TARİH ARKANDA: ŞOFÖR WANG’İN ALTINCI HAYATI

Çin Tarihinde 1000 Yıla Uzanan Bir Keşif

Roman İncelemesi: Şoför Wang’in Altıncı Hayatı, Susan Barker

Edward Wilson

10 Temmuz 2014, the Independent

sofor-wang

incarnations

 

Şoför Wang’in Altıncı Hayatı, Çin’in Geceyarısı Çocukları olarak değerlendirilebilir. Rusdie’nin romanından oldukça farklı yanları olmakla birlikte Şoför Wang’in Altıncı Hayatı tarihsel ve kültürel kapsama alanı açısından son derece kayda değer bir roman. Çinli-Malezyalı bir aanne ve İngiliz bir babanın çocuğu olan Susan Barker, bu üçüncü romanında Çin tarihinin 1000 yıllık bir keşfine çıkarken reenkarnasyonu bir araç olarak kullanıyor.

Pekinli taksi şoförü Büyücü Wu’nun altıncı reenkarnasyonudur. Wang haline dönüşene kadar Wu, Cengiz Han’ın Moğol akıncılarının köleleştirdiği bir Çurçen oğlan, Ming Hanedanı döneminden bir cariye olan Kırlangıç Hatun, Afyon Savaşları döneminden başıboş bir çocuk Ah Qin, ve son olarak Devrimci Kızlar Kapitalizm Karşıtı Okulu’ndan gönülsüzce Maocu olmuş delifişek bir kız olduğu yaşamlar sürüyor.

Wang’in önceki yaşamlarına dair hikâyeler kendisine isimsiz mektuplar aracılığıyla aktarılıyor ve bu durum zaten kırılgan olan ruhsal durumunun tekrar tetikliyor. Güçlü bir devlet yetkilisinin oğlu olan Wang’in kaderinde taksici olmak yok aslında. Ancak çocukken evde şahit olduğu şiddet ve annesinin ortadan kaybolması dolayısıyla ortaya çıkan ruhsal çöküntü, üniversite hayatını bitiriyor.

Bir akıl hastanesine kapatılan Wang, yakın Çin tarihinin çözülememiş post-travmasını yaşayan hastalardan bir hasta oluyor. Birdenbire Kültürel Devrim’in normlarına geri dönen öğretmen Wei Hong, mesela, işinden atılmış. Wei, yedi yaşındaki öğrencilerine “Düşünce Raporları” yazdırmış ve sonra öğrencilerinin masum bir kız öğrenciyi dövüp üzerine siyah mürekkep dökmelerini istemiş. Bir başka hasta mesela, Tiananmen Meydanı’na dönüyor: “Yine müdahale etmeye başladılar! Bize ateş ediyorlar! Yere yatın yoksa vurulacaksınız!”

Wang’in önceki hayatları, bugününden daha beter. Cariye Kırlangıç Hatun’un hikâyesi Pythonesk’ten[1] dehşetli bir tona evriliyor. Sadist İmparator Jiajing erkekliğini artırmak üzere “Hint geyiği boynuzu ve penisinden” demlenen bir içecek içiyor ve hadım kâtip “Cariyelerin Bağırsak Hareketleri ve Aybaşı Döngülerini” bir deftere işliyor. İmparator, “aletine bakır pası ve yılan gübresi sıvayıp burnundan toz afrodizyaklar çekerek” cinsel birleşmeye hazırlanıyor. İmparator, elbette “Yasak Şehir’de üreme organları yerinde duran tek erkek”. Sınırsız iktidar, sınırsız zevkin önünü açıyor; her ne kadar çılgınlık seviyesinde bir zevk olsa da bu. Bıçakların İmparatoru lakabı verilen Jiajing, cariyelerini bıçakla deşmekten hoşlanıyor.

Hikâyelerinin kasvetine rağmen Barker’ın anlatıcılığı canlı ve bağımlılık yapıcı. Absürt olanı ve kara komediyi yakalayan gözleri var. Kızıl Muhafızlar Pekin’in trafik ışıklarını değiştirdiğinde ve böylece “devrimci kırmızı” “geçiş serbest” anlamına geldiğinde kaçınılmaz kazaların talihsiz kurbanları “Eski Düşünme Biçimleri”ne bağlı kaldıkları gerekçesiyle üstüne bir de eziyet görüyorlar.

Barker’ın çizdiği günümüz Pekin’i belki daha az şiddet ve saçmalık içeriyor ama şehir pis, havası kirli ve ruhsuz. İnşaat alanlarıyla dolu, her yanına “çürümüş lahana yaprakları” ve “plastik köpükten yemek kapları” saçılmış bir şehir Pekin. Maoizmin aşırılıkları steril bir maddeciliğe ve yabancılaşmaya yol açmış: “Pirinç satan adam kasanın üzerine yerleştirdiği dizüstü bilgisayarından izlediği Bruce Lee filminden gözlerini ayırmadan Wang’e para üstünü uzatıyor.”

Giderek şiirsel bir tonda, Barker, Pekin’in zehirli havasını “milyonlarca yıllık fosillerin yeryüzünün altındaki damarlardan sökülüp alınarak yakıt olarak kullanılışının laneti,” diye imliyor. Romanın gizemli mektup yazarı, diğer adıyla Gözcü, tatmin edici ve yarattığı gizemi telafi eder bir düğüm sonunda açığa çıkıyor. Kendisinden asla kaçamayacağınız bir yerde o: “Tarih peşinden geliyor… Tarih arkanda, omzuna dokunuyor ve boynunda, onun bin yıllık tozlu nefesini hissediyorsun.”

[1] Britanyalı komedi grubu Monty Python’ın kendine özgü absürt ve sürrealist mizahına gönderme yapan bir kelime. (Ç.N.)

Çeviren: Zeynel Can Gündoğdu