katarlı inşaat devi ve Fifa’nın en güçlü komitelerinde uzun süre üye olan Muhammed bin Hammam’ın Blatter’ı eleyerek başkan olmak istemesiydi. 2011 yılında 25 Karayip Futbol Federasyonu yetkilisinin her biri için üstü yazısız zarflarda 40.000 doalr rüşvet vermek üzere Trinidad’a gitti. Para onlara Concacaf başkanı ve Fifa icra komitesi üyesi Jack Warner tarafından dağıtıldı. Muhammed bin Hammam başkanlık yarışında onların oyunu istiyordu.

İş arsızlığa dökülünce, parayı alması beklenen bazıları duraksadı ve olay hakkında konuştu. New York’taki Trump Tower’da parası genel sekreteri olduğu Concacaf tarafından ödenen birkaç dairesinden birinde oturan Chuck Blazer alarma geçti. İriyarı, obez bir adam olan Blazer kendisini zengin eden bu tür rüşvetin şimdi fazla aleni olduğunu öğrenmişti. Ve burası FBI’ın devreye girdiği yer. Blazer ve diğerleri nakit olarak rüşvet ve şüpheli komisyonlar biriktiyordu ve gelir vergisi ödemiyordu. Kısa süre sonra Blazer FBI için üstünde bir dinleyici cihazı taşımaya başladı.

Fifa’nın dayanıksız kayırmacılığı dağılmaya başladı. Britanya’da politikacılar 2018 Dünya Kupası’nın İngiltere’de yapılması için başarısız olan ihalede neden milyonlar harcandığını öğrenmek istiyordu. Avusturalya Dünya Kupası’na ev sahibi olmak için 43 milyon dolar devlet parası harcanan kampanyadan sonra Fifa icra komitesinden neden sadece bir oy alabildiğini öğrenmek istiyordu. Bu oy, Conn’un belirttiği gibi, muhtemelen Beckenbauer’den gelmişti. Bu da hikayeyi tekrar Conn’un TV’den büyülenerek izlediği 1974 Dünya Kupası’na geri götürüyor. Sonunda Dünya Kupası adayları arasında kazanan Rusya ve Katar oldu.

Kitap, zaman zaman, rüşvet ve yolsuzluğun ortaya çıkışını okuyucuyu bunalmış hissedecek kadar ayrıntılı bir şekilde anlatıyor. Yine de, bu aşırılık hakkında, Conn’un “bu futbol şeflerinin halkın oyununu sömürerek işgal ettiği bütün o utanmaz, aşırı, farklı gezegen” hakkında renkli, eğitici bir anlatıma ulaşıyor. Kitapta halkın sporu suçlanmıyor, sadece onu yönetenler suçlanıyor. Bu hikayenin endişe verici olmayan tek kısmı.

John Doyle The Globe and Mail’in TV eleştirmeni ve The World Is a Ball: The Joy, Madness and Meaning of Soccer (Dünya Toptur: Futbol Coşkusu, Çılgınlığı ve Anlamı) kitabının yazarıdır

FIFA SKANDALI: INTERNATONAL SOCCER NETWORK

isn 

David Conn gibi bir ödüllü gazeteci konuştuğunda dinlersiniz. Conn bir kitap yazdığında okursunuz. Bu kesinlikle yeni kitabı FIFA SKANDALI için de geçerlidir.

FIFA SKANDALI oldukça etkileyici bir okuma; bir yönüyle tarih kitabı, bir yönüyle de teşhir. FIFA tarihi ve dünyanın en popüler sporunu sarsan yakın zamandaki yolsuzluk skandalı ile ilgili olarak yazılan en kapsamlı kitap olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Kitapta FIFA’nın mütevazı başlangıcını ve multi milyar dolarlık bir organizasyona dönüşmesini göreceksiniz. Maalesef güçlerini açgözlülük, ahlaksızlık ve yolsuzluk için kullananları da göreceksiniz. 20 yıldan fazla süren korkunç yolsuzluk, detaylarıyla ve ince ince işlenerek verilmiş. Chuck Blazer, Jack Warner, Michael Platini, Franz Beckenbauer ve hatta Sepp Blatter’ın açığa çıkarılan portrelerinin tamamı, bu kapsayıcı metin içinde bulunabilir. Başka hiçbir yerde bulunamayacak Blatter röportajıysa, kitabı almak için tek başına yeterli bir sebep.

fifa_blog1

Bir bütün olarak inanılmaz detaylı ve akıcı bir kitap, 300 sayfalık dünya çapında bir eser. Bu, Güzel Oyun’un yazarından, muhtemelen Guardian’ın en iyi muhabirinden ve FIFA skandalını gün be gün takip eden birinden beklenen şeydi. Conn bu hikayeyi yazacak en iyi isim, hepimizin sevdiği oyun hakkında farklı bir perspektife sahip olmanızı sağlayacak.

Kitap inanılmaz hoş, kolay unutmayacağınız bir tecrübe. Bütün futbolseverler için veya spor endüstrisi için ya da eski usul araştırmacı gazeteciliğe ilgi duyanlar için okunması gerekli bir kitap. Pişman olmazsınız!