Dikenli Bahçe: Lübnan (THE ECONOMIST KRİTİĞİ)

theeco

3 Temmuz 2010

  1. Küçük Devletlerden Sakının, Lübnan: Ortadoğu’nun Savaş Alanı, David Hirst.
  2. The Ghosts of Martyrs Square: An Eyewitness Account of Lebanon’s Life Struggle (Şehitler Meydanının Hayaletleri: Bir Tanığın Gözünden Lübnan’ın Yaşam Savaşı), Michael Young.

 

İki yazar Lübnan’ın karmaşık yapısını çözüyor.

 

Oldukça parçalanmış ve kavgalı küçük bir ülke olan Lübnan, hem çekici hem de korkutucu. Cazibesi tabiatından ve özgür ruhlu insanlarından ileri geliyor; yoğun zenginlikleri; bölgenin kavruk topoğrafyası ve tekdüze siyasetiyle ters düşüyor. Tehlikesiyse, patlama eğiliminde olmasından.

lubnan-on-kapak-baski

gh

 

 

 

Tüm bunlar, Lübnan’ı büyüleyici, ama aynı zamanda onun tarihini yazanlar için de riskli bir konu haline getiriyor. Değişen mezhepsel manzarasının renkli parçaları ve işlerine karışan komşuların katkılarıyla yeni şekillere evrilmesi hiç sona ermiyor. Öyle ki, bir yazar, bir anı ve perspektifi kavrayabilir ancak kitap raflarda yerini aldığı zaman kesinlikle güncellemesi gerekecektir.

 

Mesela Lübnan şu anda, yıllarca süren türbülans sonrasında aniden gelen huzur verici bir büyü ile turizm ve inşaat sektörlerinde bir patlama yaşıyor. Bu sorunlar 2005 yılında, beş kez başbakan olan milyarder Rafik Hariri’yi öldüren bombalı araç saldırısıyla başladı ve uzun süren ve rahatsız edici bir dönem olan Suriye hegemonyasını sona erdiren ayaklanmayı ateşledi. 2006 yılında İsrail ile savaşa sürüklendiler ve sonra her biri yabancı güçlerin bölgesel ihtiraslarıyla itilen hassas bir şekilde dengelenmiş hizipler arasındaki tırnak yedirten mücadele yeniden alevlendi ta ki, geçen yılki seçimleri takiben sakinleşene kadar..

 

David Hirst ve Michael Young’dan başka iki yazarın Lübnan’ın karmaşıklıklarını çözmek için daha donanımlı olduğunu düşünmek zordur. Her ikisinin de kitapları, ülkenin üzerinden şimdilik kalkmış olan ama pek yakında tekrar çökmesi muhtemel felaket yüklü havayı sızdırıyor. Elli yıllık ikametinden sonra Beyrut’taki yabancı muhabirlerin dekanı olan Hirst, kitaptaki hikayesine, çok uzun süredir Paris ve Vatikan’ı kurtarıcıları olarak görmüş Levant sahil şeridindeki Maruni Hristiyanlara bir Fransız hediyesi olarak, birinci dünya savaşının ardından Lübnan’ın yaratılmasıyla başlıyor. Lübnanlı bir bilim adamı ve yorumcu olan Young ise, açık sayısal üstünlüklerini uzun süredir kaybetmiş bu Hristiyanların hakimiyetlerini sürdürmek için yaptıkları ve başarısız oldukları mücadeleyle 1975-90 iç savaşının içinden çıkılamaz hale gelmiş dehşetinden sonraki yeniden doğuşuyla başlıyor.

 

Her ikisi de söylenenleri kaçırmayan keskin kulaklara ve iyi bir yazım üslubuna sahipler. Örneğin Hirst, Filistinlilerin, 1969’dan İsrail’in 1982’deki ezici istilasına kadar, varlığı iç savaşı kışkırtmaya yardımcı olan silahlı bir küçük devleti nasıl devam ettirdiklerini açıklayan bir FKÖ komutanının yorumunu hatırlatıyor. Lübnan, diyor, basitçe, “çitsiz bir bahçeydi.” Young, “imkansız tercihlerinin ağırlığı altında göz kapakları sarkan” yaşamaktan bıkmış Dürzi lideri Velid Canbulat örneğinde olduğu gibi keskin portreler çiziyor.

 

Onun, Tanrı’nın Şii Partisi Hizbullah’a müttefik olan ayrı bir hizip kurmak için 15 yıl sonra geri dönen hain bir Hristiyan iç savaş generali olan Michel Aoun hakkındaki tasviri tam yerinde: “Adamla ilgili rahatsız eden bir memnuniyetsizlik vardı, kâğıtların aleyhine karıldığını hisseden birinin kibri… bir taraftan hesaplı kazanımlarını korumaya doymayan birinin cahil köylü cahil şüphesi… ”

 

Young’ın, Lübnan’ın laneti olan mezhepçiliğin aynı zamanda, bireysel özgürlüğün zor bulunduğu bir bölgede bir kalkan fonksiyonu da gördüğünün gönülsüz de olsa kabulü ile yumuşatılmış bir taraflılığı var. Hikâyesindeki asıl kötü adam Suriye, müttefiki İran ve bu ikisinin ortak uşakları olan, savaşçı zihniyeti ve silahlı mücadele övgüsü daha sürdürülebilir bir politika inşa etme çabalarını kaçınılmaz olarak sabote eden Hizbullah’tır. “(Bir) Lübnan var ve (bir de) Hizbullah’ın Lübnan’ı var” sonucuna varıyor, “ya biri ya diğeri üstün gelecek, ancak ikisi aynı anda istikrarlı bir şekilde bir arada olamazlar.”

 

Hirst önyargıları konusunda daha az açık sözlü, ancak daha uzun bir bellek avantajına sahip. Lübnan’ın kendi başarısızlıkları hakkında eşit derecede gerçekçi, yakın tarihteki acılarının suçunu büyük oranda “son-emperyal kibrin, jeopolitik kaprisin ve yıkıcı şekilde yanlış yönlendirilmiş bir yardımseverliğin çok daha zalim bir örneği” olarak tanımladığı İsrail’e yüklüyor.

 

Young, sivil savaş sonrası Lübnan’ı “resmi olarak onaylanmış bir bellek kaybı temeli üzerine kurulmuş” olarak tanımlıyor. Ancak hafıza, diğer dünyalara bakan faydalı bir pencere açar. Hirst, okuyucuya 1930’lu yıllarda Lübnan hükümetinin İbranice turist broşürleri bastığını ve Tel Aviv’deki fuarlarda Lübnan pavyonlarına sponsorluk yaptığını da hatırlatıyor.