DEVLETİN ADAMI – LITERARY REVIEW KRİTİĞİ

literaryreview

Hikayesini gerçek olaylara dayalı bir arka planına oturtan Edward Wilson, “zamanımızın büyük gizemi, Çin’in ekonomik ve askeri bir süper güce hızla yükselmesi” dediği şey için tuhaf bir açıklama sunuyor. Kahramanının çağrışım yapan bir adı var: Catesby. Kraliçe, kendisiyle tanıştığında ona Barut Komplosu * hakkında kurnazca bir şaka yapıyor. Catesby, Savunma Bakanlığı’ndan sorumlu ilk kadın olan Lady Somers ve komünist Çin’e iltica etmeden önce Londra’nın Swinging Sixties ** döneminde seks skandallarına karışan yabancılaşmış kızı hakkındaki gerçeği ortaya çıkarmaya çalışıyor. Araştırmaları onu Moskova’ya ve daha sonra Amerika’nın Vietnam’daki savaşının tüm dehşetini gördüğü Güneydoğu Asya’ya götürüyor. Gerçek ve icat edilmiş olayların bu karmaşasını çözmek bir tarihçinin işi olabilir ancak. Bunları inandırıcı ve olası hünerli açıklamalar olarak ve dahası şok edici buldum. Gerçekten okumaya değer bir kitap.
Jessica Mann

* Barut komplosu, bir grup yönetim karşıtı İngiliz Katolik tarafından, İngiltere Kralı I. James ve diğer aristokratları öldürmek için 5 Kasım 1605’te yapılan Parlamento Binası’nı havaya uçurma girişimidir. Robert Catesby ve Guy Fawkes öncülüğünde planlanmıştır. (Wikipedia)

**  Swinging Sixties, 1960’ların ortalarında ve sonlarında Birleşik Krallık’ta  gençler arasında hakim olan, geleneksel kültürle bağını kesen ve hedonizmi odağına alarak uyuşturucu da dahil yeni bir yaşam ve moda tarzını önceleyen kültür devrimini ifade eden bir söz öbeğidir.

devletin-adami

 

 

 

Onların bildiğini bilmeye neden layık değildik? Rollıng Stone

taibbiMayer’in 12 Mart 2018’de The New Yorker’da yayınlanan “Christopher Steele: Trump Dosyasının Arkasındaki Adam” yazısı kamuoyunu öncelikle dosyanın yazarının itibarını destekler türde etkiledi.  Ama ayrıntıda tartışmaya değer kıymetli bir şey içeriyordu. Mayer -Amerikan NSA muadili- İngiliz GCHQ başkanı Robert Hannigan’ın Ağustos 2016’dan önce “Trump’ın ekibi ve Moskova” arasında “yasadışı” bir iletişim akışını yakaladığını söylüyordu. Hannigan ABD’ye uçmuş ve CIA başkanı John Brennan’ı bu iletişim hakkında bilgilendirmişti. Brennan daha sonra bu görüşmenin asıl FBI soruşturmasına ilham verdiğini ifade edecekti.

Bunu okuduğumda aklıma gelen milyonlarca sorunun ilki şuydu: “yasadışı” da ne demek?

Eğer GCHQ tarafından “yasadışı” bir şey yakalanmışsa ve bu FBI soruşturmasına yol açmışsa (FBI soruşturmasının başlamasına ilişkin birbiriyle çelişen açıklamalardan biriydi, tesadüfen) bunun, hile suçlamasının içeriğini temizlemeye yönelik bir faydası olabilirdi. Bir şey biliyorlardıysa ne olduğunu bize niye söyleyemediler? Onların bildiğini bilmeye neden layık değildik?

Guardian’a şu soruyu sordum: “Bu iletişimin ne olduğunu anlamaya yönelik bir teşebbüs söz konusu oldu mu? Bu iletişimin varlığı ne şekilde teyit edildi? Guardian’dan herhangi biri bu görüşmeleri veya transkriptlerini işitti veya gördü mü?”

Tek cümlelik cevapları şuydu:

“The Guardian’ın kaynak malzemeyle ilgilenirken sıkı ve titiz kuralları vardır.”

Bu, uluslararası bir bankadan veya ordudan almayı umabileceğiniz bir cevap, bir gazeteden değil.

Aynı soruları Mayer’e sordum. Çok daha açık sözlüydü elbette, hikâyenin öncelikle “bu iletişimin kesin niteliği kamuya açıklanmadı” diye yazan Harding tarafından yakalandığını söyledi.

Şunu da ekledi: “Sonradan Harding’in yazısındaki hususları bir kaç bilgili kaynaktan bağımsız olarak teyit ettim ve Steele hikâyesi için aylarca çalıştım, bunun için iki kez İngiltere’ye gittim.” Ama “Russiagate hikâyesi, hassas ulusal güvenlik meseleleri hakkındaki tüm haberler gibi, zor bir mesele” diye yazdı.

Yeterli çaba göstermesine rağmen “yasadışının” ne anlama geldiğini bulamadığı sonucunu çıkarabiliyorum sadece. Ayrıntı sonradan bir şekilde yayınlandı. Büyük bir iş gibi görünmüyor olabilir, ama bence öyleydi.

Açık olmak gerekirse, Trump ve Ruslar arasında 2015 yılı başlarında veya öncesinde “yasadışı” temas olduğu fikrine inanmıyor değilim. Ancak bu tür temaslar olmuşsa bunların içeriğinin halktan esirgenmesi için meşru bir neden de düşünemiyorum.

Yetkili makamlar, İsrail gibi yabancı ülkelerle endişelerini paylaşabiliyorsa, Amerikalı seçmenin neden buna hakkı olmasın? Dahası, eğer burada fikir, kaynakları ve yöntemleri ve “casusluk sanatını” korumak için işleri gizli tutmamız gerektiği ise, neden Rus yetkililerin Trump’ın zaferine tezahürat edişlerini duyma yeteneğimize ilişkin haberleri sızdırıyoruz? (Basın ordusunun yarısı, son birkaç yıldır “SIGINT” gibi terimleri kullanarak sanki bunları hayatları boyunca kullanmışlar gibi tuhaf casusluk dilinde uzmanlaştılar.)

Matt Taibbi

Rooling Stone